Beyaz Önlüğün Bayramı: 14 Mart

Takvimde bazı günler vardır; yalnızca bir tarih değildir. Bir mesleğin hafızasını, bir idealin ruhunu ve bir geleneğin ağırlığını taşır. 14 Mart da işte böyle bir gündür. Bu tarih, kökleri itibarıyla tıbbiyelilerin ve hekimlik mesleğinin günüdür.

Bugün çoğu kişi 14 Mart’ı yalnızca bir kutlama günü olarak görür. Oysa bu tarihin ardında güçlü bir hikâye, derin bir tarih ve büyük bir meslek geleneği vardır.

Hikâye, 1919 yılının İstanbul’unda başlar.

Birinci Dünya Savaşı’nın ardından şehir işgal altındadır. Boğaz’da yabancı savaş gemileri demirlemiş, payitahtın üstüne ağır bir gölge düşmüştür. Bu zor günlerde Haydarpaşa’daki Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane, yalnızca bir eğitim kurumu değil; aynı zamanda fikirlerin ve cesaretin toplandığı bir mekândır.

14 Mart 1919 günü tıbbiyeli öğrenciler bir araya gelir. Görünürde bir meslek toplantısı yapılacaktır. Fakat o gün Tıbbiyeliler yalnızca bir toplantı düzenlemez; aynı zamanda bir duruş sergiler.

Okulun kuleleri arasına Türk bayrağı asılır.

İşgal altındaki İstanbul’da yükselen bu bayrak, yalnızca bir sembol değildir. O gün tıbbiyeli gençler, mesleklerinin onurunu ve milletin haysiyetini aynı anda temsil eder.

Bu olay, 14 Mart’ın tarihsel hafızada özel bir yer edinmesine yol açar.

İşte bu nedenle 14 Mart’ın hikâyesi doğrudan tıbbiyelilerle ve hekimlik mesleğiyle başlar.

Hekimlik, tarih boyunca yalnızca bir meslek olarak görülmemiştir. Bilgi, sorumluluk ve vicdanın birleştiği ağır bir görev olarak kabul edilmiştir. İnsan hayatına dokunan, bazen bir kararın bir hayatı değiştirdiği bir meslek…

Bu yüzden hekimlik uzun ve zorlu bir eğitim sürecinin ardından kazanılan, büyük bir sorumluluk taşıyan bir meslektir.

Bir hekim yalnızca hastalıklarla mücadele etmez. Aynı zamanda umudu ayakta tutmaya çalışır. Bazen en zor anlarda, en kritik kararların eşiğinde bulunur.

Bu yönüyle hekimlik, yalnızca teknik bir uzmanlık değil; aynı zamanda güçlü bir meslek ahlakı ve insanlık sorumluluğudur.

14 Mart’ın anlamı da tam olarak burada ortaya çıkar.

Bu tarih, bir meslek geleneğinin hatırlanmasıdır.
Bir okuldan doğan bir ruhun yaşatılmasıdır.
Tıbbiyelilerin taşıdığı meslek onurunun yeniden hatırlanmasıdır.

Bugün 14 Mart’ı kutlamak, yalnızca bir günü hatırlamak değildir.

Aynı zamanda hekimlik mesleğinin tarihini, sorumluluğunu ve idealini hatırlamaktır.

Çünkü 14 Mart, tıbbiyelilerin yaktığı bir meşalenin adıdır.

Ve o meşale, bir asrı aşkın süredir hekimlik mesleğinin onurunu aydınlatmaya devam etmektedir.