Bir aile hekiminin gözünden karaciğer yağlanmasının ihmal edilen gerçeği.
Aile hekimliğinde sık karşılaştığımız bir tablo var. Hasta kendini iyi hisseder; ağrısı yoktur, belirgin bir şikâyeti yoktur. Ancak bir kan tahlili ya da ultrason sonucu masaya düştüğünde şu cümle duyulur: “Karaciğerde yağlanma var.”
İşte bu noktada çoğu hasta rahatlar. Çünkü ağrı yoktur, sarılık yoktur, günlük hayat sorunsuzca devam etmektedir. Oysa karaciğer yağlanması; sessiz, sinsi, ilerleyici ve tehlikeli bir hastalıktır.
Karaciğer yağlanmasının birçok nedeni olabilir: genetik yatkınlık, insülin direnci, diyabet, bazı ilaçlar… Ancak klinik pratiğin bize net biçimde gösterdiği bir gerçek vardır. Temel neden, çoğu zaman fazla kilolardır. Daha doğrusu, baskülde görülen fazlalığın karaciğerdeki yansımasıdır.
İyi haber şudur: Süreç gecikilmeden ele alındığında, yani kişi kilo vermeye başladığı anda, karaciğerdeki yağlanma önce azalır, ardından tamamen ortadan kalkabilir. Sadece yüzde 7–10’luk bir kilo kaybı bile karaciğer enzimlerini düzeltebilir, yağlanmayı geriletebilir ve iltihabi süreci yavaşlatabilir ya da durdurabilir. Bunu defalarca gördük, hâlâ da görüyoruz.
Kötü haber ise şudur: “Nasıl olsa bir şey olmuyor” düşüncesiyle süreç ötelenirse, karaciğer yağlanması iltihaplanmaya, ardından fibrozise ve nihayetinde siroza, hatta kansere kadar ilerleyebilir. Bu aşamadan sonra kilo vermek elbette faydalıdır; ancak çoğu zaman eski, sağlıklı karaciğeri geri getirmeye yetmez. Yani geç kalındığında baskül düzelir, fakat karaciğer aynı hızda iyileşmez.
Burada önemli bir yanılgıyı da düzeltmek gerekir. Karaciğer yağlanması sadece çok kilolu bireylerin sorunu değildir. Bel çevresi genişlemiş, hareketsiz, gizli insülin direnci olan normal kilolu kişilerde de görülebilir. Ancak tablo ağırlaştıkça ortak payda yine aynıdır: metabolik yük ve kilo fazlalığı.
Bir aile hekimi olarak hastalarıma şunu söylüyorum: Karaciğer yağlanması, vücudun size verdiği erken bir uyarıdır. Bir fırsat penceresidir. Bu pencere açıkken doğru beslenme, düzenli fiziksel aktivite, sürdürülebilir kilo kaybı ve yaşam tarzı değişikliğiyle hastalık tamamen geri dönebilir.
Ama bu uyarıyı görmezden gelirsek, karaciğer sessizliğini bozar. O zaman konuşan artık tahliller değil; geri dönüşü zor, hatta ölüme kadar gidebilen ciddi hastalıklar ve komplikasyonlar olur.
Son sözüm şudur: Basküldeki fazlalık karaciğerde birikir. Zamanında verilen kilo, karaciğeri ve hayatınızı kurtarır. Geciken her adım ise telafisi zor bir hasarın habercisi olabilir.
Daha fazla gecikmeden, karaciğerinizdeki sessiz yangını, yani verdiği yağlanma alarmını lütfen çok ciddiye alalım. Sağlıklı, huzurlu günler dilerim.
En içten sevgi ve saygılarımla.
Ailenizin hekimi
Dr. Yavuz Selim Sılay