Tam da bu nedenle tütün kullanımı ve özellikle son yıllarda yükseliş gösteren elektronik sigara kullanımı, basit bir bireysel tercih konusu olmaktan çıkıp önemli bir halk sağlığı sorunu hâline gelmektedir. Bugün nikotine ilk temas yaşı dünya genelinde giderek düşmekte, elektronik sigaralar gençler için geleneksel tütün ürünlerine göre daha ulaşılabilir, daha cazip ve çoğu zaman daha masum görünen bir başlangıç noktası oluşturmaktadır. Halbuki nikotin bağımlılığı ergenlik döneminde edinildiğinde nörogelişimi etkileyebilir, davranış örüntülerini kalıcı hâle getirebilir ve erişkin dönemde sigara bırakmayı güçleştirebilir.
Elektronik sigara cihazlarının piyasaya girişiyle nikotin tüketimi şekil değiştirmiş; önceden sadece yanma ürünü ile alınan nikotin, artık ısıtılarak aerosol hâline getirilen likitler yoluyla alınır hâle gelmiştir. İlk kuşak elektronik sigaralar klasik sigaraya benzeyen tek kullanımlık kartuş sistemi ile çalışırken, ikinci kuşak ürünlerde likit haznesi ve yeniden doldurma özelliği devreye girmiştir. Üçüncü kuşak mod cihazlar ise watt ve voltaj ayarı sayesinde buhar yoğunluğunu artırarak daha yüksek nikotin çekimine olanak tanımıştır. Günümüzde ergenler arasında en yaygın kullanılan ise dördüncü nesil pod sistemlerdir. USB bellek boyutundaki tasarımları saklama ve taşımayı kolaylaştırmakta, çoğu zaman kokusuz olmaları ebeveyn ve öğretmenler tarafından fark edilmelerini zorlaştırmaktadır. Daha önemlisi bu cihazların büyük bölümü nikotin tuzu içermektedir. Nikotin tuzu, pH düzenlemesi sayesinde klasik nikotine kıyasla daha hızlı kana karışır ve kan-beyin bariyerini daha kolay geçer. Bu durum bağımlılığı pekiştirir, tek inhalasyonda dopamin salınımı hızla artar ve ödül mekanizması güçlü şekilde aktive olur.
Elektronik sigara likitlerinin temel bileşenleri propilen glikol, bitkisel gliserin, aroma vericiler ve nikotindir. Her biri tek başına masum görünse de ısıtıldığında kimyasal yapı değişerek formaldehit, akrolein ve asetaldehit gibi toksik bileşiklere dönüşebilir. Aerosol partikülleri nano boyuttadır ve alveollere kadar ulaşabilir, burada kana karışarak dolaşıma katılabilir. Böylece elektronik sigara kullanımı sadece solunum yollarında değil, sistemik düzeyde de etki oluşturabilir. Nikotin dolaşıma geçtiğinde katekolamin salınımını artırarak kalp hızını yükseltir, damar yapısında vazokonstriksiyona neden olur ve trombosit agregasyonunu destekler. Bu durum arteriyel sertlik ve tromboz riskinde artışa yol açabilir. Ergen beyni henüz tam olgunlaşmadığı için prefrontal korteks uyarılara karşı daha duyarlıdır. Bu nedenle nikotin alımı öğrenme, dikkat ve karar verme süreçlerinde bozulmaya, akademik performansta düşmeye ve uyku ritminin bozulmasına zemin hazırlayabilir. Dopamin üzerinden çalışan ödül mekanizması nikotin kullanımını tekrar etmeye yönlendirir; bu döngü zamanla bağımlılığa dönüşür. Sonuçta elektronik sigara “daha hafif” değil, bağımlılık açısından çoğu zaman daha güçlü bir tetikleyicidir.
Solunum sistemi açısından değerlendirildiğinde aerosolün bronş mukozasında irritasyon oluşturabileceği, hışıltı, öksürük ve efor kapasitesinde azalma ile ilişkili olduğu bildirilmektedir. Özellikle astım tanılı ergenlerde atakların tetiklenebileceği düşünülmektedir. Yağ bazlı içerikler alveoler hasara yol açabilir ve bazı ülkelerde görülen EVALI (E-cigarette or Vaping Associated Lung Injury) olguları bu riskin somut bir göstergesidir. Elektronik sigara kullanımının KOAH benzeri hava yolu yeniden yapılanmasına zemin hazırlayabileceği, uzun dönemde kronik hastalık yükünü artırabileceği de gündemdedir. Pasif maruziyet konusu ise çoğu zaman göz ardı edilir. Oysa görünür dumanın olmaması aerosollerin havada kalmasına engel değildir; kapalı alanlarda kullanım aile bireylerine ve akranlara da solunum yolu ile kimyasal maruziyet anlamına gelir. Ev içinde kullanım çocuklarda nikotin başlama riskini belirgin biçimde yükseltir.
Bu noktada tütün kontrolünde tek yönlü yaklaşımın sonuç vermeyeceği açıktır. Yasaklar gerekli olmakla birlikte tek başına çözüm üretmez; eğitim, farkındalık ve çevresel düzenleme ile desteklenmesi gerekir. Okul ortamı ergenin günlük zamanının büyük kısmını geçirdiği, akran ilişkilerinin belirleyici rol taşıdığı sosyal bir çekirdek alandır. Bu nedenle elektronik sigara kullanımına yönelik önleme çalışmalarının eğitim ortamlarında yürütülmesi önemlidir. Bilgi aktarmak yeterli değildir; gençlerin düşünmesini sağlayan, medya mesajlarını sorgulatan, akran dayanışmasını güçlendiren, sağlıklı davranışı görünür ve tercih edilir hâle getiren programlar daha etkilidir. Aile desteği ise sürecin vazgeçilmez bileşenidir. Ebeveynin sigara veya elektronik sigara kullanması çocuğun başlama riskini artırır. Yasaklayıcı ve cezalandırıcı dil çoğu zaman direnç doğururken, açıklayıcı ve anlayıcı yaklaşım çözüme daha yakındır. Ergenlik döneminde iletişim kapıları kapanmadan bilinçli rehberlik sunmak, davranış kalıplarını şekillendirmede önemli bir fırsattır.
Sağlık hizmet sunucularının da bu süreçte etkin rol üstlenmesi gereklidir. Her başvuruda nikotin kullanım öyküsünün sorgulanması, kısa danışmanlık ve motivasyonel görüşme tekniklerinin kullanılması, bırakma sürecinin izlenmesi etkili stratejilerdir. Elektronik sigaranın zararlarını soyut başlıklar yerine somut örnekler üzerinden anlatmak, özellikle spor performansı, cilt sağlığı ve nefes kapasitesi gibi ergenin yaşamına dokunan alanlara vurgu yapmak farkındalığı artırabilir. Yasal düzenlemeler ve toplum ölçeğinde denetim elektronik sigara kullanımının kontrolünde önemli yapı taşlarıdır. İnternet ve sosyal medya üzerinden yapılan satışlara erişim kolaylığı nedeniyle yaş doğrulama mekanizmalarının güçlendirilmesi, aromalı ürün satışının sınırlandırılması ve reklam içeriklerinin denetlenmesi gerekmektedir. Okul çevrelerinde satış ve tanıtım faaliyetlerinin önlenmesi, market ve büfe erişim kontrolünün etkin sürdürülmesi de uygulamaya yönelik adımlar arasında olmalıdır.
Elektronik sigara ve tütün ürünlerinin ergenlik döneminde kullanımı yalnız bugünü değil, geleceği de şekillendirir. Nikotin bağımlılığı genç yaşta başladığında erişkin dönemde sürme olasılığı artar ve kardiyovasküler hastalıklar, KOAH, maligniteler gibi kronik tabloların görülme riskini yükseltir. Bu nedenle bugün ergen sağlığı alanında yürütülen koruyucu uygulamalar yarının yetişkin toplumuna yapılan en stratejik yatırımdır. Multidisipliner yaklaşım, sürdürülebilir programlar ve toplumun tüm bileşenlerinin eş zamanlı çabası ile nikotin bağımlılığına karşı güçlü bir koruma alanı oluşturmak mümkündür.
Sonuç olarak elektronik sigara, sigaranın modern kılıfa bürünmüş masum bir alternatifi değil; nikotin bağımlılığının yeni ve daha sinsi yüzüdür. Ergen beyninin gelişim çağında nikotinle karşılaşması, zamanla bir alışkanlık değil, yaşam boyu taşınabilecek bir gölge yaratır. Elektronik sigaraların renkli tasarımları, tatlı aromaları ve dijital çağın cazibesi altında gizlenen gerçek, gençlerin akciğerlerine değil, geleceğine çekilen duman çizgisidir. Bu nedenle yalnızca yasak koymak yeterli değildir; gençlere duvar değil, anlayış, bilgi ve sağlıklı seçenekler sunmak gerekir. Onlara bağımlılığın kısa hazzı değil, özgür nefesin uzun vadeli değeri anlatılmalıdır. Bir gencin elinden elektronik sigarayı almak zor olabilir; ama onun eline bilimsel bilgi, doğru rehberlik ve umut bırakmak mümkündür.
Ve unutmamak gerekir ki bugün koruduğumuz her genç, yarın daha temiz nefes alan bir toplumun teminatıdır. Gökyüzünü gri duman değil, özgürce alınan bir nefes doldurmalı, geleceğin gençlerine bıraktığımız miras paketli duman değil; sağlıklı yaşamın berrak ufku olmalıdır.