Alt ıslatma (enürezis), özellikle 5 yaşından sonra hâlâ devam ediyorsa fiziksel nedenler kadar psikolojik boyutuyla da mutlaka ele alınması gereken bir durumdur. Bu konu, çocuğun gelişimine “küçük bir sorun” olarak değil, onun ruh dünyasına açılan önemli bir kapı olarak yaklaşmayı gerektirir.
Ürperten Gerçek: Çocuk Suçu Değil, Duygusudur
Toplumda hâlâ birçok aile çocuklarını “utangaçlık”, “tembellik” ya da “dikkatsizlik” ile suçluyor.
Hatta kimi çocuklar kardeşi doğduğu için kıskanıyor sanılıyor, kimi ise “inat yapıyor” diye etiketleniyor.
Oysa bilimsel çalışmalar, alt ıslatmanın çocukların çoğunda bir davranış değil, duygu yükü olduğunu gösteriyor.
Psikologlara göre alt ıslatmanın arkasında sık görülen nedenler:
-
Kaygı bozukluğu
-
Aile içi çatışmalar
-
Okul değişikliği, taşınma gibi ani değişimler
-
Kardeş doğumu sonrası duygusal dengesizlik
-
Aşırı otoriter ebeveyn tutumu
-
Kendini ifade edememe
Bu nedenle alt ıslatma yalnızca bir ıslaklık değil; çocuğun biriktirdiği, söyleyemediği, boğazında düğümlenen duygularının dışa vurumudur.
Ceza En Büyük Hata: Çocuğun Utancı Derinleşir
Birçok ebeveyn, istemeden de olsa şu cümleyi kuruyor:
“Bak yine yaptın!”
“Artık büyüdün, bu çok ayıp.”
“Yine olursa seni doktora götürürüm!”
Bu yaklaşım, çocuğun yaşadığı kaygıyı iki katına çıkarıyor.
Çünkü çocuk zaten kontrol edemediği bir durum yüzünden suçluluk hissediyor; bir de ebeveyn baskısı eklenince ortaya utanç, içe kapanma ve özgüven kaybı çıkıyor.
Unutmayalım:
Alt ıslatma bir inat değildir.
Bir davranış bozukluğu değildir.
Bir cezayla düzeltilebilecek bir konu hiç değildir.
Duyguyu Dinlemek Tedavinin Yarısıdır
Psikolojik yaklaşımda ilk adım çocuğun duygularını anlamaktır. Sorular basit olabilir:
-
“Son günlerde seni üzen bir şey oldu mu?”
-
“Okulda zorlandığın bir durum var mı?”
-
“Yeni bir kardeşin olması seni nasıl hissettirdi?”
-
“Bir şey söylemekte zorlandığında bana anlatabilirsin.”
Buradaki amaç, çocuğa “yanındayım, seni duyuyorum” mesajını vermektir.
Aile Tutumu: Eleştirmek Değil, Desteklemek
Çocuk gelişim uzmanlarının önerdiği temel ilkeler:
1. Suçlamayın – Kucaklayın.
Sorunu değil çocuğun duygusunu merkeze alın.
2. Düzeni oturtun.
Uyku saati, sıvı tüketimi ve tuvalete gitme alışkanlığı düzenli olmalı.
3. Utandıran cümlelerden uzak durun.
“Sen artık büyüdün” yerine “Bunu beraber aşacağız” demek çok daha iyileştiricidir.
4. Küçük başarıları mutlaka takdir edin.
Kuru geçen bir gece bile çocuğun güvenini tazeler.
5. Gerekirse profesyonel destek alın.
Psikolog desteği, çocuğun kaygısını anlamayı ve yönetmeyi kolaylaştırır.
Asıl Mesaj: Çocuk Savunmasız Değil, Hassastır
Alt ıslatma çoğu zaman geçicidir.
Ama doğru yönetilmezse çocuğun psikolojisinde kalıcı izlere dönüşebilir.
Bu yüzden ebeveynler için en önemli görev, çocuğu sorunun bir parçası olarak görmek değil; çözümün merkezine sevgiyle oturtmaktır.
Her çocuk, kendini ifade edecek güvenli bir limana ihtiyaç duyar.
O liman anne-baba olur, öğretmen olur, bir uzman olur…
Ama mutlaka güven, şefkat ve sabır üzerine kurulur.
Son Söz
Bir çocuğun altını ıslatması, onun “büyümediğinin” değil, derinlerde bir şeylerin konuşmak istediğinin işaretidir.
Çocuklar bazen anlatamaz…
Bazen kelime bulamaz…
Ama bedenleri konuşur.
Ve biz yetişkinler, o sessiz dili anlayabildiğimiz sürece çocuklarımızın geleceği daha güçlü, daha mutlu ve daha güvenli olur.

YORUMLAR