Bu yazıda diyabetik ayak nedir, nasıl oluşur ve diyabetli bireyler kendilerini bu riskten nasıl koruyabilir, kısaca bu başlıklara değinilecektir.
Diyabet, kan şekerinin yükselmesiyle seyreden kronik bir endokrin hastalıktır ve zamanla vücuttaki birçok organı etkiler. Bu etkiler çoğunlukla damar yapılarında hasar oluşturarak ortaya çıkar. Uzun süre kontrolsüz seyreden yüksek kan şekeri, özellikle alt ekstremitelerde sinir hasarına (diyabetik nöropati) ve damar hasarına (diyabetik vaskülopati) yol açar.
Sinirlerde meydana gelen hasar, ayaklarda his kaybına neden olur. Bu durumda hasta ayağını bir yere çarptığında, keskin veya sert bir cisme bastığında yaralandığını fark etmeyebilir. Önlem alınmayan bu küçük travmalar zamanla açık yaralara dönüşebilir. Deri üzerinde ya da çevrede bulunan bakterilerin bu açık yara alanına yerleşip çoğalmasıyla yumuşak doku enfeksiyonları gelişebilir.
Bu tabloya, sık ve uzun süreli geniş spektrumlu antibiyotik kullanımına bağlı antibiyotik direnci ile damar hasarı nedeniyle oluşan kan dolaşımının azalması eklendiğinde; derin dokulara ilerleyen, nekroz (gangren) ile seyreden ve iyileşmesi zor diyabetik ayak yaraları ortaya çıkar.
Yaranın ciddiyetini belirlemek için; çevre damarların durumu, kemiğin etkilenip etkilenmediği ve yara bölgesinde çoğalan mikroorganizmaların saptanması amacıyla çeşitli muayene ve tanı yöntemlerine başvurulması gerekir. Diyabetik ayak, tedavi planlamasında multidisipliner yaklaşım gerektiren bir sorun hâline gelir. Genel cerrahlar, kalp-damar cerrahları, ortopedistler, enfeksiyon hastalıkları ve endokrinoloji uzmanları ile yara bakım ekiplerinin birlikte çalışması çoğu zaman zorunludur. Bu süreç hem hasta hem de sağlık ekibi açısından uzun ve yıpratıcı olabilir.
Hangi Bulgular Diyabetik Ayağın Habercisi Olabilir?
Aşağıdaki durumlar diyabetik ayak açısından uyarıcı olmalıdır:
- Ayaklarda normal dokuda ağrı hissi
- Karıncalanma, yanma veya uyuşma
- Ayaklarda his kaybı
- Ayağın sert bir cisme çarpması ya da uzun süre soğuğa maruz kalması
- Fark edilmeyen, zamanla büyüyen veya derinleşen yara ya da ülser
- Küçük bir yara etrafında kızarıklık, şişlik veya sıcaklık artışı
Bu bulgular, o bölgede enfeksiyon gelişmiş olabileceğine işaret edebilir.
Tedavi Edilmezse Ne Olur?
Diyabetik ayak yaraları erken dönemde fark edilip tedavi edilmezse, derin dokulara ve kemiğe kadar ilerleyebilir. Bu aşamada ilaç tedavisi yetersiz kalabilir ve geniş miktarda ölü doku oluşabilir. Böyle durumlarda, enfeksiyonun yayılmasını önlemek ve hastanın hayatını kurtarmak amacıyla parmak, ayak ya da bacağın bir kısmının cerrahi olarak ampüte edilmesi gerekebilir.
Korunmak İçin Neler Yapılmalı?
Ampütasyon, diyabetik hastalar için istenmeyen ve yaşam kalitesini ciddi biçimde etkileyen bir sonuçtur. Bu riski azaltmak için koruyucu hekimlik ve hastanın kendi bakımına özen göstermesi büyük önem taşır:
- Kan şekeri düşürücü ilaçlar düzenli kullanılmalıdır
- Kan şekeri sık aralıklarla kontrol edilmeli ve hedef aralıkta tutulmalıdır
- Ayaklar her gün yara, kızarıklık ve çatlak açısından kontrol edilmelidir
- Ayak bakımı düzenli yapılmalı, gerekirse profesyonel bakım hizmeti alınmalıdır
- Ayaklar temiz, kuru ve sıcak tutulmalı; yumuşak havlu ve pamuklu çoraplar tercih edilmelidir
- Dar, sert veya ayağı sıkan ayakkabılardan kaçınılmalıdır
- Sigara kullanılmamalıdır; sigara yara iyileşmesini olumsuz etkiler
- Boya uygun ve sağlıklı kiloda kalınmalıdır (doktor ve diyetisyen desteği önemlidir)
- Küçük yaralanmalar dahi ihmal edilmeden hekime başvurulmalıdır
Sonuç
Diyabet, yaşam boyu süren kronik bir hastalıktır. Bu nedenle diyabetli bireyler, yaşları ne olursa olsun düzenli takip ve tedavilerine özen göstermelidir. Kan şekeri kontrolü sağlanarak ve uygun ayak bakımı yapılarak diyabetik ayak yaralarının büyük ölçüde önlenmesi mümkündür.
Diyabetik ayak yaralarının önlenmesi, yalnızca ampütasyon riskini azaltmakla kalmaz; aynı zamanda daha kaliteli ve sağlıklı bir yaşamın da anahtarıdır.
Sağlıklı günler temennisiyle.