Babalar günü

Babaların bugünü kutlu olsun gibisinden içi boş cümlelerin sayısız tekrarı ile geçiştirilen kutlamalar yerine, o günün anlam ve önemine binaen yazmak istedim. Bu açıdan babalar günü diğer insanlar tarafından babalarına şükran ve minnet duygularını ifade eden kelimeler içeren mesajlarla kutlanabilir. Ben, babalar gününü önce evlatların gözünden ele alacağım. Evlatlar olmasa babalar olmazdı, desem yanlış olmaz. Babaların babalar gününü kutlamasını sağlayan evlatların varlığıdır. Babalara gelince; babaların da hesap vermeleri gerektiğinden yola çıkarak, evlatlarına karşı görev ve sorumluluklarını yerine getirmeleri üzerinde duracağım. Babalık, Prof. Dr. Erhan Ayşan’ın deyimiyle ‘karşılıksızlık’tır. Bunu bilerek önemseyerek ve bu kavramdaki özveriye hürmet ederek başlamak istiyorum. Karşılıksız sevmenin, karşılıksız özvermenin, karşılıksızlığın yanında sınırsızlığı da ekledikten sonra karşılıksız bırakıp gitmenin değerini hiçbir şey ölçemez. Tekrar etmeliyim; karşılıksızlığın yerini hiçbir şey tutamaz. Karşılıksızlıkta; Nazım Hikmet’in tek romanının adı ile mükemmel özetlendiği gibi ‘kan konuşmaz’ ya da biraz bilimsel söyleyecek olursak; ‘gen konuşmaz’ yani ainesi işidir kişinin lafa bakılmaz. Yani bunun genle soyla ilgisi yoktur. Tamam babalık gen meselesidir ama gen aktarımı olmaksızın da mükemmel babalık yapan çok tanıdığım var. Çünkü; baba olmak sadece bir çocuğun dünyaya gelmesine vesile olmak değildir. Baba olmak koşulsuz sevgiyle korumak, zor zamanlarda güç vermek, doğru yolu göstermek ve her koşulda yanında olmaktır. Bir evladın ilk kahramanı, en güvenli limanı ve hayat boyu örnek aldığı kişi olmaktır. ‘Babam ve Oğlum’ adlı filmin son sahnesindeki gibi bazen evladının gidişine engel olması gerektiğini bilmektir. Çünkü baba o yollardan daha önce gitmiş, görmüş ve geri dönmüştür. Yani en azından yoldaki engeller engebeleri zorlukları riskleri tehlikeleri biliyordur, anlamında. Yoksa elbette her evlat kendi olma yolunu kendi başına yürüyecektir. Bu yol boyu kol kanat germek olarak değildir. Azığını erzağını hazırlamak, haritasını cebine sokuşturmak, gocuğunu giydirmek şemsiyesini eline vermek, atını seçmesine izin vermek ve tabancasını yedeğine koymaktan öte gitmemelidir. Orson Welles’in dediğini biraz değiştireceğim; baba olmak; yaşlılığın ne olduğunu bilmeyen gençlere, gençliğin ne olduğunu bilen biri olarak yol göstermektir.
Bu bakımından ‘babalığın’ adı üstünde yapılan işin hiçbir nesnel sebebi olmadan yapılması esastır. Sonunda başarı elde edilirse iyi olur. Buradaki başarının kelime olarak karşılığı mutluluktur. Mutluluk olmadan başarı olursa ne işe yarar. Ben elimden geleni yaptım, ama olmadı demenin, mutsuz insanlar ordusuna bir nefer katmaktan başka katkısı olmaz. Konuyu Marcus Aurelius’un sözünü biraz değiştirerek bitirelim; evlatların mutluluğu babaların başarısıdır ya da tersi evlatların mutsuzluğu, babaların başarısızlığıdır. Mutlu babalar olmanız dileğiyle.