Hastanelerin günlük yaşamında en sık duyulan kelimelerden biridir.
Bir hastanın değerlendirilmesi sırasında başka bir uzmanlık alanının görüşüne ihtiyaç duyulduğunda konsültasyon istenir. Acil servislerde, yoğun bakım ünitelerinde, servislerde ve polikliniklerde her gün yüzlerce kez kullanılan bu kelime, çoğu zaman yalnızca rutin bir işlem gibi algılanır. Oysa kökenine bakıldığında konsültasyon, tıbbın en temel ilkelerinden birini içinde barındırır: birlikte düşünmek.
“Konsültasyon” kelimesi Latince “consultare” fiilinden gelir. Bu fiil, “danışmak”, “görüş almak”, “müzakere etmek” ve “birlikte değerlendirmek” anlamlarını taşır. Daha eski kökü olan “consulere” ise yalnızca fikir sormayı değil, aynı zamanda “birinin iyiliğini gözetmek”, “onun yararını düşünmek” anlamını da içerir. Kelimenin tarihsel yolculuğu incelendiğinde, merkezinde her zaman ortak akıl ve ortak sorumluluk kavramlarının bulunduğu görülür.
Antik Roma’da devlet işlerinin yürütülmesinde görev alan consul'ler, önemli kararları istişare ederek alan yöneticilerdi. Bu nedenle kelimenin kökeninde yalnızca bilgi alışverişi değil, birlikte karar verme kültürü de vardır. Konsültasyon, ilk anlamından itibaren tek kişinin bilgeliğine değil, farklı bakış açılarının bir araya gelmesine dayanır.
Tıp tarihinde ise konsültasyon kavramının belirginleşmesi uzmanlaşmanın gelişmesiyle paralel ilerlemiştir. Hipokrat döneminde hekimlik daha bütüncül bir alan olarak görülürken, bilimsel bilginin artmasıyla birlikte farklı uzmanlık alanları ortaya çıkmıştır. Özellikle 19. yüzyılda patoloji, cerrahi, pediatri, dahiliye ve daha sonra gelişen birçok alt uzmanlık dalı birbirinden ayrıldıkça tek bir hekimin tüm bilgi alanlarına hâkim olması imkânsız hâle gelmiştir. Böylece konsültasyon, modern tıbbın doğal bir gerekliliği olarak doğmuştur. Aslında bu dönüşüm yalnızca tıbbın değil, bilimin genel gelişiminin de bir sonucudur. Bilgi genişledikçe uzmanlık derinleşmiş, uzmanlık derinleştikçe iş birliği kaçınılmaz hâle gelmiştir. Günümüzde herhangi bir hastanın tanı ve tedavi süreci, klinisyenler, radyologlar, patologlar, laboratuvar uzmanları, hemşireler, eczacılar ve birçok sağlık profesyonelünün ortak katkısıyla şekillenmektedir. Bu açıdan bakıldığında konsültasyon, modern sağlık sisteminin görünmez omurgalarından biridir.
Uzun yıllar boyunca tıp kültüründe “iyi hekim her şeyi bilir” anlayışı hâkim olmuştur. Ancak günümüzde iyi hekimlik tanımı değişmiştir. Çünkü artık bilginin miktarı, tek bir insanın tümünü taşıyabileceği sınırların çok ötesindedir. Bu nedenle çağdaş tıp pratiğinde değer verilen özellik, her sorunun cevabını bilmek değil; hangi sorunun cevabını kimin daha iyi bileceğini bilmektir.
Konsültasyonun gücü de burada ortaya çıkar.
Çünkü konsültasyon, bireysel bilginin sınırlarının kabul edilmesi ve hasta yararı için ortak akla başvurulmasıdır. Günümüzde multidisipliner yaklaşımın önemini gösteren çok sayıda çalışma bulunmaktadır. Onkoloji konseyleri, transplantasyon ekipleri, perinatoloji kurulları ve yoğun bakım toplantıları gibi yapılanmaların temelinde aslında kurumsallaşmış konsültasyon anlayışı yer alır. Farklı disiplinlerden uzmanların aynı hasta etrafında bir araya gelmesi, tanısal doğruluğu artırmakta, tedavi seçeneklerini genişletmekte ve hasta güvenliğini güçlendirmektedir.
Ancak konsültasyonun değeri yalnızca bilimsel katkısıyla sınırlı değildir. Kelimenin içinde önemli bir mesleki erdem de saklıdır: tevazu. Çünkü danışmak, her şeyi bilmediğini kabul etmeyi gerektirir. Bu yönüyle konsültasyon yalnızca teknik bir süreç değil, aynı zamanda mesleki olgunluğun da göstergesidir. Bilimin ilerlemesini sağlayan şey çoğu zaman kesin cevaplar değil, doğru sorular olmuştur. Konsültasyon ise çoğu zaman o soruların sorulabildiği zemini oluşturur. Bugün elektronik sistemlerde birkaç tıklamayla gerçekleştirilen bir işlem gibi görünse de konsültasyonun özü değişmemiştir. Hâlâ bir görüş alışverişidir. Hâlâ farklı bilgi alanlarının ortak bir amaç etrafında buluşmasını ifade eder. Hâlâ tek bir kişinin bilgisinden çok, ortak aklın gücüne dayanır.
Belki de bu kelimenin en önemli hatırlatması şudur: Tıp tarihi boyunca büyük ilerlemelerin çoğu, yalnız çalışan insanların değil, birlikte düşünen insanların eseridir. Ve bazen bir hastanın iyileşme yolculuğunda en değerli katkı, verilen yanıttan önce sorulan şu soruda saklıdır: