Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Çarpıntının Arkasındaki Sessiz Tehlike: Atriyal Fibrilasyon

Kalbimiz, yaşam boyu hiç durmadan çalışan bir motor gibidir. Dakikada ortalama 60–100 kez atan bu mucizevi organ, vücudun her noktasına kan ve oksijen taşır.

Kalbimiz, yaşam boyu hiç durmadan çalışan bir motor gibidir. Dakikada

Bu düzenli ritim, kalbin kendi elektrik sisteminin kusursuz çalışmasıyla sağlanır. Ancak bu sistemde bir hata olduğunda kalp “düzensiz ve hızlı” atmaya başlar. İşte bu tabloya “atrial fibrilasyon” (AF) denir.

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, atriyal fibrilasyonun toplumda en sık görülen ritim bozukluğu olduğunu belirterek şu bilgileri paylaştı:

“Atriyal fibrilasyon kalbin üst odacıklarında ortaya çıkar ve kalbin elektriksel düzenini bozarak kontrolsüz şekilde çok hızlı uyarılmasına neden olur. Bu durumda kalp kası dakikada 300’ün üzerinde titreşir, tam olarak kasılamaz ve kan atriyumda adeta beklemeye başlar. Bu da pıhtı oluşumuna yol açabilir. Eğer bu pıhtı beyne giderse ani felç gelişebilir. Bu nedenle atriyal fibrilasyon yalnızca bir çarpıntı değil, hayatı değiştirebilecek kadar ciddi bir durumdur.”

Çok Faktörlü Bir Sorun

Doç. Dr. Hayıroğlu, atriyal fibrilasyonun tek bir sebeple ortaya çıkmadığını, birçok faktörün etkili olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Yaş ilerledikçe kalbin dokusu yıpranır ve elektrik iletimi değişir. Hipertansiyon kalbin duvarlarını kalınlaştırarak atriyumun genişlemesine yol açar; diyabet damar yapısını bozarak kalbin elektriksel düzenini etkiler. Kalp damar hastalıkları, kapak hastalıkları ve genetik yatkınlık da önemli risk faktörleridir.”

Ancak her zaman altta yatan bir kalp hastalığı olmayabileceğini vurgulayan Hayıroğlu, tetikleyici faktörlere de dikkat çekti:

“Aşırı kafein ve alkol tüketimi, yoğun stres, sıvı kaybı, bazı soğuk algınlığı ilaçları hatta çok yoğun spor bile ritmi bozabilir. Özellikle uyku apnesi, atriyal fibrilasyon riskini ciddi şekilde artırır. Uyku apnesi olan kişilerde gece boyunca oksijen seviyesi düşer, adrenalin salınımı artar ve bu durum kalpte elektriksel stres yaratır.”

Belirtiler ve Riskler

Hastalık, bazı kişilerde hiçbir belirti vermeden yıllarca sürebilirken, bazılarında yaşam kalitesini belirgin şekilde düşürebilir. En sık görülen belirti çarpıntıdır. Bazı hastalar bu hissi “kalbim göğsümden çıkacak gibi” veya “kuş kanadı çırpıyor gibi” diye tarif eder.

Doç. Dr. Hayıroğlu, hastalığın en büyük tehlikesinin çarpıntıdan değil, pıhtı atmasından kaynaklandığını vurguladı:

“Bazı hastalar çarpıntıyı kısa süreli yaşadığı için önemsemiyor. Oysa kişi hiçbir şey hissetmese bile kalpte pıhtı oluşabilir ve bu pıhtı beyne giderek felce neden olabilir. Bu nedenle çarpıntıyı asla hafife almamak gerekir.”

Tanı ve Tedavi

Tanının basit bir EKG ile konulabileceğini belirten Doç. Dr. Hayıroğlu, ritim bozukluğu ataklar hâlinde oluyorsa Holter cihazı ile 24 saatlik kayıt gerekebileceğini ifade etti. Ayrıca ekokardiyografi ve tiroid fonksiyon testleri de tanıda önemli yer tutar.

Tedavide temel hedefin hem ritmi veya kalp hızını kontrol altına almak, hem de pıhtı riskini azaltmak olduğunu söyleyen Hayıroğlu, şu bilgileri paylaştı:

“Ritmi düzenlemek için beta blokerler, kalsiyum kanal blokerleri ve antiaritmik ilaçlar kullanılır. Pıhtı riskine karşı ise kan sulandırıcı tedavi planlanır. Gerekli durumlarda elektriksel kardiyoversiyonla kalbe kontrollü elektrik verilerek ritim normale döndürülebilir. Ayrıca ilaç tedavisinin yeterli olmadığı hastalarda kateter ablasyon yöntemi oldukça başarılı sonuçlar sunmaktadır.”

Yaşam Tarzı Değişikliği Şart

Atriyal fibrilasyonun yönetiminde hastanın yaşam tarzının büyük önem taşıdığını vurgulayan Doç. Dr. Hayıroğlu, şu önerilerde bulundu:

“Düzenli uyku, kafein ve alkol tüketiminin sınırlandırılması, stres yönetimi, ideal kiloya ulaşmak, düzenli egzersiz yapmak ve varsa uyku apnesini tedavi ettirmek ritim bozukluğunun kontrolünde son derece önemlidir. Özellikle CPAP cihazı kullanımı uyku apnesine bağlı ritim bozukluklarını azaltır.”

“Kalbiniz Sizi Uyarıyor Olabilir”

Hayıroğlu, atriyal fibrilasyonun erken teşhisle yönetilebilir bir hastalık olduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

“Çarpıntı bir mesaj olabilir. Kalbiniz ‘beni ciddiye al’ diyor olabilir. Atriyal fibrilasyon erken teşhis edildiğinde kontrol altına alınabilir ve hastalar güvenle yaşamlarını sürdürebilir. Bir EKG çekimi sadece birkaç dakika sürer ama hayatınızı değiştirebilir. Unutmayın; kalbiniz sizin için çalışıyor, sıra sizde… ona kulak verin.”

📍 Doç. Dr. Mert İlker Hayıroğlu

Sağlık Bilimleri Üniversitesi

Kardiyoloji Anabilim Dalı