Bu konunun seçilmesinde kişisel deneyimlerin de etkisi bulunmaktadır. Çocukluk döneminde sık sık diş hekimine gitmiş biri olarak, diş tedavileri sırasında kullanılan aeratör cihazının çıkardığı “vızıldayan” sesin bende yoğun bir korku oluşturduğu gözlemlenmiştir. Bununla birlikte, diş hekiminin giydiği beyaz önlük de zamanla bu korkuyu pekiştiren bir unsur haline gelmiştir. Benzer deneyimlerin birçok çocukta da görüldüğü ve bu faktörlerin diş hekimine karşı fobi gelişiminde etkili olduğu düşünülmektedir.
Bu makalede, çocuk hastalarda diş hekimi korkusunun oluşma nedenleri, bu korkunun sonuçları ve özellikle pedodonti alanında uygulanabilecek çözüm yolları ele alınacaktır.
Çocuklarda diş hekimi korkusunun oluşma nedenleri
1. Psikolojik Faktörler
Çocuklar için bilinmeyen ortamlar ve alışılmadık sesler korku kaynağı olabilmektedir. Diş kliniğinde karşılaşılan aletler, özellikle aeratörün çıkardığı yüksek ve keskin ses, çocuk tarafından ağrı ile ilişkilendirilebilmektedir. Bu durum, çocuğun zihninde diş tedavisini acı verici bir deneyim olarak kodlamasına yol açmaktadır.
Ayrıca, çocukluk döneminde yaşanan ilk diş hekimi deneyimleri büyük önem taşımaktadır. Olumsuz bir ilk deneyim, çocuğun uzun yıllar boyunca diş hekiminden kaçınmasına neden olabilmektedir.
2. Aile (Ebeveyn) Faktörü
Çocuklarda diş hekimi korkusunun oluşmasında ebeveynlerin tutumu oldukça belirleyicidir. Bazı ebeveynler, farkında olmadan çocuklarını diş hekimi ile korkutabilmekte ya da kendi korkularını çocuklarına yansıtmaktadır. Örneğin, “yaramazlık yaparsan iğne yaparlar” gibi ifadeler, çocukta hekimlere karşı olumsuz bir algı oluşturabilmektedir.
Oysa ebeveynlerin, çocuklara diş hekimlerini bir “yardımcı” ve “dost” olarak tanıtması, beyaz önlüğü korku unsuru olarak değil, sağlıkla ilişkilendirilen bir sembol olarak sunması büyük önem taşımaktadır. Bu yaklaşım, çocuğun diş hekimi ziyaretlerine daha olumlu bakmasını sağlamaktadır.
3. Diş Hekiminin Rolü
Özellikle pedodonti alanında çalışan diş hekimlerinin çocuklarla kurduğu iletişim, diş hekimi korkusunun oluşması ya da azaltılmasında belirleyici bir role sahiptir. Soğuk, mesafeli ve yalnızca tedavi odaklı bir yaklaşım, çocuk hastanın kaygı düzeyini artırabilmektedir. Bu nedenle çocuklarla çalışırken empati kurabilen, səmimi ve güven verici bir iletişim tarzı benimsenmelidir.
Bu noktada pedodontide yaygın olarak kullanılan modern davranış yönlendirme yöntemlerinden biri olan “Tell–Show–Do” tekniği büyük önem taşımaktadır. Bu yöntemde diş hekimi, uygulanacak işlemi önce çocuğa basit ve anlaşılır bir dil ile anlatır, ardından kullanılacak aletleri ve yapılacak işlemi görsel olarak gösterir ve son aşamada işlemi uygular. Örneğin, aeratör cihazı kullanılmadan önce çocuğa bu aletin ne işe yaradığı anlatılarak, sesi kısa süreli olarak tanıtılabilir. Bu yaklaşım, çocuğun bilinmezlik korkusunu azaltmakta ve diş tedavisine karşı daha güvenli bir tutum geliştirmesine yardımcı olmaktadır.
Bu tür davranış yönlendirme teknikleri sayesinde çocuk hastalar kendilerini daha rahat hissetmekte, diş hekimi ile aralarında olumlu bir ilişki kurulmakta ve tedavi süreci daha başarılı bir şekilde ilerlemektedir.
Diş hekimi korkusunun çocuklar üzerindeki etkileri
Diş hekimi korkusu yaşayan çocuklar, genellikle diş tedavilerinden kaçınmakta ve bu durum ağız ve diş sağlığının zamanla bozulmasına yol açmaktadır. Tedavi edilmeyen çürükler, enfeksiyonlara ve daha karmaşık tedavilere neden olabilmektedir.
Ayrıca, çocukluk döneminde kazanılan bu korku, yetişkinlikte de devam edebilmekte ve bireyin düzenli diş kontrollerinden uzak durmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle, diş hekimi korkusunun erken dönemde ele alınması büyük önem taşımaktadır.
Çocuklarda diş hekimi korkusunun azaltılması ve yöntemi
Çocuklarda diş hekimi korkusunun azaltılabilmesi için klinik ortamın çocuklara uygun şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. Özellikle yalnızca çocuk hastalarla çalışan diş hekimlerinin muayene odalarının resmi ve soğuk bir atmosferden uzak olması önemlidir.
Muayene odasının çizgi film karakterleri, renkli duvarlar ve oyuncaklarla donatılması, çocuğun kendini daha rahat hissetmesini sağlayabilir. Ayrıca, diş hekiminin giydiği beyaz önlük yerine renkli ya da üzerinde çizgi film karakterleri bulunan önlükler tercih edilmesi, çocukların hekimle daha kolay iletişim kurmasına yardımcı olabilir. Maskelerin ve diğer ekipmanların da renkli olması, korku algısını azaltan unsurlar arasında yer almaktadır.
Diş hekiminin çocukla ilk etapta səmimi bir ilişki kurması, onu tanıması ve tedaviye başlamadan önce güven kazanması büyük önem taşımaktadır. Bu tür yaklaşımlar, çocuğun diş hekimi deneyimini olumlu hale getirmekte ve korkunun zamanla azalmasına katkı sağlamaktadır.
Sonuç olarak, çocuk hastalarda diş hekimi korkusu, birçok faktörün bir araya gelmesiyle oluşan yaygın bir problemdir. Psikolojik etkenler, ebeveyn tutumları ve diş hekiminin yaklaşımı bu korkunun şekillenmesinde önemli rol oynamaktadır. Özellikle çocukluk dönemindeki kişisel deneyimler, diş hekimi korkusunun temelini oluşturabilmektedir.
Bu korkunun azaltılabilmesi için hem ailelerin hem de diş hekimlerinin bilinçli hareket etmesi gerekmektedir. Çocuk dostu klinik ortamlar, samimi hekim–hasta ilişkisi ve olumlu ilk deneyimler, çocukların diş hekimine karşı geliştirdiği korkunun önlenmesinde etkili olacaktır. Böylece, çocukların ağız ve diş sağlığı korunacak ve ilerleyen yaşlarda daha sağlıklı bireyler olmalarına katkı sağlanacaktır.