Edebiyatta Doktor Notları I – Tanıklığın Hekimi: Camus'un Veba'sında Dr. Rieux

İnsan yaşamının doğumdan ölüme her aşamasına tanıklık eden mesleklerden biridir hekimlik. Eğer durup bakmaya, duymaya ve gördükleriyle hemhâl olmaya gönüllü olurlarsa, hekimler insan olmanın en kırılgan hâllerine yakından şahitlik ederler. Edebiyat ise aynı kırılganlığı kelimelerle görünür kılar. Hekimliğin tanıklık ettiği hayatı, edebiyat anlamlandırmaya çalışır. Belki de bu yüzden edebiyatta doktor karakterleri yalnızca hastalıkları değil, insanı anlatmanın da en güçlü araçlarından biri olmuş; yazarlar tarafından tekrar tekrar yaratılmıştır.

İnsanın yalnızlığını en çarpıcı biçimde anlatan yazarlardan Nobel Edebiyat Ödüllü Albert Camus da Veba romanında Dr. Bernard Rieux karakteriyle bunu başarır. Dr. Rieux ile birlikte yalnızca bir salgını değil, bir hekimin belirsizlik karşısındaki duruşunu, korkuyla ilişkisini ve mesleğinin dönüşümünü de izleriz. Oran kentinde ölü sıçanların görülmesi ve ilk hastanın ölümüyle birlikte Dr. Rieux'nun zihninde bir şüphe doğar.

"İşte o andan itibaren korku ve korkuya eşlik eden düşünme halidir başladı."

Ancak korkunun sözcüklere dökülmesi zaman alır. "Veba" sözcüğü ilk kez telaffuz edildiğinde bile Dr. Rieux tereddüt ve kararsızlık içindedir.

"Aslında felaketler ortak şeylerdir ama başa geldiğinde insan inanmakta güçlük çeker. Dünyada savaş kadar veba da yaşanmıştır. Vebalar da, savaşlar da insanı hazırlıksız yakalar. Doktor Rieux da kentliler kadar hazırlıksızdı…."

Ancak herkesten farklı olarak Dr. Rieux’un şaşkınlığına bulantı duygusuyla kendini hissettiren endişe duygusu eşlik etmeye başlar.

"Nedeni basitti, insan doktor olunca acıyla ilgili bir fikir edinir ve hayal gücü biraz fazla çalışır."

Ardından Dr. Rieux, "gereksiz gölgeleri" kovalamayı bırakır; kabul edilmesi gerekeni kabul eder ve yapılması gerekeni yapmaya başlar. Camus'nün çizdiği hekim portresi tam da burada belirginleşir. Dr. Rieux kahraman değildir; olağanüstü koşullar karşısında görevini yapmayı sürdüren sıradan bir hekimdir. Belki de onu unutulmaz yapan tam olarak budur. Ancak konu ölümcül bir salgın olduğunda, Dr. Rieux mesleğinin daha önce tanımadığı bir yüzüyle karşılaşır.

"Mesleği Rieux'ye daha önce hiç bu kadar ağır gelmemişti. O zamana kadar hastaları onu işini kolaylaştırıyordu; kendilerini ona teslim ediyorlardı. Doktor ilk kez onların çekingen, kuşkucu bir şaşkınlıkla hastalıklarının derinlerine sığınmış olduklarını hissediyordu."

Veba'nın korku, acı, gözyaşı ve ölümden oluşan tekdüzeliği içinde belki de en çok değişen kişi Dr. Rieux'nun kendisidir. Sürekli ölümle karşılaşmak zamanla acıma duygusunu da dönüştürür.

"Acımak işe yaramadığında ondan bıkılır."

Aylar boyunca insanüstü bir çabayla gece gündüz çalışan Dr. Rieux, salgının istatistiklerine karşı bile, "Gündelik görevlerini eksiksiz yerine getirmekten başka bir şey düşünmeyen ve ne son harekâtın yapılacağı ne de ateşkes olacağı umudu taşıyan büyük savaş muhariplerine yakışan o dalgın kayıtsızlık..." noktasına sürüklenir. Camus burada yalnızca Dr. Rieux'nun değil, sürekli acıyla karşılaşan bütün hekimlerin taşıdığı ağır yükü de anlatır. Sürekli acıyla yüz yüze kalmak, insanın duygularına tutunabileceği boşlukları giderek azaltır. Ama aslında acı karşısında kayıtsızlık gibi görünen şey acıma duygusunun kaybolması değil; acının hiç bitmemesidir.

Veba sona erdiğinde bile onun ektiği kuşku ve kayıtsızlık tohumları yaşamaya devam eder; umudun sözünü etmek ise zaman alacaktır. Dr. Rieux da artık salgının başındaki hekim değildir. İçine öylesine sessiz bir acı yerleşmiştir ki veba sona erdiğinde onun bu denli ansızın bitmiş olmasını kabullenmekte zorlanır.

Ancak Camus, "Vebalıların lehine tanıklık etmek, bir anı bırakmak ve felaketlerin ortasında neler öğrenildiğini, insanların içinde hor görülecek şeylerden çok, hayranlık duyulacak şeylerin bulunduğunu" anlatacak tanığı Dr. Rieux'da bulur.

Belki de bu yüzden Dr. Rieux yalnızca Oran kentinin doktoru değildir. Her salgında, her depremde, her savaşta, her yoğun bakım nöbetinde yeniden karşımıza çıkar. Hekimliğin yalnızca bilgiyle değil; sorumluluk, dayanıklılık ve tanıklıkla da ilgili olduğunu hatırlatır.

"Peki ama veba ne demek? Hayat demek, işte hepsi bu."