Çocukluk Biraz da Burun Akıntısıdır

Telaşla acile gelen pek çok anne babanın ilk cümlesi benzerdir: “Hocam çocuğumun burnu akıyor.” Kimi zaman telaş vardır, kimi zaman yorgunluk, bazen de hafif bir sitem. Çocukluk çağında burun akması, çoğu ailenin sandığından çok daha sıradan, ama bir o kadar da yanlış anlaşılan bir durumdur.

Çocukların burunları, yetişkinlerinkine benzemez. Daha dardır, daha hassastır ve dış dünyayla temasları çok daha yoğundur. Kreşler, okullar, oyun alanları; hepsi mikroplarla dolu sosyal laboratuvarlardır. Bu yüzden bir çocuğun burnunun sık akması çoğu zaman bir hastalıktan çok, çalışan bir savunma sisteminin işaretidir. Burun akıntısı, vücudun “içeriye bir şey girdi, ben bunu temizliyorum” deme biçimidir.

Her burun akması aynı değildir. Şeffaf ve sulu bir akıntı genellikle basit bir üst solunum yolu enfeksiyonuna ya da alerjik bir duruma eşlik eder. Rengi koyulaştığında, kıvamı değiştiğinde ya da günlerce aynı şekilde devam ettiğinde ailelerin kaygısı artar, bu anlaşılır bir durumdur. Ancak burada önemli olan süreden çok çocuğun genel hâlidir. Oyun oynayan, iştahı yerinde, ateşi olmayan bir çocuğun akan burnu çoğu zaman aceleci müdahaleler gerektirmez.

En sık yapılan hatalardan biri, burun akmasını durdurmaya odaklanmaktır. Oysa burun akıntısı çoğu zaman durdurulması gereken bir sorun değil, vücudun yaptığı bir temizliktir. Gereksiz ilaçlar, özellikle de küçük yaş grubunda, bu doğal süreci baskılayabilir. Burun açıcı spreylerin bilinçsiz kullanımı, kısa vadede rahatlatıcı gibi görünse de uzun vadede burnun kendi dengesini bozabilir. Çocuk hekimi olarak en çok zorlandığımız konulardan biri de budur: “Bir şey yapmadan beklemek” aileler için çoğu zaman en zor reçetedir.

Burun temizliği denildiğinde de ölçü kaçırılmamalıdır. Nazal yıkama, doğru şekilde ve uygun sıklıkta yapıldığında faydalıdır; ancak gün içinde defalarca, zorlayarak yapılan uygulamalar çocuğu yorar, burnun iç dokusunu tahriş eder. Burada amaç burnu tamamen kuru hâle getirmek değil, çocuğun rahat nefes almasını sağlamaktır.

Burun akmasına eşlik eden belirtiler önemlidir. Yüksek ateş, şiddetli halsizlik, nefes almada zorlanma, kulak ağrısı ya da haftalarca geçmeyen koyu renkli akıntı varsa elbette değerlendirme gerekir. Ama her burun akması, her hırıltı, her hapşırık bir antibiyotik gerekçesi değildir. Çocukluk çağında bağışıklık sistemi deneyerek öğrenir; bu süreç bazen ebeveynler için sabır sınavına dönüşür.

Ailelere en sık söylediğim şey şudur: Çocuğun burnu akabilir, ama çocuk akmıyorsa, yani genel durumu iyiyse, çoğu zaman endişe edecek bir durum yoktur. Ilık bir ortam, yeterli sıvı alımı, temiz hava ve çocuğun rahat bırakılması çoğu zaman en etkili yaklaşımdır. Hastalıkla değil, çocukla ilgilenmek gerekir.

Burun akması çocukluk döneminin kaçınılmaz eşlikçilerinden biridir. Onu her seferinde düşman gibi görmek yerine, vücudun verdiği bir sinyal olarak okumak, hem çocuğu hem aileyi gereksiz müdahalelerden korur. Bazen tıpta en doğru yaklaşım, acele etmemeyi bilmektir.