Son haftalarda açıklanan yeni tedavi verileri ise uzun süredir çözüm arayan hastalar için umut vadediyor.
Kurdeşen nedir?
Ürtiker, vücudun alerjik veya bağışıklık sistemi kaynaklı tepkileri sonucu deride ortaya çıkan kızarıklık, kabarıklık ve yoğun kaşıntı ile kendini gösteriyor. Vakaların çoğu birkaç gün içinde geçerken, bazı hastalarda tablo 6 haftadan uzun sürerek kronik forma dönüşebiliyor. Bu durum tıbben Kronik Spontan Ürtiker (KSU) olarak adlandırılıyor.
Mevcut tedavilerin ilk basamağı antihistaminikler
Uzmanlar, tedavinin ilk adımında sedasyon yapmayan ikinci jenerasyon antihistaminiklerin tercih edildiğini, gerektiğinde dozun birkaç kat artırılabildiğini belirtiyor. Ancak bu ilaçlara rağmen tam kontrol sağlanamayan vaka sayısı az değil.
Biyolojik tedaviler uzun süredir gündemde
Antihistaminiklerle kontrol altına alınamayan hastalarda ikinci aşamada omalizumab isimli biyolojik tedavi uygulanıyor. Bu tedavi, bağışıklık sisteminin aşırı yanıtını hedef alarak belirtileri baskılamayı amaçlıyor.
Omalizumabın yeterli gelmediği dirençli hastalarda ise uzun yıllardır bağışıklığı baskılayan ilaçlar gündeme geliyordu; ancak yan etki riskleri nedeniyle bu seçenekler sınırlı bir grupta kullanılabiliyordu.
Yeni dönem: Ağızdan alınan hedefe yönelik ilaç
Son dönemde açıklanan veriler, kronik kurdeşen tedavisinde ağızdan alınan yeni nesil bir ilacın başarılı sonuçlar verdiğini gösteriyor. “BTK inhibitörü” sınıfındaki bu yeni tedavinin özellikle klasik ilaçlara dirençli hastalarda hızlı etki gösterdiği bildiriliyor.
Bu ilaç, deri reaksiyonlarına neden olan mast hücrelerinin aktive olmasını engelliyor. En dikkat çeken özellikleri ise:
- Ağızdan kullanılması, yani iğne gerektirmemesi
- Hızlı etki göstermesi
- Daha az yan etki profili sunması
- Dirençli hastalarda yeni bir seçenek oluşturması
Uzmanlara göre bu gelişme, özellikle kronik ürtiker nedeniyle uzun süredir rahatlayamayan binlerce hasta için “yeni bir tedavi çağı” anlamına geliyor.
Hastalara öneriler
Dermatoloji uzmanları, tedavinin yanında yaşam tarzı önlemlerinin de önemli olduğunu vurguluyor:
- Tetikleyici besin, ilaç veya çevresel faktörlerin belirlenmesi
- Stres yönetimi
- Düzenli uyku
- Alkol, NSAİİ ağrı kesiciler ve benzeri tetikleyicilerden uzak durmak
- Tedavide ilaçları “gerektikçe” değil düzenli kullanmak
Sonuç
Kurdeşen her ne kadar basit bir cilt problemi gibi görünse de, özellikle kronikleştiğinde günlük yaşamı ciddi şekilde zorlaştıran bir hastalık. Son dönemde geliştirilen yeni tedaviler ise özellikle uzun süredir çözüm bulamayan hastalara güçlü bir umut sunuyor. Uzmanlar, hastaların kendi kendine ilaç değiştirmek yerine mutlaka bir dermatoloji veya alerji uzmanına başvurmaları gerektiğini belirtiyor.
