<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss/ozel-haber" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 03 Sep 2026 10:33:40 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss/ozel-haber"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Memurların İnternet Geliri İçin Kritik Görüş: İçerik Üreticiliği Disiplin Riski Doğurabilir]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/memurlarin-internet-geliri-icin-kritik-gorus-icerik-ureticiligi-disiplin-riski-dogurabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/memurlarin-internet-geliri-icin-kritik-gorus-icerik-ureticiligi-disiplin-riski-dogurabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’nin YÖK’e gönderdiği yazıda, devlet memurlarının içerik üreticiliği, uygulama geliştiriciliği ve YouTube gibi dijital platformlardan elde ettiği gelirlerin 657 sayılı Kanun’daki ticaret yasağı kapsamında değerlendirilebileceği belirtildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Devlet memurlarının internet üzerinden gelir elde etmesine ilişkin tartışmalı başlıkta dikkat çeken bir resmi değerlendirme yapıldı. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği tarafından Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’na gönderilen yazıda, içerik üreticiliği, uygulama geliştiriciliği ve YouTube benzeri platformlardan sağlanan kazançların memuriyet mevzuatı bakımından doğurabileceği sonuçlar ele alındı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yazıda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 28. maddesinde yer alan “ticaret ve diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunma yasağı” hatırlatıldı. Bu kapsamda memurların tacir veya esnaf sayılmalarını gerektirecek faaliyetlerde bulunamayacağı, ticari nitelikteki işlerde görev alamayacağı ve belirli kazanç getirici faaliyetleri yürütemeyeceği vurgulandı.</p>

<p>Değerlendirmede yalnızca fiilen elde edilen kazanç değil, faaliyetin kazanç sağlama potansiyeli de dikkate alındı. Buna göre dijital platformlarda düzenli içerik üretmek, uygulama geliştirmek veya internet üzerinden gelir doğurabilecek faaliyetlerde bulunmak, şartlarına göre ticari faaliyet kapsamında görülebilecek.</p>

<p>Yazıda ayrıca 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’ndaki sosyal içerik üreticiliği ve uygulama geliştiriciliğine ilişkin istisna düzenlemesine de işaret edildi. Ancak bu vergi istisnasının, memurlar açısından 657 sayılı Kanun’daki ticaret yasağını otomatik olarak ortadan kaldırmadığı değerlendirildi.</p>

<p>Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’nin YÖK’e ilettiği görüş, özellikle üniversitelerde görev yapan akademik ve idari personel açısından önem taşıyor. Buna göre internetten düzenli gelir sağlayan ya da gelir elde etme potansiyeli bulunan dijital faaliyetlerde bulunan memurlar, somut olayın niteliğine göre disiplin sorumluluğuyla karşı karşıya kalabilir.</p>

<p>Uzmanlar, memurların sosyal medya, YouTube, web sitesi, reklam geliri, sponsorluk, uygulama satışı veya dijital hizmetlerden gelir elde etmeden önce kurum mevzuatını ve 657 sayılı Kanun hükümlerini dikkate alması gerektiğine dikkat çekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/memurlarin-internet-geliri-icin-kritik-gorus-icerik-ureticiligi-disiplin-riski-dogurabilir</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 11:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9628.jpeg" type="image/jpeg" length="74506"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SBÜ’de Kritik Toplantı: Sağlık Eğitiminde Kalite, Yapay Zekâ ve Akreditasyon Masaya Yatırıldı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sbude-kritik-toplanti-saglik-egitiminde-kalite-yapay-zeka-ve-akreditasyon-masaya-yatirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sbude-kritik-toplanti-saglik-egitiminde-kalite-yapay-zeka-ve-akreditasyon-masaya-yatirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bilimleri Üniversitesi, yükseköğretimde değişim, kalite güvencesi ve akreditasyon başlıklarının ele alındığı önemli bir akademik buluşmaya ev sahipliği yaptı. TSEDAD tarafından düzenlenen programda; tıp ve sağlık eğitiminde kalite, yapay zekâ, esnek öğrenme, klinik yeterlik ve sürekli akreditasyon süreçleri öne çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Eğitiminde Yeni Dönem: Yapay Zekâ ve Akreditasyon Konuşuldu</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesinin ev sahipliğinde gerçekleştirilen Tıp ve Sağlık Eğitimi Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (TSEDAD) toplantısı, yükseköğretimde değişen eğitim anlayışı, kalite güvencesi ve akreditasyonun geleceğine ilişkin önemli değerlendirmelere sahne oldu.</p>

<p>“Yükseköğretimde Değişim, Kalite ve Akreditasyon” başlığıyla düzenlenen toplantıda; tıp eğitimi başta olmak üzere sağlık programlarında kalite kültürünün güçlendirilmesi, yapay zekânın eğitim süreçlerine etkisi, esnek öğrenme modelleri, klinik yeterliklerin ölçülmesi ve sürekli kalite güvencesi başlıkları ele alındı.</p>

<p>Çok sayıda üniversite, bakanlık teşkilatı ve 17 farklı ilden temsil ağına sahip olan TSEDAD’ın; sağlık eğitimi, kalite güvencesi ve akreditasyon alanında Türkiye genelinde güçlü bir paydaş yapısını bir araya getirdiği vurgulandı.</p>

<p>Toplantının açılış konuşmaları, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın ve SBÜ Kurucu Rektörü Prof. Dr. Cevdet Erdöl tarafından yapıldı. Programda; iki dönem Sakarya Üniversitesi Rektörlüğü yapan, 2018-2022 yılları arasında Yükseköğretim Kalite Kurulu Başkanlığı görevini yürüten ve 2022-2026 döneminde Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü olarak görev alan Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi İcra Kurulu Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Elmas, “Yükseköğretimde Değişim, Kalite ve Akreditasyon” başlıklı kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi.</p>

<p>Rektör Aydın: Tıp ve Sağlık Eğitiminde Kalite, Hasta Güvenliğiyle Doğrudan İlişkili</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın, toplantının açılışında yaptığı değerlendirmede, yükseköğretimin yalnızca akademik programların güncellenmesiyle değil; öğrenme biçimlerinin, kalite güvence süreçlerinin, ölçme ve değerlendirme yöntemlerinin ve kurumsal iş birliklerinin yeniden ele alınmasıyla güçlü bir dönüşüm sürecinden geçtiğini belirtti.</p>

<p><img alt="Sağlık eğitiminde yapay zekâ ve akreditasyon konuşuldu" class="detail-photo img-fluid" height="844" src="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9575.jpeg" width="1320" /></p>

<p>Aydın, tıp ve sağlık eğitiminin niteliğinin yalnızca akademik başarı göstergeleriyle değil, mezunların sahada ortaya koyduğu klinik yeterlik, etik sorumluluk ve hasta güvenliğine katkıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Sağlık alanında eğitim veren kurumların sorumluluğunun diğer yükseköğretim alanlarına göre daha doğrudan toplumsal sonuçlar ürettiğine dikkat çeken Aydın, mezunların bilgi, beceri, klinik muhakeme, etik tutum ve toplumsal sorumluluk bakımından güçlü biçimde yetiştirilmesinin önemini vurguladı.</p>

<p>Yapay zekâ, dijitalleşme ve veri temelli eğitim yönetiminin üniversiteler için yeni imkânlar sunduğunu belirten Aydın, bu teknolojilerin doğru kullanılması hâlinde öğrenci gelişiminin daha yakından izlenebileceğini, öğrenme eksiklerinin daha erken fark edilebileceğini ve programların daha hızlı iyileştirilebileceğini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aydın, buna karşın yapay zekânın tıp ve sağlık eğitiminde insan muhakemesinin yerine geçecek bir unsur olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Yeni dönemde öğrencilerin yalnızca dijital araçları kullanabilen değil; bu araçların ürettiği bilgiyi sorgulayabilen, doğrulayabilen, etik sınırları bilen ve nihai kararı mesleki sorumlulukla verebilen sağlık profesyonelleri olarak yetiştirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Sağlık eğitiminde yapay zekâ ve akreditasyon konuşuldu-1" class="detail-photo img-fluid" height="852" src="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9574.jpeg" width="1320" /></p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesinin sağlık eğitimi alanındaki geniş birikimi, uygulama odaklı yapısı ve farklı kurumlarla kurduğu güçlü iş birliği zeminiyle bu dönüşüm sürecine katkı sunmayı önemsediklerini dile getiren Aydın, toplantının yükseköğretimde ortak aklın geliştirilmesi açısından değerli olduğunu belirtti.</p>

<p>Erdöl: Sağlık Eğitiminde Kalite Kültürü İnsan Merkezli Olmalı</p>

<p>SBÜ Kurucu Rektörü Prof. Dr. Cevdet Erdöl, açılış konuşmasında tıp ve sağlık eğitiminin insan hayatına doğrudan temas eden özel bir sorumluluk alanı olduğunu belirtti.</p>

<p>Erdöl, sağlık alanında yetiştirilen her öğrencinin yalnızca mesleki bilgiyle değil; etik duyarlılık, insani sorumluluk, iletişim becerisi ve topluma hizmet bilinciyle donatılması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Yükseköğretimde kalite kültürünün sağlık eğitimi açısından ayrı bir önem taşıdığını vurgulayan Erdöl, akreditasyon süreçlerinin kurumlara yalnızca standartları hatırlatan teknik bir mekanizma değil; eğitimin niteliğini sürekli geliştiren, öğrenci kazanımlarını görünür kılan ve mezunların topluma katkısını güçlendiren bir rehber niteliği taşıdığını kaydetti.</p>

<p>Erdöl, bilimsel ve teknolojik gelişmelerin sağlık eğitimine yeni imkânlar sunduğunu ancak bu dönüşümün merkezinde insanı, hasta güvenliğini ve etik sorumluluğu korumanın vazgeçilmez olduğunu belirtti.</p>

<p>Yapay zekâ ve dijital teknolojilerin eğitim süreçlerinde destekleyici rol üstlenebileceğini ifade eden Erdöl, tıp ve sağlık alanında nihai sorumluluğun insan aklında, vicdanında ve mesleki muhakemesinde kalması gerektiğine dikkat çekti.</p>

<p>Erdöl, TSEDAD çatısı altında yürütülen kalite ve akreditasyon odaklı çalışmaların, Türkiye’de sağlık eğitiminin ortak standartlar etrafında güçlenmesine ve kurumlar arası deneyim paylaşımının artmasına katkı sunacağını ifade etti.</p>

<p>Elmas: Değişim, Kalite ve Akreditasyon Birlikte Ele Alınmalı</p>

<p>Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi İcra Kurulu Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Elmas, “Yükseköğretimde Değişim, Kalite ve Akreditasyon” başlıklı sunumunda yükseköğretimde yaşanan dönüşümün yalnızca teknolojik gelişmelerle sınırlı olmadığını; eğitim modellerinden kalite güvence sistemlerine, ölçme ve değerlendirme süreçlerinden akreditasyon yaklaşımına kadar bütüncül bir değişimi zorunlu kıldığını ifade etti.</p>

<p><img alt="Sağlık eğitiminde yapay zekâ ve akreditasyon konuşuldu-2" class="detail-photo img-fluid" height="847" src="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9576.jpeg" width="1320" /></p>

<p>Elmas, üniversitelerin değişen öğrenci profili, dijitalleşme, yapay zekâ teknolojileri ve iş gücü piyasasının yeni beklentileri karşısında daha esnek, izlenebilir ve öğrenen yapılar hâline gelmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Yükseköğretimde kalite güvencesinin yalnızca belirli dönemlerde hazırlanan raporlar veya kurum ziyaretleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayan Elmas, eğitim süreçlerinin sürekli izlenen, veriye dayalı ve iyileştirmeye açık bir yapıya dönüştürülmesi gerektiğini kaydetti.</p>

<p>Sunumda, esnek öğrenme modelleri, mikro-yeterlikler, önceki öğrenmelerin tanınması, kısa süreli sertifika programları ve kişiselleştirilmiş eğitim imkânlarının yükseköğretimin yeni döneminde daha fazla önem kazanacağı değerlendirildi.</p>

<p>Yapay Zekâ Eğitimde Destek Aracı, Kararda İnsan Denetimi Olmalı</p>

<p>Toplantının öne çıkan başlıklarından birini yapay zekânın öğrenme, öğretme ve değerlendirme süreçleri üzerindeki etkisi oluşturdu.</p>

<p>Yapay zekâ teknolojilerinin dil, içerik üretimi, veri analizi, görsel tanıma ve karar destek sistemleri gibi alanlarda hızla gelişmesinin, klasik sınavlara ve notlara dayalı değerlendirme sistemlerini yeniden tartışmaya açtığı ifade edildi.</p>

<p>Yapay zekânın öğrenciye kişiselleştirilmiş öğrenme desteği sunabileceği, klinik senaryoların çeşitlendirilmesine katkı sağlayabileceği, ölçme-değerlendirme süreçlerinde veri analizi imkânı oluşturabileceği ve akademik programların güçlü ya da gelişmeye açık yönlerinin daha görünür hâle gelmesine yardımcı olabileceği belirtildi.</p>

<p>Bununla birlikte yapay zekâ destekli sistemlerin tıp ve sağlık alanında hatasız kabul edilemeyeceği; bu nedenle öğrencilerin yapay zekâ çıktısını sorgulama, kaynak doğrulama, klinik bağlamı değerlendirme ve etik sorumluluk bilinciyle karar verme becerilerinin güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Toplantıda, yapay zekâ çağında sağlık eğitiminin temel hedeflerinden birinin de yalnızca teknolojiyi kullanan değil; teknolojiyi doğru yorumlayan, denetleyen ve insan yararına yöneten sağlık profesyonelleri yetiştirmek olduğu ifade edildi.</p>

<p>Akreditasyon, Tıp Eğitiminde Güven ve Standart Kültürünü Güçlendiriyor</p>

<p>Toplantıda, tıp eğitimi başta olmak üzere sağlık programlarında akreditasyonun yalnızca kurumsal bir belge alma süreci olarak görülmemesi gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Akreditasyonun; eğitim programlarının hedefleri, öğrenme çıktıları, klinik uygulama imkânları, ölçme-değerlendirme yöntemleri ve sürekli iyileştirme mekanizmaları açısından güvence sağlayan önemli bir kalite aracı olduğu belirtildi.</p>

<p>Tıp eğitiminde kalite güvencesinin, öğrencinin mezuniyet öncesi dönemde hangi bilgi, beceri ve tutumları kazandığının somut kanıtlarla izlenmesini gerektirdiği ifade edildi. Bu kapsamda klinik beceri eğitimleri, hasta başı uygulamalar, simülasyon merkezleri, vaka temelli öğrenme, profesyonel davranış değerlendirmeleri ve nesnel yapılandırılmış klinik sınavların önemi öne çıktı.</p>

<p>Sağlık eğitiminin yalnızca tıp fakülteleriyle sınırlı olmadığına dikkat çekilen toplantıda; diş hekimliği, eczacılık, hemşirelik, fizyoterapi, beslenme ve diyetetik, sağlık yönetimi ve diğer sağlık programlarında da kalite güvencesinin ortak bir kurumsal kültüre dönüşmesi gerektiği değerlendirildi.</p>

<p>Kalite, Mezunun Sahadaki Yetkinliğiyle Ölçülmeli</p>

<p>Toplantıda, sağlık programlarının akreditasyonunda ders sayısı ve eğitim süresinden ziyade mezunun gerçek klinik ortamda ne yapabildiğine odaklanılması gerektiği ifade edildi.</p>

<p>Klinik yeterliklerin yalnızca çoktan seçmeli sınavlarla ölçülemeyeceği; hasta başı gözlem, simülasyon, vaka çözümü, sözlü sınavlar, klinik portfolyolar, beceri uygulamaları ve profesyonel davranış değerlendirmeleri gibi birden fazla doğrudan kanıtla desteklenmesi gerektiği belirtildi.</p>

<p>Yapay zekâ ve dijital sağlık becerilerinin de tıp ve sağlık eğitiminin temel mesleki yeterlikleri arasında yer alması gerektiğine dikkat çekildi.</p>

<p>Bu kapsamda mezunlardan yalnızca yapay zekâ araçlarını kullanmalarının değil; bu sistemlerin önerilerini değerlendirmeleri, olası hataları fark etmeleri ve nihai klinik kararı kendi mesleki muhakemeleriyle verebilmeleri beklendiği vurgulandı.</p>

<p>Toplantıda ele alınan yaklaşımların, TSEDAD tarafından ilan edilmiş yeni bir akreditasyon standardı olmadığı; yükseköğretim, tıp eğitimi ve sağlık eğitiminin geleceğine ilişkin değerlendirme ve öneriler niteliği taşıdığı özellikle belirtildi.</p>

<p>Programın soru-cevap bölümünde rektörler, rektör yardımcıları, dekanlar ve öğretim üyeleri görüşlerini paylaşarak, yönelttikleri sorular ve yaptıkları değerlendirmelerle toplantıya katkı sundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sbude-kritik-toplanti-saglik-egitiminde-kalite-yapay-zeka-ve-akreditasyon-masaya-yatirildi</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 19:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9573.jpeg" type="image/jpeg" length="92610"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tumbatu’nun Yarım Kalan Gülüşleri Türkiye’nin Desteğiyle Tamamlandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/tumbatunun-yarim-kalan-gulusleri-turkiyenin-destegiyle-tamamlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/tumbatunun-yarim-kalan-gulusleri-turkiyenin-destegiyle-tamamlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Afrika’nın Renkleri Derneği ile TİKA’nın Tanzanya’nın Tumbatu Adası’nda yürüttüğü projede 942 kişi muayene edildi, binlerce diş tedavisi gerçekleştirildi. Proje sonunda adaya tam donanımlı diş kliniği kazandırıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Afrika’nın Renkleri Derneği, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) iş birliğiyle Tanzanya’nın Zanzibar Özerk Bölgesi’ne bağlı Tumbatu Adası’nda kapsamlı bir ağız ve diş sağlığı çalışması gerçekleştirdi. Sağlık hizmetlerine erişimin sınırlı olduğu adada yüzlerce kişi ücretsiz muayene ve tedavi edilirken, hizmetlerin devamlılığı için Tumbatu Sağlık Ocağı bünyesinde tam donanımlı bir diş kliniği kuruldu.</p>

<p><img alt="TİKA desteğiyle Tumbatu Adası’nda 942 kişi muayene edildi, binlerce dişe tedavi uygulandı ve ada halkına kalıcı diş kliniği kazandırıldı.-1" class="detail-photo img-fluid" height="2294" src="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9107-1.jpeg" width="1320" /></p>

<p>Türkiye ve Tanzanya’dan 24 Kişilik Ekip Görev Yaptı</p>

<p>Proje için Türkiye’den diş hekimleri, protez teknikeri, yardımcı sağlık personeli ve koordinasyon görevlilerinden oluşan 10 kişilik gönüllü ekip Tanzanya’ya gitti. Ekibe, Tanzanya’daki 14 kişilik yerel sağlık ve proje ekibi de katıldı.</p>

<p>Türkiye ve Tanzanya’dan toplam 24 kişinin görev aldığı çalışma boyunca muayene, tedavi ve protez uygulamaları iki ülkenin sağlık çalışanlarının iş birliğiyle yürütüldü.</p>

<p>942 Kişi Muayene Edildi</p>

<p>Tumbatu’da geçici olarak oluşturulan tedavi merkezinde 942 kişi genel ağız ve diş muayenesinden geçirildi. Proje kapsamında 2 bin 856 diş çekimi ile 72 kanal tedavisi gerçekleştirildi.</p>

<p>Bunun yanında 144 hastaya toplam 594 dolgu yapıldı. Diş kayıpları nedeniyle beslenme ve günlük yaşam sorunları yaşayan 116 hastaya ise toplam 542 protez diş uygulandı.</p>

<p>Saha çalışmasında yalnızca mevcut rahatsızlıkların belirlenmesiyle yetinilmedi; ihtiyaç duyulan hastalara doğrudan tedavi sunulmasına öncelik verildi. Özellikle protez uygulamaları, uzun süredir diş eksikliği yaşayan ada sakinleri açısından projenin öne çıkan bölümlerinden biri oldu.</p>

<p>Proje Bitti, Sağlık Hizmeti Devam Edecek</p>

<p>Çalışmanın en önemli sonuçlarından biri, Tumbatu’da kalıcı bir sağlık altyapısının oluşturulması oldu. Tedavilerin yürütüldüğü Tumbatu Sağlık Ocağı’na tam donanımlı bir diş kliniği hibe edildi.</p>

<p>Diş ünitesinin yanı sıra muayene ve tedavilerde kullanılacak aletler, ekipmanlar ve sarf malzemeleri sağlık ocağına teslim edildi. Böylece gönüllü ekibin adadan ayrılmasının ardından da yerel sağlık personelinin ağız ve diş sağlığı hizmetlerini sürdürebilmesi amaçlandı.</p>

<p>Tumbatu Sağlık Ocağı Önceden Yenilendi</p>

<p>Afrika’nın Renkleri Derneği, diş sağlığı projesinden önce Tumbatu Sağlık Ocağı’nın restorasyonunu da gerçekleştirdi. Fiziki koşulları iyileştirilen merkez, proje süresince muayene ve tedavilerin ana üssü olarak kullanıldı.</p>

<p>Kalıcı diş kliniğinin kurulmasıyla sağlık ocağının hizmet kapasitesi daha da genişletildi. Türkiye’den götürülen tıbbi malzemelerin bir bölümü de bölgedeki diğer sağlık kuruluşlarına bağışlandı. Bu kapsamda Kichangani Köyü Kadın Doğum Kliniği’ne çeşitli tıbbi malzemeler teslim edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Atalay: Kalıcı Bir İz Bırakmak İstedik</p>

<p>Afrika’nın Renkleri Derneği Başkanı Yavuz Atalay, projenin birkaç günlük sağlık hizmetiyle sınırlı kalmaması için planlandığını belirtti.</p>

<p>Tumbatu halkının ağız ve diş sağlığı ihtiyaçlarına destek olmak amacıyla adaya gittiklerini kaydeden Atalay, daha önce yeniledikleri sağlık ocağında kapsamlı tedaviler gerçekleştirdiklerini ve proje sonunda tam donanımlı kliniği ada halkına bıraktıklarını söyledi.</p>

<p>Atalay; çalışmanın TİKA’nın iş birliği, bağışçıların katkısı, Türkiye’den gelen gönüllülerin özverisi ve Tanzanya’daki yerel personelin emeğiyle tamamlandığını vurguladı.</p>

<p>Arvas: Önceliğimiz Gerçek Tedavi İhtiyacına Ulaşmaktı</p>

<p>Proje Koordinatörü Diş Hekimi Fatma Şule Arvas, çalışma öncesinde bölgenin sağlık ihtiyaçlarının değerlendirildiğini ve tedavi planının elde edilen bulgular doğrultusunda hazırlandığını ifade etti.</p>

<p>Tumbatu’da ağız ve diş sağlığı hizmetlerine erişimin oldukça kısıtlı olduğunu belirten Arvas, yalnızca muayene yapan bir çalışma yerine doğrudan tedaviye odaklandıklarını bildirdi. Diş çekimi, dolgu ve kanal tedavilerinin yanı sıra diş kaybı bulunan hastalar için protez uygulamalarına ağırlık verildiğini aktardı.</p>

<p>Arvas, sürdürülebilirliğin projenin temel hedeflerinden biri olduğuna dikkat çekerek diş ünitesi, gerekli aletler ve sarf malzemeleriyle çalışır durumdaki kliniğin Tumbatu Sağlık Ocağı’na teslim edildiğini belirtti.</p>

<p>Gönüllü Diş Hekimlerinden Sıfır Atık Çalışması</p>

<p>Proje kapsamında sağlık hizmetlerinin yanı sıra çevre bilincini geliştirmeye yönelik bir etkinlik de düzenlendi. Gönüllü diş hekimleri; okul müdürü, öğretmenler, köy muhtarı ve adada yaşayan gençlerle çevre temizliği gerçekleştirdi.</p>

<p>Etkinlik sırasında plastik şişeler ve doğaya bırakılan diğer atıklar toplandı. Plastik atıkların deniz ekosistemine, doğal yaşama ve canlılara verdiği zarar konusunda ada sakinlerine bilgi verildi.</p>

<p>Tumbatu Köy Muhtarı da çalışmanın ada için faydalı olduğunu belirterek çevre temizliği faaliyetlerini düzenli hâle getirmeyi hedeflediklerini ifade etti.</p>

<p>Sağlık Yardımı Kalıcı Kazanıma Dönüştü</p>

<p>Tumbatu Diş Sağlığı Projesi; ücretsiz muayene ve tedavilerin ötesine geçerek kalıcı klinik kurulması, sağlık kuruluşlarına malzeme desteği sağlanması ve çevre farkındalığının güçlendirilmesiyle tamamlandı.</p>

<p>Türkiye ve Tanzanya’dan sağlık çalışanlarını aynı amaç etrafında buluşturan proje, kısa süreli bir gönüllülük faaliyetinin sürdürülebilir bir sağlık hizmetine dönüştürülmesi açısından dikkati çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/tumbatunun-yarim-kalan-gulusleri-turkiyenin-destegiyle-tamamlandi</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 20:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9106.jpeg" type="image/jpeg" length="69812"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hekimlerden Malpraktis Uyarısı: Ağır Tazminatlar Sağlık Hizmetini Tehdit Ediyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/hekimlerden-malpraktis-uyarisi-agir-tazminatlar-saglik-hizmetini-tehdit-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/hekimlerden-malpraktis-uyarisi-agir-tazminatlar-saglik-hizmetini-tehdit-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TTB ve İstanbul Tabip Odası, hekimlere yöneltilen yüksek tazminat talepleri ile ceza süreçlerinin defansif tıbbı artırabileceğini belirterek kamusal mesleki sorumluluk sistemi kurulmasını istedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TTB VE İSTANBUL TABİP ODASINDAN MALPRAKTİS UYARISI: KAMUSAL GÜVENCE ÇAĞRISI</p>

<p>Türk Tabipleri Birliği ile İstanbul Tabip Odası, hekimlere karşı açılan yüksek tutarlı tazminat davaları ve yürütülen ceza yargılamalarına ilişkin ortak açıklama yaptı. Meslek örgütleri, mevcut uygulamaların yalnızca hekimleri değil, hasta güvenliğini ve toplumun nitelikli sağlık hizmetine erişimini de etkileyebileceğini savundu.</p>

<p>İstanbul Tabip Odasında düzenlenen basın toplantısına İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Talat Kırış, TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Pınar Saip ile yönetim kurulu üyeleri Dr. Nadir Kalfazade ve Dr. Fikret Aydın katıldı. Ortak açıklamayı İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Irmak Saraç okudu.</p>

<p>50 MİLYON DOLARLIK TAZMİNAT TALEBİ GÜNDEMDE</p>

<p>Açıklamada, İstanbul’daki özel bir sağlık kuruluşunda çalışan çocuk hekimine karşı 50 milyon dolar tutarında tazminat talebiyle dava açıldığına ilişkin gelişme hatırlatıldı.</p>

<p>Daha önce bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı hakkında yaklaşık 78 milyon lira, bir kulak burun boğaz uzmanı hakkında ise 109 milyon lira tutarındaki tazminat kararlarının gündeme geldiği belirtildi. Bu örneklerin hekimler açısından öngörülmesi güç hukuki ve ekonomik sonuçlar doğurduğu ileri sürüldü.</p>

<p>Söz konusu davaların içeriği ve hukuki süreçleri birbirinden farklı olabileceği için her olayın kendi dosyası, bilirkişi değerlendirmeleri ve yargı süreci çerçevesinde ele alınması gerekiyor.</p>

<p>“KOMPLİKASYON İLE KUSUR KARIŞTIRILMAMALI”</p>

<p>Ortak açıklamada, tıbbi müdahalelerin doğası gereği belirli riskler taşıdığına dikkat çekildi. Tedavi sonrasında ortaya çıkan her olumsuz sonucun doğrudan hekim kusuru olarak değerlendirilemeyeceği vurgulandı.</p>

<p>Hastanın yaşı, mevcut hastalıkları, başvuru koşulları, sağlık kuruluşunun imkânları, personel yeterliliği, kullanılan teknoloji ve sevk süreci gibi unsurların birlikte incelenmesi gerektiği belirtildi.</p>

<p>Komplikasyon ile kusurlu tıbbi uygulama arasındaki ayrımın bilimsel, tarafsız ve bağımsız kurullar tarafından yapılması istendi. Değerlendirme kurullarında olayla ilgili uzmanlık alanlarının temsil edilmesinin önem taşıdığı kaydedildi.</p>

<p>YAPISAL SORUNLARA DİKKAT ÇEKİLDİ</p>

<p>TTB ve İstanbul Tabip Odası; eksik personel, artan iş yükü, kısa muayene süreleri, yoğun nöbetler, organizasyon eksiklikleri, tıbbi cihaz ve altyapı sorunları ile sevk zincirindeki aksaklıkların tıbbi sonuçlar üzerinde etkili olabileceğini bildirdi.</p>

<p>Sağlık sisteminin işleyişinden kaynaklanan sorunların yalnızca hekimin bireysel sorumluluğuna indirgenmemesi gerektiği savunuldu. Amaçlarının hasta haklarının veya zararların karşılanmasının önüne geçmek olmadığı özellikle belirtildi.</p>

<p>Açıklamada, zarar gören hastaların haklarının etkili biçimde korunması, zararların hızlı ve adil şekilde giderilmesi ve benzer olayların tekrarlanmasını önleyecek hasta güvenliği mekanizmalarının kurulması gerektiği ifade edildi.</p>

<p>DEFANSİF TIP ENDİŞESİ</p>

<p>Meslek örgütleri, ağır ceza ve tazminat kaygısının “defansif tıp” olarak adlandırılan uygulamaları artırabileceği uyarısında bulundu.</p>

<p>Hekimlerin hukuki riskten kaçınmak amacıyla gereksiz tetkik, konsültasyon veya sevk isteyebileceği; yüksek risk taşıyan hastalara müdahale etmekten çekinebileceği belirtildi. Böyle bir tablonun sağlık hizmetlerinin maliyetini ve iş yükünü artırabileceği değerlendirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çocuk sağlığı ve hastalıkları, kadın hastalıkları ve doğum, genel cerrahi, beyin cerrahisi, çocuk cerrahisi ile kalp ve damar cerrahisi gibi yüksek riskli branşların daha az tercih edilmesinden endişe edildiği bildirildi.</p>

<p>KAMU VE ÖZEL SEKTÖR ARASINDAKİ FARKLILIK VURGULANDI</p>

<p>Açıklamada, 2022 yılında yapılan düzenlemelerle kamu kurumlarında görev yapan hekimlerin mesleki sorumluluk süreçlerinde bazı güvencelere kavuştuğu ancak özel sağlık kuruluşlarında çalışan hekimler açısından aynı ölçüde açık ve öngörülebilir bir mekanizma bulunmadığı savunuldu.</p>

<p>Aynı sağlık hizmetini veren hekimlerin çalıştıkları kurumun kamuya veya özel sektöre ait olmasına göre farklı hukuki güvencelere tabi tutulmaması istendi.</p>

<p>KAMUSAL FON ÖNERİSİ</p>

<p>TTB ve İstanbul Tabip Odası, sağlık hizmetinden kaynaklanan zararların bütüncül biçimde incelenebileceği yeni bir sistem kurulması çağrısında bulundu.</p>

<p>Ceza ve tazminatların belirlenmesinde ölçülülük ilkesinin gözetilmesi, bilirkişi değerlendirmelerinin bağımsız kurullarca yapılması ve zorunlu mesleki mali sorumluluk sigortasının daha etkili bir güvenceye dönüştürülmesi talep edildi.</p>

<p>Sigorta primlerinin işveren tarafından karşılanması ve hastaların zararlarının hızlı biçimde giderilmesini sağlayacak kamusal bir fon kurulması da öneriler arasında yer aldı.</p>

<p>Meslek örgütleri, Sağlık Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve Türkiye Büyük Millet Meclisine çağrıda bulunarak hasta hakları, hekimlerin hukuki güvencesi ve toplumun sağlık hakkını birlikte koruyacak kamusal bir mesleki sorumluluk sisteminin oluşturulmasını istedi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/hekimlerden-malpraktis-uyarisi-agir-tazminatlar-saglik-hizmetini-tehdit-ediyor</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 20:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8827.jpeg" type="image/jpeg" length="10101"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Memişoğlu Duyurdu: Trabzon’da Yaralı Kadın Yayladan Helikopterle Hastaneye Taşındı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/bakan-memisoglu-duyurdu-trabzonda-yarali-kadin-yayladan-helikopterle-hastaneye-tasindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/bakan-memisoglu-duyurdu-trabzonda-yarali-kadin-yayladan-helikopterle-hastaneye-tasindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Çaykara ilçesine bağlı Eğrisu Yaylası’nda düşerek yaralanan 78 yaşındaki kadın, zorlu arazi ve ulaşım koşulları nedeniyle bölgeye yönlendirilen helikopter ambulansla alınarak Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne ulaştırıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eğrisu Yaylası’nda zorlu kurtarma operasyonu</p>

<p>Trabzon’un Çaykara ilçesine bağlı Eğrisu Yaylası’nda düşme sonucu yaralanan 78 yaşındaki kadın için sağlık ekipleri harekete geçti.</p>

<p>Yüksek rakımlı yayladaki zorlu arazi ve ulaşım koşulları dikkate alınarak bölgeye helikopter ambulans yönlendirildi. Sağlık ekipleri tarafından bulunduğu yerden alınan yaralı kadın, helikopter ambulansla Trabzon’daki Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi.</p>

<p>Bakan Memişoğlu duyurdu</p>

<p>Operasyona ilişkin açıklama Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’ndan geldi. Memişoğlu, yaralı hastanın güvenli şekilde hastaneye ulaştırıldığını belirterek şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Trabzon Çaykara’nın Eğrisu Yaylası’nda düşme sonucu yaralanan 78 yaşındaki kadın hastamız, helikopter ambulansımızla alınarak Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne ulaştırıldı.”</p>

<p>Sağlık ekiplerine teşekkür</p>

<p>Yaralı kadına acil şifalar dileyen Bakan Memişoğlu, zorlu şartlarda görev yapan sağlık ekiplerine de teşekkür etti.</p>

<p>Memişoğlu paylaşımını, “En zor şartlarda, en kritik anlarda; insan, önce insan” sözleriyle tamamladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastanede tedavi altına alınan kadının yaralanmasının niteliği ve güncel sağlık durumu hakkında henüz ayrıntılı bir açıklama yapılmadı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/bakan-memisoglu-duyurdu-trabzonda-yarali-kadin-yayladan-helikopterle-hastaneye-tasindi</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 18:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8757.jpeg" type="image/jpeg" length="82520"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[10 Bin Altınını 1.800 Esir Türk Askeri İçin Harcadı: Meryem Atmaca’nın Unutulan Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/10-bin-altinini-1800-esir-turk-askeri-icin-harcadi-meryem-atmacanin-unutulan-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/10-bin-altinini-1800-esir-turk-askeri-icin-harcadi-meryem-atmacanin-unutulan-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[I. Dünya Savaşı sırasında Rusya’ya esir düşen Osmanlı askerlerinin yurda dönüş süreci, savaşın ardından yaşanan siyasi ve askerî gelişmeler nedeniyle yıllara yayıldı. Cumhuriyet Arşivi belgeleri, dönem basını ve akademik çalışmalar, Meryem Atmaca ile eşi Ali Rıza Bey’in 10 bin altın harcanması suretiyle 1.800 Türk subay ve erinin ana vatana ulaştırılmasında önemli rol üstlendiğini ortaya koyuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>I. Dünya Savaşı’nın askerî ve toplumsal sonuçlarından biri, savaşan devletlerin elinde yüz binlerce askerin esir kalmasıydı. Osmanlı ordusuna mensup askerlerden bir bölümü de Rus kuvvetlerine esir düşerek Rusya’nın farklı bölgelerindeki kamplara sevk edildi. Sibirya, bu esirlerin tutulduğu başlıca bölgelerden biri oldu.</p>

<p><img alt="10 Bin Altınını 1.800 Türk Askeri İçin Harcayan Meryem Atmaca-1" class="detail-photo img-fluid" height="1628" src="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8693.jpeg" width="1320" /></p>

<p>1917 Rus Devrimi ile Çarlık rejiminin sona ermesi, esirlerin durumunu doğrudan etkiledi. Ancak Rusya’da başlayan siyasi istikrarsızlık ve iç savaş nedeniyle Osmanlı esirlerinin tamamının kısa sürede ülkelerine dönmesi mümkün olmadı.</p>

<p>Bu tarihsel süreç içerisinde kaynaklarda adı öne çıkan isimlerden biri Meryem Atmaca’dır.</p>

<p>Resmî Kayıtlara Geçen 10 Bin Altın ve 1.800 Esir</p>

<p>Meryem Atmaca’nın Türk savaş esirlerinin yurda dönüşündeki rolüne ilişkin en önemli veriler, Cumhuriyet dönemine ait resmî belgelerde ve dönemin basınında bulunmaktadır.</p>

<p>Cumhuriyet Arşivi’nde yer alan 1931 tarihli belgede, Meryem Atmaca ile eşi Ali Rıza Bey’in I. Dünya Savaşı sırasında Ruslara esir düşerek Sibirya’ya gönderilen Türk askerlerinin yurda dönmesinde üstlendikleri rol açık biçimde belirtilmektedir.</p>

<p>Belgede, Ruslara esir düşen Türk subay ve erlerinden 1.800 kişinin, 10 bin altın lira harcanmak suretiyle ana vatana kavuşturulduğu kaydedilmektedir.</p>

<p>Bu kayıt, günümüzde sosyal medya paylaşımlarında sıklıkla karşılaşılan “1.800 asker” ve “10 bin altın” bilgilerinin yakın dönemde oluşturulmuş bir anlatı olmadığını göstermesi bakımından önem taşımaktadır.</p>

<p>Meryem Atmaca’nın ölümünün ardından yayımlanan 15 Mart 1946 tarihli Tasvir gazetesi de aynı rakamları aktarmaktadır. Gazete, Sibirya’da bulunan ve yurda dönemeyen 1.800 Türk subay ve erinin Anadolu’ya ulaştırılması amacıyla Meryem Atmaca’nın kendi imkânlarından 10 bin altın harcadığını bildirmektedir.</p>

<p></p>

<p><img alt="10 Bin Altınını 1.800 Türk Askeri İçin Harcayan Meryem Atmaca" class="detail-photo img-fluid" height="1604" src="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8694.jpeg" width="1320" /></p>

<p>Birbirinden farklı nitelikteki resmî kayıtlar ile dönem basınının aynı temel veriler üzerinde birleşmesi, olayın tarihsel dayanağını güçlendirmektedir.</p>

<p>Yurda Dönen Esirlerin Cumhuriyet Dönemindeki Konumu</p>

<p>Tasvir gazetesinde yer alan ölüm ilanı niteliğindeki biyografik yazı, yalnızca esirlerin yurda dönüşünden söz etmemektedir.</p>

<p>Haberde, söz konusu 1.800 kişiden önemli bir bölümünün sonraki yıllarda Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Silahlı Kuvvetleri ve devletin farklı kurumlarında görev aldığı da belirtilmektedir.</p>

<p>Bu bilgi, esirlerin yurda dönüşünün yalnızca insani bir girişim olarak değerlendirilmemesi gerektiğini göstermektedir. Savaş ve esaret nedeniyle uzun süre ülke dışında kalan yetişmiş insan gücünün Anadolu’ya dönüşü, Millî Mücadele ve Cumhuriyet’in kuruluş döneminin koşulları düşünüldüğünde ayrıca önem taşımaktadır.</p>

<p>Bununla birlikte, 1.800 kişinin tamamının kimlikleri ile sonraki görevlerini ortaya koyan kapsamlı bir listeye mevcut çalışmalar çerçevesinde ulaşılamamaktadır. Bu nedenle dönem basınındaki söz konusu bilgi, yeni arşiv araştırmalarıyla ayrıntılandırılması gereken bir alan olarak değerlendirilmelidir.</p>

<p>Meryem Atmaca Kimdi?</p>

<p>Meryem Atmaca’nın biyografisine ilişkin bilgiler Türkiye’de uzun süre sınırlı kalmış, hakkında farklı ve zaman zaman birbiriyle çelişen anlatılar ortaya çıkmıştır.</p>

<p>Dönem kaynaklarında Meryem Atmaca, Übeydullah Efendi’nin kızı ve Rumiye Başkonsolos Vekili Yüzbaşı Ali Rıza Bey’in eşi olarak tanıtılmaktadır.</p>

<p>Ancak daha yakın tarihli akademik çalışmalar, Meryem Atmaca’nın aile geçmişine ilişkin daha ayrıntılı bilgiler ortaya koymuştur.</p>

<p>Tataristan Bilimler Akademisi Şehabeddin Mercani Tarih Enstitüsü araştırmacısı Aidar G. Khairutdinov tarafından yayımlanan çalışma, Meryem Atmaca’yı Maryam Nigmatullina-Bubi adıyla ele almakta ve onu İdil-Ural coğrafyasının tanınmış Bubi ailesiyle ilişkilendirmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu araştırmaya göre Meryem’in babası, eğitimci ve din adamı Gobeydullah Nigmatullin-Bubi idi. Ailenin Tatar toplumunun eğitim ve düşünce hayatında önemli bir yere sahip olduğu belirtilmektedir.</p>

<p>Bu bulgu, Türkiye’de bazı yayınlarda Meryem Atmaca hakkında kullanılan “Urfalı” tanımlamasını da tartışmalı hâle getirmektedir.</p>

<p>15 Mart 1946 tarihli Tasvir gazetesindeki ifade “Ufalı Übeydullah Efendi’nin kızı” şeklindedir. Tataristan kaynaklarının ortaya koyduğu aile bağlantıları da dikkate alındığında buradaki “Ufalı” ifadesinin Rusya’daki Ufa coğrafyasına işaret ettiği anlaşılmaktadır.</p>

<p>Dolayısıyla Meryem Atmaca’nın “Urfalı” olduğu yönündeki bazı modern anlatıların, “Ufalı” kelimesinin daha sonraki yıllarda yanlış aktarılmasından kaynaklanmış olması kuvvetle muhtemeldir.</p>

<p>Ali Rıza Bey ve Türkistan Yılları</p>

<p>Meryem Atmaca’nın hayatının anlaşılabilmesi için eşi Ali Rıza Bey’in biyografisi de önem taşımaktadır.</p>

<p>Akademik araştırmalarda ve döneme ilişkin hatıratlarda Ali Rıza Bey’in I. Dünya Savaşı sırasında Ruslara esir düştüğü, daha sonra Türkistan coğrafyasındaki askerî ve siyasi gelişmeler içerisinde yer aldığı aktarılmaktadır.</p>

<p>Zeki Velidi Togan’ın hatıraları da Ali Rıza Bey ile Meryem Atmaca’nın bölgedeki varlığına ilişkin önemli bilgiler içermektedir.</p>

<p>Meryem Atmaca’nın yalnızca esirlerin yurda dönüşü için maddi kaynak sağlayan bir kişi olmadığı, eşiyle birlikte Türkistan’daki millî hareketlerin içerisinde bulunduğu da çeşitli kaynaklarda belirtilmektedir.</p>

<p>Bu çerçevede Meryem Atmaca’nın biyografisi, I. Dünya Savaşı sonrasındaki Türk esirleri meselesinin yanı sıra Türkistan’daki siyasi mücadeleler ve Anadolu’daki Millî Mücadele süreciyle birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>1931 Tarihli Kararname</p>

<p>Meryem Atmaca ile Ali Rıza Bey’in faaliyetlerinin Türkiye Cumhuriyeti tarafından resmî düzeyde tanındığını gösteren en önemli belgelerden biri 1931 tarihli kararnamedir.</p>

<p>Söz konusu kararda çiftin geçmişte gerçekleştirdiği hizmetlere atıfta bulunularak Ankara’nın Kalaba bölgesinde iskân edilmelerine ilişkin düzenleme yapılmıştır.</p>

<p>Belgede 1.800 Türk subay ve erinin 10 bin altın harcanarak ana vatana ulaştırılması özellikle zikredilmektedir.</p>

<p>Bu nedenle 1931 tarihli kararname, Meryem Atmaca anlatısının tarihsel güvenilirliği açısından temel birincil kaynaklardan biri niteliğindedir.</p>

<p>Belgenin varlığı, esirlerin dönüşüne ilişkin anlatının yalnızca daha sonraki hatıratlara veya gazete haberlerine dayanmadığını; olayın Cumhuriyet’in erken döneminde devlet kayıtlarına geçtiğini göstermektedir.</p>

<p>1945’te Bir Kez Daha Resmî Kayıtlarda</p>

<p>Meryem Atmaca ile Ali Rıza Bey’in adına 1945 tarihli bir başka Bakanlar Kurulu kararında yeniden rastlanmaktadır.</p>

<p>12 Kasım 1945 tarihli belgede, çiftin Ankara’daki iskân hakları karşılığında İstanbul’da kendilerine bir bina verilmesine ilişkin düzenleme yer almaktadır.</p>

<p>Bu belge, Meryem Atmaca’nın ölüm tarihine ilişkin internet ortamında uzun süredir tekrarlanan bazı bilgilerin de yeniden değerlendirilmesini gerektirmektedir.</p>

<p>Bazı ikincil kaynaklarda Meryem Atmaca’nın 1926 yılında hayatını kaybettiği belirtilmektedir. Ancak 1945 tarihli resmî kayıtta adının yer alması ve ölüm haberinin 1946 yılında dönem basınında yayımlanması, 1926 tarihinin doğru olmadığını açık biçimde göstermektedir.</p>

<p>Ölüm Tarihine İlişkin Dönem Kaydı</p>

<p>Meryem Atmaca’nın ölüm tarihinin belirlenmesinde en önemli kaynaklardan biri 15 Mart 1946 tarihli Tasvir gazetesidir.</p>

<p>Gazete, Meryem Atmaca’nın “dün” hayatını kaybettiğini bildirmektedir. Bu ifade esas alındığında ölüm tarihi 14 Mart 1946 olarak ortaya çıkmaktadır.</p>

<p>Aynı haberde cenazesinin İstanbul Yerebatan’daki Neşet Esen Apartmanı’ndan kaldırılacağı bilgisi de bulunmaktadır.</p>

<p>Bu nedenle Meryem Atmaca’nın ölüm tarihine ilişkin değerlendirmelerde, olayın hemen ardından yayımlanmış dönem gazetesinin kaydı daha güçlü bir tarihsel kanıt niteliği taşımaktadır.</p>

<p>“10 Bin Altın Fidye” İfadesi Belgelerde Var mı?</p>

<p>Meryem Atmaca hakkında günümüzde yayımlanan metinlerde olay çoğu zaman “10 bin altın fidye ödeyerek 1.800 Türk askerini Ruslardan kurtardı” şeklinde anlatılmaktadır.</p>

<p>Ancak mevcut birincil kaynaklar bu kadar ayrıntılı bir mekanizma ortaya koymamaktadır.</p>

<p>Resmî kayıtlarda ve dönem basınında kullanılan temel ifade, 10 bin altın harcanması suretiyle 1.800 Türk subay ve erinin ana vatana kavuşturulduğu yönündedir.</p>

<p>Dolayısıyla 10 bin altının tamamının doğrudan Rus veya Sovyet makamlarına “fidye” olarak ödendiğini söylemek, mevcut belgelerin ortaya koyduğu bilgiden daha ileri bir yorum olacaktır.</p>

<p>Benzer biçimde, söz konusu meblağın Meryem Atmaca’nın “bütün serveti” olduğu iddiası da aynı kesinlik düzeyinde belgelenmiş değildir.</p>

<p>Akademik çalışmalarda paranın Meryem Atmaca’ya kalan mirasla bağlantılı olduğuna ilişkin bilgiler bulunmakla birlikte, mevcut mal varlığının tamamının 10 bin altından oluştuğunu ortaya koyan doğrudan birincil belge henüz tespit edilmiş değildir.</p>

<p>Bu nedenle tarihsel açıdan en güvenli ifade, Meryem Atmaca’nın 10 bin altınını 1.800 Türk esirinin yurda dönüşü için harcadığı yönündedir.</p>

<p>Arşivlerden Yeniden Ortaya Çıkan Bir Hayat</p>

<p>Meryem Atmaca’nın biyografisi, tarih araştırmalarında birincil kaynakların önemini gösteren dikkat çekici örneklerden biridir.</p>

<p>Onun hakkında yıllar içinde üretilen popüler anlatılarda bazı ayrıntılar değişmiş, doğum ve ölüm tarihleri konusunda farklı bilgiler ortaya çıkmış, “Ufalı” ifadesi kimi metinlerde “Urfalı” biçiminde aktarılmıştır.</p>

<p>Buna karşılık Cumhuriyet Arşivi belgeleri, dönem gazeteleri, hatıratlar ve son yıllarda yayımlanan akademik çalışmalar birlikte değerlendirildiğinde daha belirgin bir tarihsel çerçeve ortaya çıkmaktadır.</p>

<p>Bu çerçevenin merkezindeki bilgi ise güçlü biçimde doğrulanmaktadır:</p>

<p>I. Dünya Savaşı sırasında Ruslara esir düşen ve Sibirya’ya gönderilen Türk subay ve erlerinden 1.800 kişinin ana vatana dönmesinde Meryem Atmaca ile eşi Ali Rıza Bey önemli rol üstlenmiş; bu amaç doğrultusunda 10 bin altın harcanmıştır.</p>

<p>Meryem Atmaca’nın hayatı bu olaydan ibaret değildir. Türkistan’daki siyasi mücadelelerden Cumhuriyet’in kuruluş yıllarına uzanan biyografisi, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş döneminin az bilinen kadın aktörlerinden birini ortaya çıkarmaktadır.</p>

<p>Yaklaşık bir asır sonra arşiv belgeleri yeniden okunduğunda Meryem Atmaca’nın hikâyesi, tarihsel hafızanın dışında kalmış kişilerin biyografilerinin birincil kaynaklar üzerinden yeniden araştırılmasının önemini de gözler önüne sermektedir.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>1. Tasvir Gazetesi, 15 Mart 1946, s. 5, “Bir Türk Kadını: Merhum Meryem Atmaca”.<br />
2. Türkiye Cumhuriyeti Cumhuriyet Arşivi, 1931 tarihli Meryem Atmaca ve Ali Rıza Bey’in iskânına ilişkin kararname.<br />
3. Türkiye Cumhuriyeti Cumhuriyet Arşivi, 12 Kasım 1945, 30-18-1-2 / 109-65-19.<br />
4. Khairutdinov, Aidar G., “Maryam Bubi: The Forgotten Hero of the Bubi Dynasty”, Historical Ethnology, Cilt 7, Sayı 1, 2022.<br />
5. Özteke, Fahri, “Millî Mücadele Dönemi’nde (1918-1923) Güneydoğu Anadolu’da Kadınlar”, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2021.<br />
6. Togan, Zeki Velidi, döneme ilişkin hatıraları ve Türkistan faaliyetlerine dair kayıtlar.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/10-bin-altinini-1800-esir-turk-askeri-icin-harcadi-meryem-atmacanin-unutulan-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 07:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8699.jpeg" type="image/jpeg" length="58023"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Elazığ’da Başladı, 40 Yıldır Sürüyor: Prof. Dr. Yasemin Açık’ın Tütünle Mücadele Hikayesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/elazigda-basladi-40-yildir-suruyor-prof-dr-yasemin-acikin-tutunle-mucadele-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/elazigda-basladi-40-yildir-suruyor-prof-dr-yasemin-acikin-tutunle-mucadele-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlığı Geliştirme ve Sigara ile Mücadele Derneği Başkanı Prof. Dr. Yasemin Açık, yaklaşık 40 yıldır sürdürdüğü tütünle mücadeleyi bugün bilimsel çalışmalar, gençleri yeni nesil nikotin ürünlerinden korumaya yönelik girişimler ve ulusal-uluslararası iş birlikleriyle devam ettiriyor. Elazığ’da başlayan mücadeleyi Türkiye çapında bir halk sağlığı hareketine dönüştürmeyi hedefleyen Açık’ın mesajı net: “Tütünsüz ve nikotinsiz bir gelecek.”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Yasemin Açık tütünle mücadeleyi yeniden güçlü biçimde gündeme taşıdı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye’de tütün kontrolü alanında uzun yıllardır çalışmalar yürüten Prof. Dr. Yasemin Açık, başkanlığını yaptığı Sağlığı Geliştirme ve Sigara ile Mücadele Derneği ile tütün ve nikotin bağımlılığına karşı bilimsel ve toplumsal mücadeleyi sürdürüyor.</p>

<p>Yaklaşık 40 yıllık birikimini bugün dernek çatısı altında yeni kuşaklara aktaran Açık, özellikle çocukların ve gençlerin sigara, elektronik sigara ve yeni nesil nikotin ürünlerinden korunmasını öncelikli mücadele alanlarından biri olarak görüyor.</p>

<p>Açık’ın son dönemdeki çalışmalarında dikkat çeken temel yaklaşım ise tütünle mücadelenin yalnızca sigarayı bırakmaya indirgenmemesi; bilimsel araştırmadan mevzuata, koruyucu sağlık politikalarından eğitime ve toplumsal farkındalığa kadar çok yönlü ele alınması.</p>

<p>Elazığ’da başlayan mücadele yıllar içinde büyüdü</p>

<p>Prof. Dr. Yasemin Açık’ın tütün kontrolü alanındaki çalışmalarının geçmişi 1980’li yıllara kadar uzanıyor.</p>

<p>Elazığ’da Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı çevresinde başlayan çalışmalar, ilerleyen yıllarda kurumsal bir yapıya kavuştu.</p>

<p>Sağlığı Geliştirme ve Sigara ile Mücadele Derneği 14 Ekim 1993’te Elazığ’da kuruldu.</p>

<p>Dernek, Türkiye’de tütün kontrolünün güçlendirilmesi amacıyla bilimsel çalışmaların yanı sıra kamuoyu oluşturma ve savunuculuk faaliyetleri yürüttü.</p>

<p>Prof. Dr. Yasemin Açık da bu uzun soluklu mücadelenin içinde yer alan isimlerden biri oldu.</p>

<p>4207 sayılı Kanun sürecinde yoğun çalışma</p>

<p>Türkiye’de tütün kontrolü tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri, 1996 yılında kabul edilen 4207 sayılı Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanun oldu.</p>

<p>Prof. Dr. Yasemin Açık’ın aktardığı bilgilere göre Elazığ’da tütünle mücadele eden ekip, yasal düzenlemenin hayata geçirilmesi için yoğun bir savunuculuk faaliyeti yürüttü.</p>

<p>Milletvekilleri, bakanlıklar, TBMM’deki ilgili komisyonlar ve devletin farklı kademelerine ulaşılmaya çalışıldı.</p>

<p>Yıllar sonra aynı mücadeleyi değerlendiren Açık, tütün kontrolünün kısa süreli kampanyalarla değil, kararlı ve uzun soluklu çalışmalarla yürütülmesi gerektiğine dikkat çekiyor.</p>

<p>“Bu ülkenin geleceğine karşı sorumluluğumuz”</p>

<p>Prof. Dr. Yasemin Açık’ın tütünle mücadele yaklaşımının merkezinde özellikle çocuklar ve gelecek nesiller bulunuyor.</p>

<p>Haziran 2026’da Elazığ’da gerçekleştirilen Uluslararası Katılımlı Ulusal Tütün Kontrolü Kongresi’nde konuşan Açık, yaklaşık 40 yıldır sürdürdükleri mücadelenin temelinde halk sağlığının yanı sıra ülkenin insanına, çocuklarına, ailelerine ve geleceğine karşı duyulan sorumluluğun bulunduğunu vurguladı.</p>

<p>Açık’a göre tütün kontrolü yalnızca sağlık sektörünün çözmesi gereken bir problem de değil.</p>

<p>Bilim insanlarının, sağlık çalışanlarının, kamu kurumlarının, sivil toplum kuruluşlarının, ailelerin ve politika yapıcıların birlikte hareket etmesi gerekiyor.</p>

<p>Yasemin Açık’ın yeni mücadele alanı: Gençleri nikotin tuzağından korumak</p>

<p>Tütün endüstrisinin değişmesi, tütün kontrolünde de yeni bir dönemi beraberinde getirdi.</p>

<p>Klasik sigaranın yanına elektronik sigaralar ve farklı yeni nesil nikotin ürünlerinin eklenmesi özellikle gençler açısından yeni bir risk alanı oluşturdu.</p>

<p>Prof. Dr. Yasemin Açık da son dönemde yaptığı açıklamalarda bu konuya özel önem veriyor.</p>

<p>Açık, aroma seçenekleri, dikkat çekici ambalajlar ve dijital pazarlama yöntemlerinin yeni nesil ürünleri gençler için daha cazip hale getirebildiğine dikkat çekerek çocukların ve gençlerin bağımlılık döngüsüne girmeden korunması gerektiğini vurguluyor.</p>

<p>Bu nedenle derneğin bugünkü mücadelesi yalnızca “sigarasız” değil, daha geniş bir hedefle “tütünsüz ve nikotinsiz gelecek” anlayışı üzerine kuruluyor.</p>

<p>Bilimsel yayıncılığı yeniden harekete geçirdi</p>

<p>Prof. Dr. Yasemin Açık’ın başkanlığındaki derneğin dikkat çeken girişimlerinden biri de bilimsel yayıncılık alanında gerçekleşti.</p>

<p>Geçmişi 1992 yılına uzanan Sağlık İçin Sigara Alarmı, uzun bir aradan sonra Haziran 2025’te yeniden yayın hayatına başladı.</p>

<p>Turkish Journal of Tobacco Control adıyla da yayımlanan uluslararası hakemli derginin baş editörlüğünü Prof. Dr. Yasemin Açık yürütüyor.</p>

<p>Dergiyle tütün kontrolü konusunda bilimsel araştırmaların teşvik edilmesi, araştırmacıların bu alana yönlendirilmesi ve elde edilen bilimsel bilginin tütün kontrolü politikalarına katkı sağlaması amaçlanıyor.</p>

<p>Böylece Açık’ın öncülüğündeki mücadele, toplumsal farkındalık çalışmalarının yanında akademik üretimle de destekleniyor.</p>

<p>Bilim insanlarını Elazığ’da buluşturdu</p>

<p>Prof. Dr. Yasemin Açık’ın öncülüğündeki önemli organizasyonlardan biri de 3-7 Haziran 2026 tarihlerinde Elazığ’da gerçekleştirilen Uluslararası Katılımlı Ulusal Tütün Kontrolü Kongresi oldu.</p>

<p>“Tütünsüz ve Nikotinsiz Gelecek İçin 30 Yıl: Kanıt, Politika ve Eylem” temasıyla düzenlenen kongre; bilim insanlarını, sağlık profesyonellerini, kamu yöneticilerini ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirdi.</p>

<p>Kongrede tütün kontrolü politikalarından yeni nesil nikotin ürünlerine, sigara bırakma hizmetlerinden çocuk ve gençlerin korunmasına kadar geniş bir gündem ele alındı.</p>

<p>Prof. Dr. Yasemin Açık, kongrede Türkiye’nin tütün kontrolündeki geçmiş birikiminin yeni tehditler ışığında yeniden değerlendirilmesi ve gelecek için ortak bir yol haritası oluşturulması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Yaklaşık 40 yıl sonra aynı hedef</p>

<p>Yıllar içinde sigaranın biçimi, endüstrinin kullandığı yöntemler ve bağımlılık ürünleri değişti.</p>

<p>Ancak Prof. Dr. Yasemin Açık’ın yaklaşık 40 yıl önce başlayan mücadelesindeki temel hedef değişmedi:</p>

<p>İnsanları tütünün yol açtığı hastalıklardan korumak ve yeni nesillerin nikotin bağımlılığıyla hiç tanışmadığı bir toplum oluşturmak.</p>

<p>1990’lı yıllarda tütün kontrolü mevzuatı için verilen mücadeleden bugün elektronik sigara ve yeni nesil nikotin ürünlerine karşı yürütülen çalışmalara uzanan süreç, aynı zamanda Türkiye’nin tütün kontrolündeki dönüşümünün de küçük bir panoramasını oluşturuyor.</p>

<p>Prof. Dr. Yasemin Açık bugün Sağlığı Geliştirme ve Sigara ile Mücadele Derneği Başkanı olarak bu birikimi bilimsel çalışmalar, savunuculuk faaliyetleri ve ulusal-uluslararası iş birlikleriyle geleceğe taşımayı hedefliyor.</p>

<p>Hedef ise artık yalnızca sigarasız değil, tütünsüz ve nikotinsiz bir gelecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/elazigda-basladi-40-yildir-suruyor-prof-dr-yasemin-acikin-tutunle-mucadele-hikayesi</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 17:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8650.jpeg" type="image/jpeg" length="60840"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Elazığspor’a Güçlü Destek: Prof. Dr. Yasemin Açık Bir Kez Daha Elini Taşın Altına Koydu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/elazigspora-guclu-destek-prof-dr-yasemin-acik-bir-kez-daha-elini-tasin-altina-koydu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/elazigspora-guclu-destek-prof-dr-yasemin-acik-bir-kez-daha-elini-tasin-altina-koydu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Elazığspor yeni sezona iddialı hazırlanırken bordo-beyazlı kulübün yanında yine Prof. Dr. Yasemin Açık var. Seza Çimento ile isim sponsorluğunu sürdüren Açık’ın desteği, 59 yıllık kulübün geleceğine ve Elazığ’ın ortak değerlerine sahip çıkmanın güçlü bir örneği oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Elazığ’ın en önemli markalarından Elazığspor, 2026-2027 sezonunun hazırlıklarını sürdürürken kulübün ekonomik geleceği açısından büyük önem taşıyan sponsorluk konusunda dikkat çeken bir destek geldi.</p>

<p>Geçtiğimiz sezon bordo-beyazlı kulübün yanında yer alan Prof. Dr. Yasemin Açık, yeni sezonda da desteğini sürdürme kararı aldı. Seza Çimento ile Elazığspor arasında bir yıllık yeni isim sponsorluğu anlaşmasına imza atılırken takım, yeni sezonda Seza Çimento Elazığspor adıyla mücadele edecek.</p>

<p>Yasemin Açık desteğini yineledi</p>

<p>Prof. Dr. Yasemin Açık’ın Elazığspor’a verdiği destek yalnızca bir sponsorluk anlaşmasının rakamsal karşılığı olarak değerlendirilmiyor.</p>

<p>Bu destek, Elazığ’da doğan ve büyüyen bir markanın kazandığını yine kendi şehriyle paylaşması, kentin ortak değerlerinden birine sahip çıkması bakımından da önem taşıyor.</p>

<p>Profesyonel futbolun maliyetlerinin her geçen yıl arttığı bir dönemde, kulüplerin güçlü ve sürdürülebilir sponsorluklara duyduğu ihtiyaç daha da belirgin hale geliyor. Bu açıdan Seza Çimento’nun desteğinin yeni sezonda da devam etmesi, Elazığspor’un sportif hedefleri açısından önemli bir güvence oluşturuyor.</p>

<p>Elazığspor sevgisi bir sezondan ibaret değil</p>

<p>Prof. Dr. Yasemin Açık’ın bordo-beyazlı kulübe desteğinin yeni sezonda da sürmesi, Elazığspor’a bağlılığının dönemsel bir sponsorluk ilişkisinin ötesinde olduğunu ortaya koyuyor.</p>

<p>Kulübün başarısını şehrin başarısından ayrı görmeyen bu yaklaşım, Elazığspor’un ekonomik olarak daha güçlü bir yapıya kavuşması açısından da değer taşıyor.</p>

<p>Çünkü Elazığspor yalnızca hafta sonları sahaya çıkan 11 futbolcudan ibaret değil.</p>

<p>59 yıllık geçmişiyle kulüp; tribünleri, taraftarı, anıları ve kuşaktan kuşağa aktarılan bordo-beyaz sevgisiyle Elazığ’ın yaşayan değerlerinden biri.</p>

<p>Prof. Dr. Yasemin Açık’ın desteği de tam bu noktada anlam kazanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir şehrin takımına sahip çıkmak</p>

<p>Yeni sezona güçlü bir kadroyla hazırlanan Elazığspor’un sportif hedeflerinin ekonomik destekle tamamlanması gerekiyor. Forma sponsorluğu başta olmak üzere kulübün farklı gelir kalemlerinde yeni iş birliklerine ihtiyaç bulunuyor.</p>

<p>Seza Çimento’nun isim sponsorluğunu devam ettirmesi bu nedenle yalnızca bugünü değil, Elazığspor’un geleceğini de ilgilendiren önemli bir adım.</p>

<p>Prof. Dr. Yasemin Açık’ın ortaya koyduğu yaklaşım aynı zamanda Elazığ iş dünyası açısından güçlü bir örnek niteliği taşıyor.</p>

<p>Bir şehirde yatırım yapmak, istihdam oluşturmak ve ekonomik değer üretmek kadar o şehrin hafızasına, kültürüne ve ortak heyecanlarına sahip çıkmak da kurumsal aidiyetin önemli parçalarından biri.</p>

<p>Elazığspor ise bu şehrin en güçlü ortak paydalarından biri.</p>

<p>Bordo-beyazlıların yanında</p>

<p>Elazığspor, Nesine 2. Lig Beyaz Grup’ta mücadele edeceği 2026-2027 sezonuna önemli hedeflerle giriyor. Yönetimin transfer çalışmalarını kamp dönemine yetiştirmesiyle kadro büyük ölçüde şekillenirken şimdi gözler yeni sezonun başlamasına çevrildi.</p>

<p>Sahadaki mücadeleyi futbolcular verecek.</p>

<p>Tribünlerde taraftarlar ses verecek.</p>

<p>Kulübün ekonomik mücadelesinde ise güçlü destekçilere ihtiyaç olacak.</p>

<p>Prof. Dr. Yasemin Açık, yeni sezonda da o destekçilerden biri olacağını ortaya koydu.</p>

<p>59 yıllık bordo-beyazlı arma için verilen bu destek, yalnızca bir sponsorluk anlaşması değil; şehre, kulübe ve Elazığspor’un geleceğine güçlü bir sahip çıkış olarak kayıtlara geçti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/elazigspora-guclu-destek-prof-dr-yasemin-acik-bir-kez-daha-elini-tasin-altina-koydu</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 06:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8602.jpeg" type="image/jpeg" length="18071"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı’ndan Lübnan’a 15,6 Tonluk Tıbbi Yardım]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/saglik-bakanligindan-lubnana-156-tonluk-tibbi-yardim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/saglik-bakanligindan-lubnana-156-tonluk-tibbi-yardim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Lübnan’da yaşanan insani kriz nedeniyle sağlık hizmetlerinin ihtiyaçlarına destek olmak amacıyla Türkiye’den kapsamlı bir yardım sevkiyatı gerçekleştirildi. Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan 40 paletlik ilaç ve tıbbi malzeme, Mersin’den Lübnan’a doğru yola çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, Lübnan’da yaşanan insani krizin sağlık sistemi üzerindeki etkilerinin hafifletilmesine katkı sağlamak amacıyla harekete geçti. Sağlık Bakanlığı, Lübnan hükümetinin bildirdiği ihtiyaçlar doğrultusunda ilaç, tıbbi sarf ve çeşitli sağlık malzemelerinden oluşan kapsamlı bir insani yardım paketi hazırladı.</p>

<p>Yardım malzemeleri Mersin AFAD Deposunda bir araya getirilerek sevkiyata hazırlandı. Toplam 40 paletten oluşan ve yaklaşık 15 ton 600 kilogram ağırlığa ulaşan yardım malzemeleri Lübnan’a gönderildi.</p>

<p>181 Bin 295 Adet Ürün Gönderiliyor</p>

<p>Sevkiyatın içeriğinde özellikle Lübnan’daki sağlık hizmetlerinde kullanılabilecek ilaç ve tıbbi malzemeler bulunuyor.</p>

<p>Sağlık Bakanlığı verilerine göre yardım kapsamında 66 kalem ilaçtan oluşan 34 bin 965 adet ürün hazırlandı. Bu ürünler 10 palet halinde sevkiyata dahil edildi.</p>

<p>Bunun yanı sıra 29 palette 145 bin 830 adet tıbbi sarf malzemesi, bir palette ise 500 adet ayniyat ve tüketim malzemesi yer aldı. Böylece Lübnan’a ulaştırılmak üzere hazırlanan ilaç ve tıbbi malzemelerin toplam sayısı 181 bin 295’e ulaştı.</p>

<p>Lübnan’ın İhtiyaç Listesine Göre Hazırlandı</p>

<p>Yardım paketinin içeriği, Lübnan hükümeti tarafından Türkiye’ye iletilen ihtiyaç listesi esas alınarak belirlendi. İhtiyaç duyulan ilaç ve tıbbi malzemeler kısa sürede temin edilerek Mersin AFAD Deposunda toplandı.</p>

<p>Yaklaşık 15,6 ton ağırlığındaki yardımın Lübnan’daki sağlık hizmetlerinin sürdürülmesine ve mevcut ihtiyaçların karşılanmasına katkı sağlaması hedefleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye’nin gönderdiği yardım, sağlık alanındaki insani desteğin yanı sıra kriz dönemlerinde bölgesel dayanışmanın da önemli örneklerinden biri oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/saglik-bakanligindan-lubnana-156-tonluk-tibbi-yardim</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 19:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8238.jpeg" type="image/jpeg" length="43703"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Adnan Kahveci’nin Oğlu Mehmet Bozkurt Kahveci Taburcu Oldu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/adnan-kahvecinin-oglu-mehmet-bozkurt-kahveci-taburcu-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/adnan-kahvecinin-oglu-mehmet-bozkurt-kahveci-taburcu-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eski Devlet ve Maliye Bakanı merhum Adnan Kahveci’nin büyük oğlu Mehmet Bozkurt Kahveci’den sevindiren haber geldi. Bir süre Kartal Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi’nde tedavi gören Kahveci’nin sağlık durumunun iyi olduğu ve taburcu edildiği öğrenildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANAP döneminin önemli siyasetçilerinden, eski Devlet ve Maliye Bakanı merhum Adnan Kahveci’nin büyük oğlu Mehmet Bozkurt Kahveci’nin sağlık durumuyla ilgili sevindirici gelişme yaşandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzun süredir böbrek yetmezliği nedeniyle diyaliz tedavisi gören ve diyabete bağlı sağlık sorunlarıyla mücadele eden Kahveci, geçtiğimiz günlerde rahatsızlanmasının ardından Kartal Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi’ne kaldırılmıştı. Yoğun bakım ünitesinde başlayan tedavisi daha sonra dahiliye servisinde devam eden Kahveci’nin sağlık durumunun düzelmesi üzerine taburcu edildiği öğrenildi.</p>

<p>Yakın çevresinden edinilen bilgilere göre Mehmet Bozkurt Kahveci’nin genel sağlık durumunun iyi olduğu, tedavisinin ve kontrollerinin bundan sonraki süreçte ayaktan sürdürüleceği belirtildi.</p>

<p>Tedavi sürecinde Kartal Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Hasan Fehmi Küçük’ün de yakından ilgilendiği ifade edildi.</p>

<p>Acı Kaza Hayatını Değiştirmişti</p>

<p>Merhum Adnan Kahveci, Turgut Özal döneminde Devlet Planlama Teşkilatı ve Hazine’den sorumlu Devlet Bakanı, ardından Maliye Bakanı olarak görev yaptı.</p>

<p>5 Şubat 1993 tarihinde Bolu’nun Gerede ilçesi yakınlarında meydana gelen trafik kazasında Adnan Kahveci ile eşi yaşamını yitirdi. Kazada yaralanan kızları Aslıhan Kahveci ise yaklaşık 10 gün süren yaşam mücadelesinin ardından hayatını kaybetti. Küçük oğulları Cihan Kahveci kazadan yaralı olarak kurtulurken, o dönemde Bilkent Üniversitesi’nde eğitim gördüğü için araçta bulunmayan Mehmet Bozkurt Kahveci, ailesini aynı kazada kaybetmenin derin acısını yaşadı.</p>

<p>Adnan Kahveci’nin Türk siyasi hayatındaki yeri ve devlete yaptığı hizmetler dikkate alındığında, Mehmet Bozkurt Kahveci’nin sağlık sürecinde gösterilen ilgi ve desteğin kamuoyunda memnuniyetle karşılandığı belirtiliyor. Kahveci’nin sağlığına kavuşarak taburcu olması, ailesi, yakınları ve sevenleri için en büyük sevinç kaynağı oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/adnan-kahvecinin-oglu-mehmet-bozkurt-kahveci-taburcu-oldu</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 18:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8236.jpeg" type="image/jpeg" length="59098"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AYM Kararı Ortada: 4/D İşçilerin Tayin Düzenlemesi İçin Neden 9 Aralık Bekleniyor?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/aym-karari-ortada-4d-iscilerin-tayin-duzenlemesi-icin-neden-9-aralik-bekleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/aym-karari-ortada-4d-iscilerin-tayin-duzenlemesi-icin-neden-9-aralik-bekleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi, 4/D işçilerin yer değişikliğini kategorik olarak engelleyen düzenlemeyi Anayasa’ya aykırı buldu. İptal hükmü 9 Aralık 2026’da yürürlüğe girecek. Ancak önümüzdeki dört ayın yalnızca takvim yapraklarının düşmesini bekleyerek geçirilmesi gerekmiyor. Eş durumu, sağlık, engellilik ve diğer haklı mazeretleri kapsayan açık, adil ve uygulanabilir bir yer değişikliği sisteminin şimdiden hazırlanması bekleniyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AYM Kararı Ortada: 4/D İşçilerin Tayin Düzenlemesi İçin Neden 9 Aralık Bekleniyor?</p>

<p>Kamuda yıllardır tartışılan 4/D sürekli işçilerin yer değişikliği meselesinde hukuki tablo artık eskisi gibi değil.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi, 696 sayılı KHK sürecinde taşerondan sürekli işçi kadrosuna geçirilen çalışanların görev yaptıkları teşkilat ve birime adeta “çakılı” kalmasına yol açan düzenlemeyi Anayasa’ya aykırı buldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yüksek Mahkeme kararını verdi.</p>

<p>Gerekçesini ortaya koydu.</p>

<p>Mutlak yer değişikliği yasağının Anayasa ile bağdaşmadığını tespit etti.</p>

<p>Şimdi milyonların değilse bile çok geniş bir kamu işçisi kitlesinin önündeki temel soru şu:</p>

<p>Madem yasak Anayasa’ya aykırı bulundu, yeni sistemin hazırlanması için neden son gün bekleniyor?</p>

<p>AYM’nin iptal ettiği hüküm ne?</p>

<p>Meselenin hukuki düğümü 375 sayılı KHK’nın geçici 23. maddesinde bulunuyor.</p>

<p>696 sayılı KHK ile taşeron işçiler için başlatılan kadroya geçiş sürecinin ardından kanunlaşan düzenlemede, sürekli işçi kadrosuna geçirilenlerin “çalıştırıldıkları teşkilat ve birimde” istihdam edilmelerini öngören bir hüküm bulunuyordu.</p>

<p>Uygulamada bu ifade, söz konusu çalışanların başka bir il veya bölgeye yer değişikliği taleplerinin önündeki en önemli hukuki engellerden birine dönüştü.</p>

<p>Yargıtay 9. Hukuk Dairesi önüne gelen bir uyuşmazlıkta konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı.</p>

<p>AYM de 26 Kasım 2025 tarihli kararında söz konusu ibareyi Anayasa’ya aykırı bularak iptal etti.</p>

<p>Karar 9 Mart 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı.</p>

<p>AYM çok açık konuştu: Mutlak yasak olmaz</p>

<p>Kararın en önemli tarafı yalnızca birkaç kelimenin kanundan çıkarılması değil.</p>

<p>Mahkemenin gerekçesi çok daha önemli.</p>

<p>AYM, sürekli işçi kadrosuna geçirilen çalışanların hayatları boyunca yer değişikliğini gerektirebilecek çeşitli durumlarla karşılaşabileceğine dikkat çekti.</p>

<p>İşçinin makul bir gerekçeye dayanan yer değişikliği talebinin, kurumun iş ve kadro durumu da dikkate alınarak değerlendirilmesinin mümkün olması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Başka bir ifadeyle yüksek mahkeme, “Bu çalışan hiçbir şart altında yer değiştiremez” anlayışını Anayasa’ya uygun bulmadı.</p>

<p>İşverenin talebi değerlendirebilmesi, işçiyi gözetme yükümlülüğünün dikkate alınması ve verilen kararın hukuki denetime açık olması gerektiği ortaya konuldu.</p>

<p>AYM, mutlak yasağın devletin çalışanları koruma yükümlülüğüyle bağdaşmadığı sonucuna vardı ve düzenlemeyi Anayasa’nın 49. maddesine aykırı buldu.</p>

<p>Kritik tarih: 9 Aralık 2026</p>

<p>Burada çok önemli bir ayrıntının altını çizmek gerekiyor.</p>

<p>AYM’nin kararı yayımlandığı gün yürürlüğe girmedi.</p>

<p>Mahkeme, iptal hükmünün Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verdi.</p>

<p>Karar 9 Mart 2026’da yayımlandığı için mevcut düzenlemedeki iptal edilen ibare 9 Aralık 2026 tarihinde hukuk düzeninden çıkacak.</p>

<p>Dolayısıyla bugün itibarıyla “4/D kapsamındaki bütün işçilere tayin hakkı başladı” demek hukuken doğru değil.</p>

<p>Aynı şekilde AYM’nin bütün işçilere otomatik, koşulsuz ve istedikleri ile atanabilecekleri bir hak tanıdığını söylemek de doğru olmaz.</p>

<p>Mahkemenin ortadan kaldırdığı şey, yer değişikliğinin önündeki mutlak ve kategorik yasal engel.</p>

<p>Tam da bu nedenle 9 Aralık sonrası için nasıl bir sistem kurulacağı büyük önem taşıyor.</p>

<p>Dokuz aylık süre “dokuz ay hiçbir şey yapılmasın” anlamına gelmiyor</p>

<p>Asıl tartışılması gereken nokta da burada başlıyor.</p>

<p>AYM’nin yürürlüğü dokuz ay ertelemesi, kamu kurumlarının dokuz ay boyunca hiçbir hazırlık yapmadan beklemesini gerektirmiyor.</p>

<p>Tam tersine bu süre, ortaya çıkabilecek hukuki ve idari boşluğun giderilmesi için bir hazırlık dönemi olarak değerlendirilmelidir.</p>

<p>9 Aralık sabahı geldiğinde kamu kurumlarının önünde cevapsız onlarca soru bulunmamalı.</p>

<p>Kimler yer değişikliği isteyebilecek?</p>

<p>Eş durumu hangi şartlarda kabul edilecek?</p>

<p>Sağlık mazereti nasıl belgelendirilecek?</p>

<p>Engelli çalışanlar için hangi öncelikler uygulanacak?</p>

<p>Can güvenliği gibi olağanüstü durumlar nasıl ele alınacak?</p>

<p>Boş kadro şartı aranacak mı?</p>

<p>İl içi ve iller arası yer değişikliği birbirinden ayrılacak mı?</p>

<p>Başvurular yılda kaç kez alınacak?</p>

<p>Aynı yere birden fazla başvuru yapılması durumunda hangi kriter uygulanacak?</p>

<p>Hizmet süresi veya kıdem dikkate alınacak mı?</p>

<p>Talebi reddedilen işçiye gerekçe bildirilmesi zorunlu olacak mı?</p>

<p>Bunların tamamının 9 Aralık’tan önce belirlenmesi mümkün.</p>

<p>En hassas başlık aile birliği</p>

<p>4/D işçilerin yıllardır dile getirdiği en önemli sorunların başında eş durumu geliyor.</p>

<p>Bir kamu çalışanının Ankara’da, eşinin Samsun’da; birinin İstanbul’da, ailesinin başka bir şehirde yaşadığı örneklerde sorun yalnızca bir “personel hareketliliği” meselesi değil.</p>

<p>Ortada aile hayatını doğrudan etkileyen sosyal bir gerçeklik bulunuyor.</p>

<p>Üstelik AYM’nin gerekçesi de yer değişikliği ihtiyacının hayatın olağan akışı içerisinde ortaya çıkabileceğini kabul ediyor.</p>

<p>Bu nedenle hazırlanacak düzenlemede aile birliği mazeretinin açık ve objektif kriterlerle ele alınması önem taşıyor.</p>

<p>Sağlık mazereti de görmezden gelinemez</p>

<p>Bir başka önemli başlık sağlık.</p>

<p>Çalışanın kendisinin, eşinin, çocuğunun veya bakmakla yükümlü olduğu yakınlarının ciddi sağlık ihtiyaçlarının bulunması halinde, mevcut çalışma yerinin değiştirilememesi son derece ağır sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<p>Benzer şekilde engellilik ve can güvenliği gibi özel durumlar da sıradan isteğe bağlı yer değişikliği başvurularıyla aynı kefeye konulmamalı.</p>

<p>Nitekim Kamu Denetçiliği Kurumu da geçmiş değerlendirmelerinde katı uygulamanın özellikle engellilik ve can güvenliği gibi özel durumlarda mağduriyet yaratabileceğine dikkat çekmişti.</p>

<p>Memurla işçinin statüsü aynı değil ama aile aynı aile</p>

<p>Bu tartışmada sık yapılan bir hata var.</p>

<p>4/D sürekli işçi ile 657 sayılı Kanun’a tabi memurun hukuki statüsü aynı değildir.</p>

<p>Dolayısıyla memurların tayin sisteminin hiçbir değişiklik yapılmadan işçilere uygulanması hukuken zorunlu değildir.</p>

<p>Fakat statünün farklı olması, sosyal gerçekliği ortadan kaldırmıyor.</p>

<p>Memurun eşi de eş, işçinin eşi de.</p>

<p>Memurun çocuğu da çocuk, işçinin çocuğu da.</p>

<p>Sağlık sorunu, engellilik, aile bütünlüğü veya can güvenliği, bordrodaki personel statüsüne göre önem kazanıp kaybetmiyor.</p>

<p>İşte kurulacak yeni sistemin hukuki statü farklılığını korurken insan hayatının bu gerçeklerini de gözetmesi gerekiyor.</p>

<p>AYM “herkesi tayin edin” demedi</p>

<p>Beklentilerin yanlış yönlendirilmemesi açısından bu nokta özellikle vurgulanmalı.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi kararı, her 4/D işçinin istediği zaman istediği şehre atanacağı anlamına gelmiyor.</p>

<p>AYM’nin gerekçesi de iş ve kadro durumuna dikkat çekiyor.</p>

<p>Dolayısıyla yeni sistemde kamu hizmetinin devamlılığı, personel ihtiyacı, boş pozisyon, meslek veya görev unvanı gibi kriterlerin bulunması mümkün.</p>

<p>Ancak artık tartışmanın merkezindeki temel ilke değişiyor:</p>

<p>Mutlak yasak yerine değerlendirme.</p>

<p>İşçinin talebi daha baştan kapının dışında bırakılmamalı.</p>

<p>Makul bir gerekçesi varsa kurum bunu değerlendirebilmeli; kabul veya ret kararını objektif kriterlere dayandırabilmeli.</p>

<p>9 Aralık’ta mevzuat boşluğu yaşanmamalı</p>

<p>Takvim hızla ilerliyor.</p>

<p>9 Aralık 2026 geldiğinde iptal hükmü yürürlüğe girecek.</p>

<p>O gün kamu kurumlarının önüne binlerce başvurunun gelmesi ihtimal dahilinde.</p>

<p>Bu nedenle merkezi ve kurum bazlı düzenlemelerin son haftalara bırakılması hem çalışanlar hem de idare açısından yeni uyuşmazlıklar doğurabilir.</p>

<p>Hazırlık bugünden yapılırsa başvuru takvimi, mazeretler, öncelikler, kadro kriterleri, değerlendirme komisyonları ve itiraz mekanizmaları önceden belirlenebilir.</p>

<p>Böylece AYM kararının yürürlüğe girdiği gün bir belirsizlik değil, hazır bir sistem karşılanmış olur.</p>

<p>Artık mesele tayin hakkının tartışılması değil, adil sistemin kurulması</p>

<p>AYM kararı sonrasında tartışmanın ekseni değişmiş durumda.</p>

<p>Yıllarca konuşulan “4/D sürekli işçiler yer değiştirebilmeli mi?” sorusunun yerine artık daha somut bir soru var:</p>

<p>Yer değişikliği hangi objektif ve adil kurallarla yapılacak?</p>

<p>Kamu hizmetinin aksamasına izin vermeyen ancak insanı da görev yaptığı binaya mahkûm etmeyen bir sistem kurulabilir.</p>

<p>Eş durumu, sağlık, engellilik ve can güvenliği gibi güçlü mazeretler önceliklendirilebilir.</p>

<p>İsteğe bağlı yer değişikliği için boş kadro, kıdem ve hizmet süresi gibi objektif kriterler getirilebilir.</p>

<p>Başvurular elektronik ortamda alınabilir ve boş pozisyonlar çalışanların görebileceği şekilde ilan edilebilir.</p>

<p>Ret kararlarının gerekçeli olması sağlanabilir.</p>

<p>Böyle bir sistem hem idareyi korur hem çalışanı.</p>

<p>Beklemek yerine hazırlanmak gerekiyor</p>

<p>9 Aralık’a yaklaşık dört ay kaldı.</p>

<p>Dört ay kısa bir süre değil.</p>

<p>Mevzuat hazırlamak, kurumların ihtiyaçlarını belirlemek, boş kadroları çıkarmak, başvuru sistemini oluşturmak ve objektif kriterleri belirlemek için kullanılabilecek önemli bir zaman dilimi.</p>

<p>Bu nedenle 4/D sürekli işçilerin beklentisi bugün “bizi koşulsuz tayin edin” şeklinde okunmamalı.</p>

<p>Beklenti daha temel:</p>

<p>Anayasa Mahkemesi’nin ortadan kaldırdığı mutlak yasağın yerine öngörülebilir, adil, insanı ve kamu hizmetini birlikte gözeten bir sistem kurulsun.</p>

<p>Çünkü 9 Aralık bir sürpriz tarih değil.</p>

<p>Aylar öncesinden belli.</p>

<p>Karar belli.</p>

<p>Gerekçe belli.</p>

<p>Sorun belli.</p>

<p>Çözüm için gerekli hazırlık süresi de var.</p>

<p>Şimdi yapılması gereken, takvim yapraklarının 9 Aralık’ı göstermesini beklemek değil; 9 Aralık geldiğinde sistemin hazır olmasını sağlamak.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Anayasa Mahkemesi, E.2025/100, K.2025/242, 26 Kasım 2025</li>
 <li>Resmî Gazete, 9 Mart 2026, Sayı 33191</li>
 <li>Anayasa Mahkemesi Norm Denetimi Basın Duyurusu, 9 Mart 2026</li>
 <li>375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, Geçici Madde 23</li>
 <li>7079 sayılı Kanun</li>
 <li>Yargıtay 9. Hukuk Dairesi</li>
 <li>Kamu Denetçiliği Kurumu 2024 Yıllık Raporu</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/aym-karari-ortada-4d-iscilerin-tayin-duzenlemesi-icin-neden-9-aralik-bekleniyor</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 13:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8207.jpeg" type="image/jpeg" length="33851"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Adnan Kahveci’nin Oğlu Mehmet Bozkurt Kahveci’den Sevindiren Haber]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/adnan-kahvecinin-oglu-mehmet-bozkurt-kahveciden-sevindiren-haber</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/adnan-kahvecinin-oglu-mehmet-bozkurt-kahveciden-sevindiren-haber" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eski Devlet ve Maliye Bakanı merhum Adnan Kahveci’nin büyük oğlu Mehmet Bozkurt Kahveci’nin sağlık durumunda sevindirici bir gelişme yaşandı. Yoğun bakım tedavisi tamamlanan Kahveci’nin tedavisi Kartal Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi Dahiliye Servisi’nde sürüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANAP döneminin önemli siyasetçilerinden, eski Devlet ve Maliye Bakanı merhum Adnan Kahveci’nin büyük oğlu Mehmet Bozkurt Kahveci’nin sağlık durumunda olumlu gelişme yaşandı.</p>

<p>Uzun süredir böbrek yetmezliği nedeniyle diyaliz tedavisi gören ve diyabete bağlı sağlık sorunlarıyla mücadele eden Mehmet Bozkurt Kahveci, geçtiğimiz günlerde rahatsızlanmasının ardından Kartal Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi’ne kaldırılarak yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alınmıştı.</p>

<p>Hastanede uygulanan tedavinin ardından sağlık durumunun düzelmesi üzerine Kahveci yoğun bakım ünitesinden çıkarıldı. Tedavisinin Kartal Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi Dahiliye Servisi’nde devam ettiği öğrenildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Diyabet nedeniyle görme yetisini kaybeden ve uzun süredir diyaliz tedavisi gören Kahveci’nin sağlık durumunun yakından takip edildiği belirtildi.</p>

<p>Tedavi süreciyle Kartal Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Hasan Fehmi Küçük’ün de yakından ilgilendiği öğrenildi.</p>

<p>Acı Kaza Hayatını Değiştirmişti</p>

<p>Merhum Adnan Kahveci, Turgut Özal döneminde Devlet Planlama Teşkilatı ve Hazine’den sorumlu Devlet Bakanı, ardından Maliye Bakanı olarak görev yaptı.</p>

<p>5 Şubat 1993 tarihinde Bolu’nun Gerede ilçesi yakınlarında meydana gelen trafik kazasında Adnan Kahveci ile eşi yaşamını yitirdi. Kazada yaralanan kızları Aslıhan Kahveci ise yaklaşık 10 gün süren yaşam mücadelesinin ardından hayatını kaybetti. Küçük oğulları Cihan Kahveci kazadan yaralı olarak kurtulurken, o dönemde Bilkent Üniversitesi’nde eğitim gördüğü için araçta bulunmayan Mehmet Bozkurt Kahveci ailesini aynı kazada kaybetmenin derin acısını yaşadı.</p>

<p>Adnan Kahveci’nin Türk siyasi hayatındaki yeri ve devlete yaptığı hizmetler dikkate alındığında, Mehmet Bozkurt Kahveci’nin tedavi sürecine ilişkin devlet büyüklerinin ve ilgili kurumların manevi destek göstermesinin kamu vicdanında karşılık bulacağı değerlendiriliyor. Uzun yıllardır sağlık sorunlarıyla mücadele eden Kahveci’nin tedavisinin başarılı şekilde tamamlanması ve sağlığına kavuşması en büyük temenni olarak ifade ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/adnan-kahvecinin-oglu-mehmet-bozkurt-kahveciden-sevindiren-haber</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 19:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7886.jpeg" type="image/jpeg" length="37968"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yapay Zekâya 8,3 Milyar “İnsan” Eklediler: Amaç Dünyayı Simüle Etmek]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/yapay-zekaya-83-milyar-insan-eklediler-amac-dunyayi-simule-etmek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/yapay-zekaya-83-milyar-insan-eklediler-amac-dunyayi-simule-etmek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yapay zekâ araştırmalarında dikkat çekici bir eşik aşılıyor. MatrAIx adı verilen yeni sistem, 8,3 milyar farklı persona kaydıyla insan çeşitliliğini dijital ortamda temsil etmeyi ve yapay zekâ sistemlerini gerçek kullanıcılara ulaşmadan önce çok farklı “sanal kullanıcılar” üzerinde sınamayı amaçlıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıktan finansa kadar uzanan sistem, geleceğin dijital ürünlerinin nasıl test edileceğine ilişkin yeni bir model ortaya koyuyor.</p>

<p>Bir yapay zekâ uygulamasını piyasaya sürmeden önce milyonlarca farklı insan üzerinde deneyebilseydiniz ne olurdu?</p>

<p>Yaşlılar, gençler, teknolojiye mesafeli olanlar, fiyat değişikliklerine farklı tepki verenler, yapay zekâ hata yaptığında uygulamayı terk edenler veya kullanmaya devam edenler…</p>

<p>Araştırmacıların geliştirdiği MatrAIx, tam olarak bu sorunun peşinden gidiyor.</p>

<p>“MatrAIx: Simulating the World with 8.3 Billion Persona Agents” başlıklı araştırmada, yapay zekâ sistemleri ve dijital ürünlerin insan çeşitliliğini temsil eden simüle edilmiş kullanıcılarla değerlendirilmesini sağlayan nüfus ölçekli bir altyapı tanıtıldı. Çalışma arXiv’de ön baskı olarak yayımlandı.</p>

<p>8,3 milyar sanal profil ne anlama geliyor?</p>

<p>Araştırmanın en çarpıcı rakamı kuşkusuz 8,3 milyar.</p>

<p>Ancak bu rakamın doğru anlaşılması gerekiyor.</p>

<p>Araştırmacılar dünyadaki 8,3 milyar gerçek insanın birebir dijital kopyasını çıkarmadı. Sistem, insan çeşitliliğini nüfus ölçeğinde temsil etmek üzere 8,3 milyar persona kaydından oluşan bir yapı sunuyor.</p>

<p>Persona 8B adı verilen bu bölümde her persona 1.290 kategorik boyut üzerinden temsil ediliyor. Profillerin bir bölümü özellikler arasındaki ilişkileri korumayı amaçlayan bir bağımlılık grafiğinden örneklenirken, bir bölümü insan tarafından hazırlanmış profillerden türetiliyor.</p>

<p>Bu nedenle MatrAIx’i “8,3 milyar insanın dijital ikizi” olarak tanımlamak doğru değil.</p>

<p>Daha doğru ifade şu:</p>

<p>8,3 milyar farklı insan profilini temsil etmeyi amaçlayan dev bir sanal kullanıcı evreni.</p>

<p>Yaklaşık 1 milyon persona araştırmacılara sunuluyor</p>

<p>8,3 milyarlık yapı kadar önemli bir başka ayrıntı daha var.</p>

<p>Araştırmacılar yaklaşık 1 milyon personalık kalite filtresinden geçirilmiş bir çekirdek veri setini yayımladıklarını bildiriyor.</p>

<p>Bunun 599 bin 847’si insan temelli, 400 bini ise sentetik persona kayıtlarından oluşuyor.</p>

<p>Böylece araştırmacılar yalnızca teorik bir nüfus modeli önermek yerine, yapay zekâ sistemlerinin farklı kullanıcı profilleri karşısındaki davranışlarının araştırılabileceği geniş bir deney altyapısı ortaya koymayı hedefliyor.</p>

<p>“Sanal insanlar” ne yapıyor?</p>

<p>MatrAIx’i sıradan bir veri tabanından ayıran nokta burada ortaya çıkıyor.</p>

<p>Persona kayıtları büyük dil modelleriyle birleştirildiğinde, belirli özellikleri temsil eden yapay kullanıcı ajanları oluşturulabiliyor.</p>

<p>Araştırmacılar bu ajanların dijital ürünlerle etkileşimini değerlendirmek için dört ortam belirledi:</p>

<p>Anket, yapay zekâ sohbet robotu, web sitesi ve uygulama.</p>

<p>Böylece farklı özelliklere sahip kullanıcıların aynı yapay zekâ sistemine veya dijital ürüne farklı biçimlerde nasıl tepki verebileceği simüle edilebiliyor.</p>

<p>Sağlık dahil 25’ten fazla alan</p>

<p>MatrAIx’in kullanım alanı yalnızca sohbet robotlarıyla sınırlı değil.</p>

<p>Araştırmada 1.010 farklı uygulama görevinin oluşturulduğu ve bunların 25’ten fazla alanı kapsadığı belirtiliyor.</p>

<p>Bu alanlar arasında ticaret, yazılım ve finansın yanı sıra sağlık da bulunuyor.</p>

<p>Sağlık teknolojileri açısından düşünüldüğünde yaklaşım özellikle dikkat çekici.</p>

<p>Örneğin gelecekte bir dijital sağlık uygulaması veya hasta bilgilendirme sistemi gerçek kullanıcılara sunulmadan önce çok farklı kullanıcı profilleriyle simülasyona sokulabilir.</p>

<p>Bir sağlık chatbotunun verdiği yanıtların farklı kullanıcı grupları tarafından nasıl karşılandığı veya bir kullanıcının sistem hata yaptıktan sonra uygulamayı kullanmaya devam edip etmeyeceği gibi sorular önceden araştırılabilir.</p>

<p>Ancak bunun gerçek hasta araştırmalarının veya klinik çalışmaların yerine geçmesi söz konusu değil. Sentetik kullanıcıların gerçek insanların biyolojik, psikolojik ve sosyal karmaşıklığını kusursuz biçimde temsil ettiği henüz gösterilmiş değil.</p>

<p>18 binden fazla deney gerçekleştirildi</p>

<p>Araştırmacılar sistemi yalnızca oluşturmakla kalmadı, farklı senaryolarda test de etti.</p>

<p>Çalışmada sekiz temsili görev üzerinde toplam 18 bin 189 değerlendirme deneyi gerçekleştirildi.</p>

<p>Persona ajanlarının çalıştırılmasında GPT-5.5, Claude Opus 4.8 ve Claude Haiku 4.5 modellerinden yararlanıldı.</p>

<p>Araştırmacılar bu deneylerde kullanıcı profillerinin karar ve tercihlere nasıl yansıyabileceğini değerlendirdi.</p>

<p>Örneğin bir ürünün fiyatı yükseldiğinde kullanıcının tereddüt edip etmemesi, bir yapay zekâ asistanının başarısızlığından sonra kullanmaya devam etme isteği ve gecikmeye tolerans gibi davranışlar incelendi.</p>

<p>Yüzde 91,5 sonucu neyi gösteriyor?</p>

<p>Çalışmanın dikkat çeken sonuçlarından biri yüzde 91,5 oranı.</p>

<p>Araştırmacılar 400 kontrollü deneyde, 10 davranışsal özellik üzerinden persona ajanlarının kendilerine tanımlanan davranış özelliklerine bağlı kalıp kalmadığını değerlendirdi.</p>

<p>Tanımlanan davranışın gösterilmesi veya gösterilmemesi gereken durumda doğru biçimde bastırılması 400 deneyin 366’sında gerçekleşti. Bu da yüzde 91,5’e karşılık geliyor.</p>

<p>Burada kritik bir bilimsel ayrım bulunuyor:</p>

<p>Bu sonuç, yapay zekânın gerçek insanların davranışlarını yüzde 91,5 doğrulukla tahmin edebildiği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Rakam, oluşturulan persona ajanlarının kendilerine tanımlanan davranış özelliklerine uyumuyla ilgili.</p>

<p>Yapay zekâ araştırmalarında yeni bir alan büyüyor</p>

<p>MatrAIx aslında daha geniş bir bilimsel eğilimin son halkalarından biri.</p>

<p>Araştırmacılar birkaç yıldır büyük dil modellerinden yararlanarak insan davranışlarını temsil eden üretken ajanlar üzerinde çalışıyor. 2023’te yayımlanan etkili “Generative Agents” araştırması, 25 yapay ajanın hatırlama, planlama ve birbirleriyle etkileşim kurma davranışlarını deneysel bir ortamda incelemişti.</p>

<p>2024’te yayımlanan Persona Hub araştırmasında ise sentetik veri üretimi amacıyla 1 milyar persona ölçeğine ulaşılmıştı.</p>

<p>MatrAIx ise bu yaklaşımı nüfus ölçeğine taşıma iddiasıyla dikkat çekiyor.</p>

<p>Bir ürün piyasaya çıkmadan önce “sanal toplumda” denenebilir mi?</p>

<p>MatrAIx’in uzun vadede ortaya çıkardığı asıl soru bu olabilir.</p>

<p>Bugün şirketler, üniversiteler ve araştırma kuruluşları yeni dijital ürünleri gerçek kullanıcı gruplarıyla test ediyor. Ancak binlerce farklı sosyoekonomik ve davranışsal profili aynı araştırmaya dahil etmek oldukça zor.</p>

<p>Yapay zekâ tabanlı kullanıcı simülasyonları burada yeni bir ara katman oluşturabilir.</p>

<p>Gelecekte geliştirilen bir ürün önce binlerce veya milyonlarca sanal kullanıcı üzerinde sınanabilir. Problemli noktalar belirlenebilir. Ardından kritik sonuçlar gerçek kullanıcı araştırmalarıyla doğrulanabilir.</p>

<p>Böyle bir model, özellikle büyük ölçekli kullanıcı testlerinin başlangıç aşamalarını önemli ölçüde değiştirebilir.</p>

<p>Fakat sanal insan, gerçek insan değildir</p>

<p>Teknolojinin büyüklüğü kadar sınırlarını da görmek gerekiyor.</p>

<p>İnsan davranışı yalnızca yaş, eğitim, gelir veya belirli tercihlerin toplamından oluşmuyor. Kültür, geçmiş deneyimler, duygular, sosyal çevre ve içinde bulunulan koşullar kararlarımızı sürekli değiştiriyor.</p>

<p>Nitekim yapay zekâ personaları üzerine yapılan araştırmalar, LLM tabanlı simülasyonların gerçek insan çeşitliliğini temsil etmekte önemli sınırlılıklarının bulunabileceğine de işaret ediyor. Bazı çalışmalar, persona tanımları karmaşıklaştıkça modeller arasındaki davranışsal farklılığın beklenen ölçüde artmayabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Dolayısıyla MatrAIx’i “insanlığı kusursuz biçimde simüle eden sistem” olarak görmek için henüz çok erken.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çalışmanın ayrıca hakemli bir bilimsel dergide yayımlanmış nihai araştırma değil, ön baskı olduğu da unutulmamalı.</p>

<p>Geleceğin test laboratuvarı sanal bir dünya olabilir</p>

<p>Buna rağmen MatrAIx’in ortaya koyduğu fikir güçlü.</p>

<p>Yapay zekânın gelişiminde uzun süre temel soru, “Makine insan gibi düşünebilir mi?” oldu.</p>

<p>Şimdi buna başka bir soru ekleniyor:</p>

<p>“Makine, milyarlarca farklı insanın aynı teknoloji karşısında nasıl davranabileceğini simüle edebilir mi?”</p>

<p>Bu sorunun cevabı henüz verilmiş değil.</p>

<p>Fakat 25 yapay ajandan 1 milyar personalık sistemlere, oradan 8,3 milyarlık nüfus ölçekli modellere uzanan araştırma çizgisi, dijital dünyanın yeni bir laboratuvar kurmaya başladığını gösteriyor.</p>

<p>Bu laboratuvarın denekleri gerçek insanlar değil.</p>

<p>Onların yapay zekâ tarafından oluşturulan dijital temsilleri.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ul>
 <li>Li X, Hao Y, Hou J, Huang J, Wen Q ve ark. MatrAIx: Simulating the World with 8.3 Billion Persona Agents. arXiv, 2026.</li>
 <li>Park JS, O’Brien JC, Cai CJ, Morris MR, Liang P, Bernstein MS. Generative Agents: Interactive Simulacra of Human Behavior. arXiv, 2023.</li>
 <li>Ge T, Chan X, Wang X, Yu D, Mi H, Yu D. Scaling Synthetic Data Creation with 1,000,000,000 Personas. arXiv, 2024.</li>
 <li>Bhattacharyya A, Singla YK, Shah RR, Chen C, Ajmera J. How Well Do Large Language Models Capture Human Personality? 2026.</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/yapay-zekaya-83-milyar-insan-eklediler-amac-dunyayi-simule-etmek</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 15:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7876-1.jpeg" type="image/jpeg" length="47939"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[4D İşçilerin Beklediği Tayin Kararı: 9 Aralık Sonrası Ne Olacak?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/4d-iscilerin-bekledigi-tayin-karari-9-aralik-sonrasi-ne-olacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/4d-iscilerin-bekledigi-tayin-karari-9-aralik-sonrasi-ne-olacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[4D işçilerin uzun süredir beklediği tayin konusunda Anayasa Mahkemesinin iptal kararı 9 Aralık 2026’da yürürlüğe girecek. Karar, mevcut yer değişikliği engelini kaldırırken işçilerin nasıl ve hangi şartlarla tayin isteyebileceğini belirleyecek yeni düzenleme yakından takip ediliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>4D işçilere tayin hakkı ne zaman? AYM kararında tarih belli oldu</p>

<p>4D işçilere tayin hakkı ne zaman sorusunun yanıtı Anayasa Mahkemesinin iptal kararındaki yürürlük tarihiyle netleşti. AYM, 4D sürekli işçilerin yer değiştirmesini sınırlayan düzenlemedeki “çalıştırıldıkları teşkilat ve birimde” ibaresini Anayasa’ya aykırı bularak iptal etti. Karar 9 Aralık 2026’da yürürlüğe girecek.</p>

<p>Karar verilmiş ve Resmî Gazete’de yayımlanmış durumda. Bu nedenle AYM’den yeni bir karar beklenmiyor. Şimdi takip edilen temel konu, dokuz aylık süre içinde yeni bir yasal veya idari düzenleme yapılıp yapılmayacağı ve yer değişikliğinin hangi usullerle uygulanacağı.</p>

<p>4D işçilere tayin hakkı ne zaman başlayacak?</p>

<p>4D işçilere tayin hakkı ne zaman sorusu, kamu kurumlarında sürekli işçi statüsünde çalışan ve 696 sayılı KHK sürecinde kadroya geçen çalışanların gündeminde bulunuyor.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi, 26 Kasım 2025 tarihinde verdiği kararla 375 sayılı KHK’nin geçici 23. maddesinde bulunan ve kadroya geçirilen işçilerin “çalıştırıldıkları teşkilat ve birimde” istihdam edilmesini öngören ibareyi iptal etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Karar 9 Mart 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı. AYM, oluşabilecek hukuki boşluğun giderilebilmesi amacıyla iptal hükmünün Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verdi.</p>

<p>Buna göre iptal hükmü 9 Aralık 2026 tarihinde yürürlüğe girecek.</p>

<p>AYM neden tayin sınırlamasını iptal etti?</p>

<p>Düzenleme, taşeron sisteminden sürekli işçi kadrosuna geçirilen çalışanların kadroya geçtikleri teşkilat ve birimle bağlı kalmasına yol açıyordu.</p>

<p>Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, önüne gelen bir uyuşmazlık kapsamında söz konusu düzenlemeyi Anayasa Mahkemesine taşıdı.</p>

<p>AYM yaptığı incelemede, işçilerin görev yerinin değiştirilmesine yönelik herhangi bir mekanizma öngörülmeden sürekli biçimde belirli bir teşkilat ve birimde çalışmalarını zorunlu tutan düzenlemeyi çalışma hakkıyla bağdaşmayan bir sınırlama olarak değerlendirdi.</p>

<p>Mahkeme bu nedenle ilgili ibarenin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verdi.</p>

<p>AYM kararı şu anda ne bekliyor?</p>

<p>Süreçle ilgili önemli ayrım burada ortaya çıkıyor: AYM kararı yeniden görüşülmeyi veya başka bir mahkeme kararını beklemiyor.</p>

<p>Karar kesinleşmiş ve yayımlanmış durumda. Beklenen, AYM’nin belirlediği dokuz aylık geçiş süresinin tamamlanması.</p>

<p>Bu süre aynı zamanda yasama ve idare açısından yeni hukuki durumun nasıl uygulanacağının belirlenebilmesi için tanındı. Yer değişikliği taleplerinin hangi şartlarda yapılacağı, kurumlar arasında mı yoksa kurum içinde mi uygulanacağı, boş kadro veya pozisyon şartı aranıp aranmayacağı ve mazeret durumlarının nasıl değerlendirileceği gibi uygulama ayrıntıları ayrıca önem taşıyor.</p>

<p>9 Aralık’ta bütün 4D işçilere otomatik tayin hakkı mı gelecek?</p>

<p>AYM kararının en fazla yanlış anlaşılabilecek bölümü bu.</p>

<p>Karar, 9 Aralık 2026 tarihinde bütün sürekli işçilere istedikleri şehre koşulsuz ve otomatik tayin hakkı verildiği anlamına gelmiyor.</p>

<p>AYM’nin yaptığı işlem, 375 sayılı KHK’nin geçici 23. maddesinde yer alan ve yer değişikliğinin önünde engel oluşturan “çalıştırıldıkları teşkilat ve birimde” ibaresini iptal etmek.</p>

<p>Dolayısıyla iptal kararının ardından yer değişikliğinin uygulamada hangi şartlara bağlanacağı ayrıca şekillenebilecek. Bu nedenle “9 Aralık’tan itibaren dilekçe veren herkes tayin olacak” şeklindeki değerlendirmeler mevcut kararın kapsamını aşar.</p>

<p>Karar hangi sürekli işçileri kapsıyor?</p>

<p>AYM kararının doğrudan konusu, 375 sayılı KHK’nin geçici 23. maddesi kapsamında sürekli işçi kadrolarına geçirilen çalışanlara ilişkin düzenleme.</p>

<p>Bu nedenle kamuoyunda kullanılan genel “4D işçiler” ifadesi ile AYM kararının hukuki kapsamını birbirinden ayırmak gerekiyor. Her sürekli işçi statüsünün veya farklı mevzuat kapsamında çalışan bütün işçilerin otomatik olarak aynı hüküm kapsamında bulunduğu sonucuna varılamaz.</p>

<p>Tayin için yeni düzenleme yapılacak mı?</p>

<p>9 Ağustos 2026 itibarıyla AYM’nin iptal kararının ardından bütün ayrıntıları belirleyen ve tüm çalışanlar bakımından otomatik bir tayin sistemi kuran yeni bir düzenlemenin yürürlüğe girdiğine ilişkin doğrulanmış resmî bir gelişme bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle önümüzdeki süreçte yapılabilecek kanuni düzenlemeler, kurumların uygulama esasları ve işçilerin yer değişikliği taleplerine ilişkin oluşturulacak yöntem önem taşıyor.</p>

<p>SON DURUM</p>

<p>AYM, sürekli işçi kadrosuna geçirilen çalışanların yer değişikliğini sınırlayan düzenlemeyi iptal etti. Karar 9 Mart 2026’da yayımlandı ancak dokuz aylık erteleme nedeniyle 9 Aralık 2026’da yürürlüğe girecek.</p>

<p>Dolayısıyla AYM’den yeni bir karar beklenmiyor. Şu anda kararın yürürlüğe girmesi ve bu tarihe kadar yer değişikliğinin usul ve şartlarına ilişkin yeni bir düzenleme yapılıp yapılmayacağı takip ediliyor.</p>

<p>En önemli nokta ise AYM kararının doğrudan ve koşulsuz bir “her işçiye istediği yere tayin” sistemi oluşturmadığı. 9 Aralık sonrasında ortaya çıkacak hukuki durum ve uygulama esasları belirleyici olacak.</p>

<p>SEO Başlığı: 4D işçilere tayin hakkı ne zaman? AYM kararında kritik tarih</p>

<p>Meta Açıklama: 4D işçilere tayin hakkı ne zaman? AYM’nin sürekli işçiler için verdiği iptal kararı 9 Aralık 2026’da yürürlüğe girecek. İşte son durum.</p>

<p>URL Slug: 4d-iscilere-tayin-hakki-ne-zaman-aym-karari</p>

<p>Öne Çıkan Anahtar İfade: 4D işçilere tayin hakkı ne zaman</p>

<p>Destekleyici Anahtar İfadeler: 4D işçi tayin hakkı 2026, sürekli işçi tayin hakkı, AYM 4D işçi kararı, 696 KHK tayin hakkı, 4D işçi yer değişikliği</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/4d-iscilerin-bekledigi-tayin-karari-9-aralik-sonrasi-ne-olacak</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 20:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7752-1.jpeg" type="image/jpeg" length="38594"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Beşköy’ün Unutulmayan Acısı: 47 Canın Hayatını Kaybettiği Felaket 28. Yılında Dualarla Anıldı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/beskoyun-unutulmayan-acisi-47-canin-hayatini-kaybettigi-felaket-28-yilinda-dualarla-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/beskoyun-unutulmayan-acisi-47-canin-hayatini-kaybettigi-felaket-28-yilinda-dualarla-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Köprübaşı ilçesine bağlı Beşköy Mahallesi’nde 7 Ağustos 1998’de yaşanan ve 47 kişinin yaşamını yitirdiği sel ve heyelan felaketinin 28. yılında düzenlenen anma programında, hayatını kaybedenler dualarla yad edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Törende yapılan konuşmalarda, afetlere karşı dirençli yerleşimlerin oluşturulmasının önemine dikkat çekildi.</p>

<p>Trabzon’un Köprübaşı ilçesine bağlı Beşköy Mahallesi, aradan geçen 28 yıla rağmen hafızalardan silinmeyen büyük felaketin acısını bir kez daha yaşadı. 7 Ağustos 1998’de etkili olan aşırı yağışların ardından meydana gelen sel ve heyelanlarda hayatını kaybeden 47 vatandaş için Beşköy Afet Şehitleri Anıtı önünde anma programı düzenlendi.</p>

<p><img alt="Beşköy Sel Felaketi Şehitleri 28. Yılında Dualarla Anıldı" class="detail-photo img-fluid" height="956" src="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7578-1.jpeg" width="1320" /></p>

<p>Programa Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Hasan Suver, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ahmet Yüksel Gülay, Köprübaşı Belediye Başkanı Ali Aydın, kamu kurumlarının temsilcileri, hayatını kaybedenlerin yakınları ve çok sayıda vatandaş katıldı.</p>

<p>Törende yapılan konuşmalarda, Beşköy’de yaşanan acının yalnızca ilçe tarihinin değil, Karadeniz’in en ağır doğal afetlerinden biri olduğu vurgulandı. Konuşmacılar, aradan geçen yıllara rağmen felaketin bıraktığı derin izlerin hâlâ tazeliğini koruduğunu belirterek, benzer acıların tekrar yaşanmaması için afet risklerinin azaltılmasına yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Beşköy Sel Felaketi Şehitleri 28. Yılında Dualarla Anıldı-1" class="detail-photo img-fluid" height="979" src="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7577.jpeg" width="1320" /></p>

<p>Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Bakan Yardımcısı Hasan Suver, Karadeniz coğrafyasının iklim ve topoğrafik özellikleri nedeniyle sel ve heyelan riski taşıdığına dikkat çekerek, riskli yapıların dönüştürülmesi, dere yataklarının korunması ve güvenli yerleşim alanlarının oluşturulmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü söyledi. Afet yönetiminde önleyici tedbirlerin önemine vurgu yapan Suver, vatandaşların can güvenliğinin her zaman öncelikli olduğunu dile getirdi.</p>

<p>Konuşmaların ardından Kur’an-ı Kerim tilaveti okundu, hayatını kaybeden 47 vatandaş için dualar edildi. Program kapsamında ayrıca 1998 yılındaki felaketi anlatan arşiv fotoğraflarından oluşan sergi ziyaret edildi. Siyah beyaz kareler, felaketin izlerini ve o gün yaşanan büyük acıyı yeniden gözler önüne serdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Beşköy Sel Felaketi Şehitleri 28. Yılında Dualarla Anıldı-2" class="detail-photo img-fluid" height="1299" src="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7576-1.jpeg" width="1320" /></p>

<p>Karadeniz’in En Büyük Felaketlerinden Biri</p>

<p>7 Ağustos 1998 gecesi Doğu Karadeniz’de etkisini artıran şiddetli yağış, Köprübaşı’nın Beşköy Mahallesi’nde kısa sürede büyük bir afete dönüştü. Manahoz Deresi’nin taşmasıyla birlikte dağ yamaçlarından kopan tonlarca kaya, çamur ve toprak yerleşim alanlarına ulaştı. Evler, yollar, köprüler, tarım alanları ve altyapı büyük zarar gördü. Bazı evler tamamen toprak altında kalırken, çok sayıda kişi uykuda yakalandığı felaketten kaçamadı. Afette 47 kişi yaşamını yitirirken, onlarca kişi yaralandı ve çok sayıda aile evsiz kaldı.</p>

<p>Bölgeye Türkiye’nin dört bir yanından arama kurtarma ekipleri, sağlık personeli ve gönüllüler sevk edildi. Devletin tüm kurumları yaraların sarılması için seferber olurken, dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan da Beşköy’e gelerek incelemelerde bulundu, afetzedelerle bir araya geldi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesinin imkânlarıyla bölgeye destek sağladı.</p>

<p>Beşköy faciası, yalnızca büyük bir can kaybına yol açan doğal afet olarak değil, Türkiye’de sel ve heyelan riskine karşı yerleşim planlaması, dere yataklarının korunması, erken uyarı sistemleri ve afet yönetimi politikalarının yeniden değerlendirilmesine katkı sağlayan dönüm noktalarından biri olarak kabul ediliyor.</p>

<p>Aradan 28 yıl geçmiş olmasına rağmen Beşköy’de yitirilen 47 can, her yıl düzenlenen anma programlarıyla unutulmuyor. Beşköy’de yükselen dualar, hem hayatını kaybedenlerin aziz hatırasını yaşatıyor hem de afetlere karşı daha güvenli bir gelecek oluşturulmasının ortak sorumluluk olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/beskoyun-unutulmayan-acisi-47-canin-hayatini-kaybettigi-felaket-28-yilinda-dualarla-anildi</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 01:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7575.jpeg" type="image/jpeg" length="34887"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hakkâri’de 3 Yaban Keçisi İçin Av Turizmi İhalesi Açıldı: Karar Tepki Topladı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/hakkaride-3-yaban-kecisi-icin-av-turizmi-ihalesi-acildi-karar-tepki-topladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/hakkaride-3-yaban-kecisi-icin-av-turizmi-ihalesi-acildi-karar-tepki-topladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hakkâri’nin Yüksekova ve Şemdinli ilçelerinde av turizmi kapsamında 3 yaban keçisi kotası ihaleye çıkarıldı. Her bir kota için 1 milyon 650 bin TL muhammen bedel belirlenirken, karar sosyal medyada ve çevre çevrelerinde tartışma yarattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hakkâri’de 2026-2027 av turizmi sezonu kapsamında 3 yaban keçisi için yabancı avcı kotası satışına yönelik ihale açıldı. Doğa Koruma ve Milli Parklar 14. Bölge Müdürlüğü tarafından yayımlanan ilana göre, Şemdinli’deki Konur Devlet Avlağı’nda 1, Yüksekova’daki Gürkavak Genel Avlağı’nda ise 2 olmak üzere toplam 3 av kotası açık teklif usulüyle satışa sunuldu.</p>

<p>İhale ilanında, her bir yaban keçisi kotası için muhammen bedelin 1 milyon 650 bin TL, geçici teminatın ise 49 bin 500 TL olduğu belirtildi. İhaleye yalnızca Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından verilen Av Turizmi İzin Belgesi bulunan acenteler katılabiliyor.</p>

<p>Karar neden tartışılıyor?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Av turizmi uygulaması, Türkiye’de uzun yıllardır yürürlükte olan ve belirli kotalar çerçevesinde sürdürülen yasal bir uygulama. Tarım ve Orman Bakanlığı, av kotalarının bilimsel envanter çalışmaları ve popülasyon değerlendirmeleri doğrultusunda belirlendiğini ifade ediyor.</p>

<p>Buna karşın çevre örgütleri ve hayvan hakları savunucuları, yaban hayatının korunması gereken bir dönemde koruma altındaki türler için av kotası açılmasının etik ve ekolojik açıdan doğru olmadığını savunuyor. Benzer ihaleler geçmiş yıllarda da kamuoyunda tartışmalara neden olmuş, bazı ihaleler yargıya taşınmıştı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/hakkaride-3-yaban-kecisi-icin-av-turizmi-ihalesi-acildi-karar-tepki-topladi</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 19:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7541.jpeg" type="image/jpeg" length="36264"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Personelinin Görevlendirilmesine Yeni Düzenleme İddiası: Resmî Açıklama Bekleniyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/saglik-personelinin-gorevlendirilmesine-yeni-duzenleme-iddiasi-resmi-aciklama-bekleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/saglik-personelinin-gorevlendirilmesine-yeni-duzenleme-iddiasi-resmi-aciklama-bekleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığının farklı kamu kurumlarında görevlendirme usulüyle çalışan sağlık personeline yönelik yeni bir düzenleme hazırlığında olduğu öne sürüldü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İddialara göre süreç kademeli yürütülecek ancak şu ana kadar Bakanlık tarafından doğrulanmış resmî bir açıklama veya yayımlanmış düzenleme bulunmuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sağlık camiasında son günlerde gündeme gelen iddialar, farklı kamu kurumlarında görevlendirme usulüyle görev yapan sağlık çalışanlarını yakından ilgilendiriyor. İddialara göre Sağlık Bakanlığı, görevlendirme uygulamalarına ilişkin yeni bir çalışma yürütüyor.</p>

<p>Paylaşılan bilgilere göre ilk aşamada Bakanlık teşkilatı bünyesinde görev yapan ebe, hemşire, sağlık memuru ve diğer sağlık personelinin asli kadrolarına dönüş sürecinin başlatılması planlanıyor. Sürecin daha sonra valilikler, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlükleri ile diğer kamu kurumlarında görevlendirilen personeli de kapsayacak şekilde genişletilebileceği öne sürülüyor.</p>

<p>İddialarda, düzenlemenin hayata geçirilmesi halinde görevlendirme ile çalışan sağlık personelinin hastaneler, ağız ve diş sağlığı merkezleri, toplum sağlığı merkezleri ile aile sağlığı birimleri gibi asli görev yerlerine kademeli olarak döndürülmesinin hedeflendiği belirtiliyor.</p>

<p>Ancak söz konusu çalışma henüz resmiyet kazanmış değil. Sağlık Bakanlığı tarafından konuya ilişkin yayımlanmış bir mevzuat, genelge veya resmî açıklama bulunmuyor. Bu nedenle dolaşımdaki bilgiler şu aşamada yalnızca iddia niteliği taşıyor.</p>

<p>Sağlık çalışanlarını ilgilendiren olası düzenlemeye ilişkin gelişmelerin, Bakanlığın resmî açıklamaları ve yayımlanacak mevzuat doğrultusunda netlik kazanması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/saglik-personelinin-gorevlendirilmesine-yeni-duzenleme-iddiasi-resmi-aciklama-bekleniyor</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 17:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7534.jpeg" type="image/jpeg" length="30591"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Adnan Kahveci’nin Oğlu Mehmet Bozkurt Kahveci Yoğun Bakımda]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/adnan-kahvecinin-oglu-mehmet-bozkurt-kahveci-yogun-bakimda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/adnan-kahvecinin-oglu-mehmet-bozkurt-kahveci-yogun-bakimda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eski Maliye Bakanı ve ANAP’ın önemli isimlerinden merhum Adnan Kahveci’nin büyük oğlu Mehmet Bozkurt Kahveci, uzun süredir mücadele ettiği sağlık sorunları nedeniyle İstanbul’da hastaneye kaldırıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yoğun bakım ünitesinde tedavisi süren Kahveci’nin durumunun yakından takip edildiği öğrenildi.</p>

<p>ANAP iktidarlarının önemli isimlerinden, eski Devlet ve Maliye Bakanı merhum Adnan Kahveci’nin büyük oğlu Mehmet Bozkurt Kahveci (51), sağlık sorunları nedeniyle yoğun bakımda tedavi görüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzun süredir böbrek yetmezliği nedeniyle diyaliz tedavisi gördüğü belirtilen Kahveci’nin, diyabete bağlı gelişen sağlık problemleriyle de mücadele ettiği öğrenildi. Hastalığı nedeniyle görme yetisini kaybeden Kahveci’nin ayaklarında ise damar tıkanıklığına bağlı dolaşım sorunlarının ortaya çıktığı ifade edildi.</p>

<p>İstanbul Kartal’da babasından kalan apartman dairesinde bakıcısının desteğiyle yaşamını sürdüren Mehmet Bozkurt Kahveci’nin, perşembe günü rahatsızlanmasının ardından Kartal Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi’ne kaldırıldığı bildirildi.</p>

<p>Hastanede yapılan ilk değerlendirmelerin ardından yoğun bakım ünitesine alınan Kahveci’nin tedavisi sürüyor. Sağlık durumunun yakından takip edildiği, tedavi süreciyle hastanenin Başhekimi Prof. Dr. Hasan Fehmi Küçük’ün de ilgilendiği öğrenildi.</p>

<p>Acı Kaza Aileyi Dağıtmıştı</p>

<p>Adnan Kahveci, Turgut Özal döneminde Devlet Planlama Teşkilatı ve Hazine’den sorumlu Devlet Bakanı, ardından Maliye Bakanı olarak görev yapmıştı.</p>

<p>5 Şubat 1993 tarihinde Bolu’nun Gerede ilçesi yakınlarında meydana gelen trafik kazasında Adnan Kahveci ile eşi yaşamını yitirmişti. Kazada yaralanan kızları Aslıhan Kahveci ise yaklaşık 10 gün süren yaşam mücadelesinin ardından hayatını kaybetmişti. Küçük oğulları Cihan Kahveci ise kazadan yaralı olarak kurtulmuştu.</p>

<p>O dönemde Bilkent Üniversitesi’nde eğitim gördüğü için araçta bulunmayan Mehmet Bozkurt Kahveci ise kazadan fiziksel olarak etkilenmese de, ailesini aynı kazada kaybetmenin acısını yaşamıştı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/adnan-kahvecinin-oglu-mehmet-bozkurt-kahveci-yogun-bakimda</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 15:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7521.jpeg" type="image/jpeg" length="58289"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Başakşehir Çam ve Sakura’da Şifa Buldu, CİMER’den Teşekkür Gönderdi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/basaksehir-cam-ve-sakurada-sifa-buldu-cimerden-tesekkur-gonderdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/basaksehir-cam-ve-sakurada-sifa-buldu-cimerden-tesekkur-gonderdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Göğüs Cerrahisi Servisi 1’de başarılı bir tedavi süreci geçiren hasta yakını, başta Prof. Dr. Türkan Dübüş olmak üzere ameliyat ekibi, hemşireler ve tüm sağlık çalışanlarına teşekkür etmek amacıyla CİMER’e anlamlı bir başvuruda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Başakşehir Çam ve Sakura’da Şifa Buldu, CİMER’den Teşekkür Gönderdi</p>

<p>Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Göğüs Cerrahisi Servisi 1’de pektus ekskavatum ameliyatı olan bir hastanın yakını, tedavi sürecinde emeği geçen sağlık çalışanlarının özverisini Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne (CİMER) yaptığı teşekkür başvurusuyla dile getirdi.</p>

<p>Başvuruda, Göğüs Cerrahisi Servisi 2’nin idari sorumlusu Prof. Dr. Türkan Dübüş başta olmak üzere ameliyat ekibi, servis hemşireleri, hasta bakım personeli ve diğer sağlık çalışanlarının tedavi sürecindeki ilgi ve özverisi ayrıntılı şekilde anlatıldı.</p>

<p>Hasta yakını, Prof. Dr. Dübüş’ün yalnızca cerrahi başarısıyla değil, hastalarıyla birebir ilgilenmesi, ameliyat öncesi ve sonrasında yakından takip etmesi, hafta sonları da servisi ziyaret ederek hastalarına moral vermesi ve ailelerin sorularını sabırla yanıtlamasının kendilerine güven verdiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Başvuruda ayrıca ameliyat ekibinin koordineli çalışması, hemşirelerin güler yüzlü ve şefkatli yaklaşımı ile hasta bakım personelinin özverili hizmeti sayesinde zorlu tedavi sürecinin daha güvenli ve huzurlu geçtiği vurgulandı.</p>

<p>CİMER’e iletilen teşekkür metninde, bir hastanenin başarısının yalnızca teknolojik imkânlarla değil, görev yapan sağlık çalışanlarının vicdanı, merhameti ve fedakârlığıyla mümkün olduğu belirtilerek, tedavi sürecinde emeği bulunan tüm sağlık çalışanlarına teşekkür edildi.</p>

<p>Hasta yakını, başta Prof. Dr. Türkan Dübüş olmak üzere ameliyat ekibi ve Göğüs Cerrahisi Servisi 2’de görev yapan tüm sağlık çalışanlarının gösterdiği üstün gayretin takdir edilmesini istedi.</p>

<p><img alt="Başakşehir Çam ve Sakura’da Tedavi Gördü, CİMER’den Teşekkür Etti-1" class="detail-photo img-fluid" height="1600" src="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/b910bb32-3bdb-41ea-ad4a-5fef5de2038c.jpeg" width="1200" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/basaksehir-cam-ve-sakurada-sifa-buldu-cimerden-tesekkur-gonderdi</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 21:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7472.jpeg" type="image/jpeg" length="21170"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanlığından 81 İle Geçici Görevlendirme Talimatı: 6 Ayı Aşan Görevlendirmeler Sonlandırılacak]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/saglik-bakanligindan-81-ile-gecici-gorevlendirme-talimati-6-ayi-asan-gorevlendirmeler-sonlandirilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/saglik-bakanligindan-81-ile-gecici-gorevlendirme-talimati-6-ayi-asan-gorevlendirmeler-sonlandirilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, il içi geçici görevlendirmelere yönelik yeni bir düzenlemeyi hayata geçirdi. Bakanlığın 81 il valiliğine gönderdiği resmî yazıyla, 6 ayı aşan geçici görevlendirmelerin sonlandırılarak personelin asli kadrosuna döndürülmesi istendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığının illere gönderdiği resmî yazıda, “Sağlık Personelinin İl İçi Yer Değiştirmesine İlişkin Yönerge” hükümlerine dikkat çekilerek, il içi geçici görevlendirmelerin süre sınırına uygun yürütülmesi talep edildi.</p>

<p>Yazıya göre, 6 ayı aşan geçici görevlendirmelerin sona erdirilmesi ve ilgili personelin asli kadrolarına dönüş işlemlerinin tamamlanması istendi. Düzenlemenin, sağlık tesisleri arasındaki personel planlamasını daha dengeli hale getirmeyi amaçladığı değerlendiriliyor.</p>

<p>Geçici görevlendirmelerde süre sınırı yeniden hatırlatıldı</p>

<p>Bakanlık yazısında, geçici görevlendirmelerin sürekli bir uygulamaya dönüşmemesi gerektiği vurgulanırken, yönergede belirlenen 6 aylık azami sürenin esas alınması gerektiği belirtildi.</p>

<p>Bu kapsamda, süreyi aşan görevlendirmelerin sonlandırılması ve personelin kadrosunun bulunduğu sağlık tesisine dönüş işlemlerinin gerçekleştirilmesi istendi.</p>

<p>Personel planlamasında denge hedefleniyor</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Düzenlemenin temel amacının, bazı sağlık kuruluşlarında uzun süreli görevlendirmeler nedeniyle oluşan personel dengesizliklerini azaltmak ve insan kaynağını planlamaya uygun şekilde dağıtmak olduğu ifade ediliyor.</p>

<p>Uygulamanın illerdeki ihtiyaç ve planlamalara göre İl Sağlık Müdürlükleri tarafından yürütülmesi bekleniyor.</p>

<p>Sendikalardan istisna talepleri</p>

<p>Kararın ardından bazı sendikalar, aile birliği, sağlık mazereti, engelli yakını bakımı ve can güvenliği gibi özel durumlarda görevlendirmelerin doğrudan sonlandırılması yerine kalıcı kadro nakli veya istisnai uygulamaların değerlendirilmesi çağrısında bulundu.</p>

<p>Sağlık Bakanlığının resmî yazısı doğrultusunda illerde uygulama sürecinin önümüzdeki günlerde netleşmesi bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/saglik-bakanligindan-81-ile-gecici-gorevlendirme-talimati-6-ayi-asan-gorevlendirmeler-sonlandirilacak</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7301-1.jpeg" type="image/jpeg" length="94983"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
