Bir Çocuğun Fiziksel ve Zihinsel Gelişiminde Genetik mi Daha Etkilidir Yoksa Çevresel Uyaranlar mı?

Araştırma görevlisi olduğu 8 yıl boyunca pediatri alanında çeşitli tanı grupları ile klinik çalışma deneyimi olan, akabinde pediatrik sorunlara aktivite biliminde pek çok dersten sorumlu olan Aktivite Temelli Ergoterapi, İnsan Sağlığında Koruyucu Yaklaşımlar ve Su içi Rehabilitasyon kitaplarının yazarı ve ayrıca bir koruyucu anne olan öğretim üyemiz Prof. Dr. Hülya YÜCEL’in kaleminden...

Genetik, çocuğun var olan potansiyelidir; boy uzunluğu, göz rengi ve saç yapısı gibi fiziksel özellikleri, mizacı, bazı hastalıklara yatkınlığı gibi özelliklerde genetik önemlidir; yani genler, çocuğun çerçevesini çizer. Çevre ise bu potansiyelin ne kadar ve nasıl kullanılacağını belirler. Beslenme, aile tutumu ve ebeveyn-çocuk ilişkisi, eğitim kalitesi, sosyoekonomik koşullar, oyun, sosyal etkileşim ve uyarıcılar, stres, travma ya da güvenli ortam; çevresel faktörlerdir. Örneğin, genetik olarak zeka potansiyeli yüksek bir çocuk; yetersiz beslenme, ihmal veya uygun olmayan eğitim ortamında bu potansiyeli açığa çıkartamayabilir ya da tam kullanamayabilir.

Hangisi daha etkilidir; genetik mi, çevre mi?

Fiziksel gelişimde, genetik daha baskındır, ancak çevresel faktörler (özellikle beslenme ve sağlık) ciddi fark yapar.Zihinsel ve duygusal gelişimde ise çevresel faktörler genellikle daha belirleyicidir. Zeka gelişiminde çevresel uyaranlar; oyunlar, kitaplar, sohbet, kaliteli eğitim ve sevgi dolu iletişim zekânın gelişimini büyük ölçüde destekler. Yani zeka evet doğuştan gelir, ama geliştirilir.

Mizaç (utangaç, çekingen, hareketli, sakin olma gibi)genlerden gelir. Çevre ise buna değerler, özgüven, empati, sorumluluk katar. Dolayısıyla aynı mizaca sahip iki çocuk, farklı aile ortamlarında çok farklı kişilikler geliştirebilirler.

Davranış sorunları açısından dürtüsellik ve dikkat sorunlarına yatkınlık genetiktir. Çoğu davranış problemi çevresel düzenlemelerle azalabilir ya da önlenebilir. Tutarsız disiplin, şiddet, ihmal, aşırı baskı çevresel faktörlerdir. Şimdi anladık mı, çocuklarda şiddet eğilimi gibi davranış sorunlarının eğitimle önüne geçilebileceğini!

Yaş gruplarına göre genetik ve çevre etkisi

0–3 yaş (temel dönem), en kritik dönemlerden biridir. Genetik, çocuğun refleksleri ve mizacından; çevre ise güven duygusu, beyin gelişimi ve bağlanmadan sorumludur. Bu dönemde, sevgi, temas, konuşma ve oyun, beyin bağlantılarını artırır.İhmal ve aşırı stres ise kalıcı etkiler bırakabilir. “Şımarmak” bu yaşta olmaz.

3–6 yaşta (keşif ve oyun dönemi) merak düzeyi ve hareketlilikgenlerden gelir. Dil gelişimi, özgüven ve sosyal becerilerçevre ile şekillenir. Bu dönemde, oyun yoluyla öğrenme çok etkilidir. Çocuğun dünyası oyundur. Aman dikkat! Sürekli eleştiri, özgüveni zedeler. Destekleyici yaklaşım ise öğrenme isteğini artırır.

6–12 yaşta (okul çağı) akademik yatkınlıklar genetiktir.Çalışma alışkanlığı, sorumluluk, benlik algısı çevre ile şekillenir. Bu dönemde “Sen tembelsin” gibi etiketler çok zararlıdır. “Çok uğraştın”gibi çabasını övmek ise başarıyı artırır. Ailenin ilgisi, çocukta nottan daha etkilidir.

12–18 yaşta (ergenlik dönemi), fiziksel/hormonal değişimlerin zamanı ve hızı genetiktir. Kimlik, duygusal denge ve risk alma davranışları çevre ile oluşturulur. Bu dönemde, aşırı kontrol çocuğu isyan ettirir, aşırı serbestlik ise güvensizliğe sebepolur. Ergenlik dönemindeki aile iletişimi ve anlayış, genetikten çok daha belirleyici olabilir. Unutmayalım, ergen size karşı gelmiyor, kendini bulmaya çalışıyor. “Sınır + anlayış” en sağlıklı dengedir.

Özetle; genetik altyapıdır, çevre ise yön, hız ve sonuçtur. Velhasıl bir çocuğun fiziksel ve zihinsel gelişimi genetik özellikleri ve çevresel faktörlerin birlikte etkileşimiyle şekillenir. Genetikte “Ne olabilir?” ile ilgilenilirken Çevre “Ne olur?” sorusuna cevap verir. Çocuğun hayatını değiştiren şey çoğu zaman genleri değil, ona nasıl davranıldığıdır. Çocuğungelişiminde değiştirilebilen, bizlerin elinde olan kısım çevredir, bu yüzden anne-baba/bakımveren tutumu ve eğitim çok değerlidir.