Çocuk ve Ergenlerde Görülen Başlıca Bağımlılıklar ve Riskler

Bağımlılık denildiğinde çoğu zaman yetişkinler akla gelir. Oysa bağımlılık, köklerini çok daha erken yaşlarda, çoğu zaman sessizce atar. Çocukluk ve ergenlik dönemi; merakın, denemenin, sınırları zorlamanın yoğun olduğu bir süreçtir.

Bu dönem aynı zamanda, bireyin bağımlılıklara en açık olduğu kırılgan bir zaman dilimidir.

Bugün çocuk ve ergenlerde bağımlılık yalnızca maddeyle sınırlı değildir. Ekranlar, dijital oyunlar, sosyal medya, enerji içecekleri hatta alışveriş davranışları bile bağımlılık çerçevesinde değerlendirilmesi gereken yeni risk alanları olarak karşımıza çıkmaktadır.

Dijital Ekran ve Oyun Bağımlılığı

Günümüz çocuklarının büyük bölümü ekranla çok erken yaşta tanışıyor. Tabletler, akıllı telefonlar ve bilgisayar oyunları; doğru kullanıldığında eğitici olabilirken, kontrolsüz kullanımda ciddi bir bağımlılığa dönüşebiliyor.

Ekran bağımlılığı; dikkat dağınıklığı, uyku bozuklukları, öfke kontrolünde zorlanma, sosyal geri çekilme ve akademik başarının düşmesiyle kendini gösterir. Çocuk, ekran başında olmadığı zaman huzursuzlanıyor, oyundan koparıldığında aşırı tepki veriyorsa bu durum basit bir “alışkanlık” olmaktan çıkmış olabilir.

Sosyal Medya Bağımlılığı

Ergenlik dönemi, kimlik arayışının en yoğun yaşandığı dönemdir. Sosyal medya ise bu arayışı çoğu zaman sağlıksız bir zemine taşır. Beğenilme isteği, onay alma ihtiyacı ve sürekli karşılaştırma hali; ergen ruh sağlığını ciddi biçimde zorlar.

Sosyal medya bağımlılığı; özgüven sorunları, beden algısı bozuklukları, kaygı ve depresyon riskini artırır. Sanal dünyada var olma çabası, gerçek ilişkilerin yerini almaya başladığında alarm zilleri çalmaya başlar.

Sigara, Alkol ve Madde Kullanımı

Ne yazık ki çocuk ve ergenlerde sigara ve alkolle tanışma yaşı giderek düşmektedir. “Bir kereden bir şey olmaz” düşüncesiyle başlayan denemeler, kısa sürede alışkanlığa dönüşebilir. Özellikle arkadaş çevresi, aile içi tutumlar ve rol modeller bu süreçte belirleyici rol oynar.

Madde kullanımı ise yalnızca bireyin sağlığını değil, eğitim hayatını, sosyal ilişkilerini ve geleceğini doğrudan tehdit eder. Erken yaşta başlayan madde kullanımı, bağımlılığın daha hızlı ve daha ağır seyretmesine neden olur.

Enerji İçecekleri ve Uyarıcı Maddeler

Son yıllarda çocuklar arasında enerji içeceklerinin masum bir tüketim ürünü gibi algılanması ciddi bir sorundur. Yüksek kafein ve uyarıcı içerikler; kalp ritim bozukluklarından uyku problemlerine, kaygı artışından dikkat sorunlarına kadar pek çok riski beraberinde getirir.

Bu içeceklerin “zararsız” olduğu algısı, bağımlılık riskini daha da görünmez kılmaktadır.

Bağımlılıkta En Büyük Risk: Fark Edilmemesi

Çocuk ve ergenlerde bağımlılığın en tehlikeli yönü, çoğu zaman geç fark edilmesidir. “Yaşı küçük, geçer”, “Herkes oynuyor”, “Bir dönemlik heves” gibi cümleler, sorunun büyümesine zemin hazırlar.

Oysa bağımlılık, erken fark edildiğinde önlenebilir bir sorundur. Ailelerin yargılayıcı değil, anlayan ve sınır koyan bir tutum sergilemesi; çocukla sağlıklı iletişim kurması hayati önemdedir.

Ne Yapmalı?

Bağımlılıkla mücadelede yasaklardan çok rehberlik etkilidir. Çocuğun hayatında sporun, sanatın, sosyal ilişkilerin ve aile içi iletişimin güçlü olması en koruyucu faktördür. Ekran sürelerinin yaşa uygun şekilde sınırlandırılması, rol model olunması ve gerektiğinde profesyonel destek alınması ihmal edilmemelidir.

Unutulmamalıdır ki çocuklar söyleneni değil, görüleni yapar. Sağlıklı alışkanlıklar, önce evde başlar.

Bağımlılıkla mücadele yalnızca bireysel bir çaba değil; aileyi, okulu ve toplumu kapsayan bir sorumluluktur. Geleceğimizi emanet ettiğimiz çocuklarımız için bu sorumluluğu ertelemeye hakkımız yoktur.