BİLİM

ABD'de Çocukluk Çağı Aşı Takvimindeki Değişikliklerde Politikanın Baskısı

Prof. Dr. Ercan Yenilmez, CDC'nin aşı takviminde yaptığı değişikliğin epidemiyolojik ihtiyaçtan yola çıkan degil, politik bir çerçevede başlatılmış, şeffaf bir bilimsel konsensüs sürecinden geçmemiş bir sürecin ürünü olduğunu vurguladı.

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi | Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Ercan Yenilmez, ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’nin (CDC) çocukluk çağı aşı takviminde 2026 yılı itibarıyla yaptığı değişikliklerin, kamuoyunda yanlış yorumlandığını belirterek önemli uyarılarda bulundu.

Prof. Dr. Yenilmez, söz konusu düzenlemenin bazı çevrelerde “aşılar etkisiz olduğu için kaldırıldı” şeklinde sunulmasının bilimsel gerçeklerle bağdaşmadığını, bu yaklaşımın toplum sağlığı açısından ciddi riskler barındırdığını ifade etti.

“Rutin Aşı Sayısı Azaldı” İddiası Yanıltıcıdır

CDC’nin yaptığı değişiklikle ilgili en sık dile getirilen iddialardan birinin “rutin aşı sayısının azaltıldığı” söylemi olduğunu belirten Prof. Dr. Yenilmez, bu ifadenin eksik ve yanıltıcı olduğuna dikkat çekti.

Yapılan düzenlemenin, aşıların etkinliğini ya da güvenliğini sorgulayan yeni bilimsel verilerden kaynaklanmadığını vurgulayan Yenilmez, “Burada söz konusu olan şey, aşıların bilimsel değerinin düşürülmesi değil; hangi aşının, hangi nüfus grubunda, hangi bağlamda uygulanacağına dair bir sınıflandırma değişikliğidir” dedi.

CDC’nin çocukluk çağı aşılarını;
• tüm çocuklar için rutin önerilenler,
• yalnızca yüksek riskli çocuklar için önerilenler,
• hekim ve aile arasında paylaşımlı klinik karar gerektirenler

şeklinde üç ana gruba ayırdığını belirten Yenilmez, bu yaklaşımın teknik bir düzenleme olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

“Bir Aşı Rutin Listeden Çıktıysa Etkisizdir” Algısı Bilim Dışı

Prof. Dr. Yenilmez, kamuoyunda sıkça karşılaşılan bir başka yanlış algıya da açıklık getirdi:

“Bir aşının ‘rutin öneri’ kapsamından çıkarılması, o aşının etkisiz, gereksiz ya da güvensiz olduğu anlamına gelmez. Eğer bir aşı gerçekten etkisiz ya da zararlı olsaydı, hiçbir risk grubuna önerilmezdi.”

Aynı aşıların hâlen bağışıklık sistemi baskılanmış, kronik hastalığı olan ya da epidemiyolojik açıdan risk altında bulunan çocuklar için önerilmeye devam ettiğini hatırlatan Yenilmez, bu durumun aşılara yönelik bilimsel güvenin sürdüğünün açık göstergesi olduğunu ifade etti.

Kararın Arka Planında Politik Etki Vurgusu

Prof. Dr. Yenilmez, bu değişikliğin dikkat çekici yönlerinden birinin de karar alma süreci olduğuna işaret etti. Düzenlemenin, CDC’nin klasik bilimsel danışma mekanizmalarıyla yürütülen rutin bir güncelleme sürecinden ziyade, politik bir yönlendirme ile başlatıldığını belirtti.

“Bilimsel rehberlerin, politik taleplerle şekillenmesi her zaman risklidir” diyen Yenilmez, bu tür müdahalelerin aşı programlarının yıllar içinde inşa edilen toplumsal güvenini zedeleyebileceği uyarısında bulundu.

Paylaşımlı Karar Verme Her Ülke İçin Uygun Değil

CDC’nin “paylaşımlı klinik karar verme” yaklaşımına da değinen Prof. Dr. Yenilmez, bu modelin teoride cazip görünse de pratikte ciddi altyapı gereksinimleri olduğunu vurguladı.

Bu yaklaşımın ancak;
• güçlü bir birinci basamak sağlık sistemi,
• yüksek sağlık okuryazarlığı,
• hekim ile hasta arasında güvene dayalı ve zamana yayılan ilişki,
• etkili epidemiyolojik izleme sistemleri

olan ülkelerde sınırlı biçimde uygulanabileceğini belirten Yenilmez, “Bu koşullar sağlanmadan yapılan her paylaşımlı karar vurgusu, pratikte aşının ertelenmesi ya da hiç yapılmaması sonucunu doğurabilir” dedi.

Türkiye Açısından Risk Nerede?

Türkiye için bu değişikliğin doğrudan örnek alınmaması gerektiğini net bir şekilde ifade eden Prof. Dr. Yenilmez, ülkemizin epidemiyolojik risk profilinin ABD’den farklı olduğuna dikkat çekti.

Türkiye’de hepatit A, hepatit B, influenza ve menenjit gibi aşıyla önlenebilir hastalıkların toplum sağlığı açısından hâlen önemini koruduğunu belirten Yenilmez, aşı tereddüdünün de önemli bir sorun olmaya devam ettiğini söyledi.

“Bu tür uluslararası gelişmeler bağlamından koparılarak aktarılırsa, aşı karşıtlığına malzeme üretir. Bu da toplum sağlığı açısından telafisi zor sonuçlar doğurabilir” uyarısında bulundu.

“Bilimi Güçlendirmek Zorundayız”

Değerlendirmesinin sonunda Prof. Dr. Yenilmez, söz konusu değişikliğin aşıların gereksiz olduğunu değil; bilimsel rehberlerin politik etkiler karşısında ne kadar hassas olduğunu gösterdiğini ifade etti.

“Toplum sağlığını korumanın yolu, aşıları tartışmaya açmak değil; bilimi, şeffaflığı ve güveni güçlendirmektir” diyen Yenilmez, Türkiye’nin mevcut Ulusal Aşı Takvimi’nin bilimsel gerekçelerle korunmasının hayati önem taşıdığını vurguladı.