Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

14 Mart’ın Hüzünlü Hikâyesi: Tıbbiyelilerin İşgal Altında Başlattığı Sessiz Direniş

14 Mart Tıp Bayramı, aslında bir kutlamadan çok daha fazlası… İşgal altındaki İstanbul’da pijamalarıyla bile boyun eğmeyen tıbbiyelilerin başlattığı bir millet direnişinin adıdır.

14 Mart Tıp Bayramı, aslında bir kutlamadan çok daha fazlası…

Tıp Bayramı Neden 14 Mart? Savaş, İşgal ve Büyük Bir Adanmışlığın Hikâyesi

Tarih boyunca milletler büyük felaketlerle sınandı; savaş, deprem, salgın… En ağır yükü ise çoğu zaman hekimler ve tıbbiyeliler taşıdı.

14 Mart’ın hikâyesi de tam bu noktada başlıyor.

Bugün bir “meslek bayramı” gibi görünse de 14 Mart, köklerinde işgal, direniş ve adanmışlık barındıran hüzünlü bir tarih taşıyor. Bu tarih, yalnızca modern tıbbın kuruluş günü değil; aynı zamanda bir milletin esarete karşı attığı ilk adımlardan biri.

13 Kasım 1918: 61 Parçalık İtilaf Donanması İstanbul’a Dayanıyor

Tarih 13 Kasım 1918.

22 İngiliz, 17 İtalyan, 12 Fransız, 4 Yunan gemisi ve 6 denizaltından oluşan 61 parçalık dev İtilaf donanması, İstanbul’un önünde demirledi.

Boğaz’da sıralanan savaş makineleri yalnızca bir işgal değil, bir gözdağıydı. Şehirde hüzün, öfke ve çaresizlik aynı anda hissediliyordu.

Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’nin öğrencileri ve hocaları, bu manzarayı pencerelerinden izlerken gözyaşlarına hâkim olamadı. O an, tıbbiyeli olmanın sadece bir meslek değil; vatan borcu olduğunu anladılar.

O gün orada bulunan Tevfik Salim Sağlam’ın tarihe geçen sözleri, tıbbiyelilerin ruhunu özetliyordu:

“Efendiler! Ordusu asla mağlup olmamış bir milletin çocuklarısınız… Bu donanmanın bugünkü kuru gürültüsü sizi telaşlandırmasın.”

İşgal Güçleri Tıbbiyeyi Basıyor: Yasaklar, Tehditler, Pijamalı Direniş

Kısa süre sonra işgal kuvvetleri Tıbbiye’yi tamamen ele geçirmek istedi.

Direnen öğrenci ve hocalara rağmen okul 3 Şubat 1919’da İtilaf güçlerinin kontrolüne geçti.

Ardından:

  • Öğrencilerin yatakhaneleri boşaltıldı, karyolalar askerler için alındı.
  • Tıbbiyeliler yer döşeklerinde yatmaya zorlandı.
  • Üniforma giymek yasaklandı.
  • Üç kişinin bir araya gelmesi bile yasaklandı.

Ama tıbbiyeliler geri adım atmadı.

Bu kez pijamalarıyla, fesleriyle derslere girerek tarihe geçecek bir protesto başlattılar.

14 Mart 1919: Kutlama Görünümlü Milli Direniş Toplantısı

Baskılara dayanamayan öğrenciler, o güne kadar hiç kutlanmamış olan Tıbbiyenin kuruluş yıl dönümünü bahane ederek İşgale rağmen bir toplantı düzenlemek için izin istedi.

İşgal kuvvetleri, gözetim altında olmak şartıyla izin verdi.

Toplantıda Dr. Memduh Necdet, tarihe kazınan o konuşmayı yaptı:

“İtiraf ediyoruz ki vatan, bilhassa onun kalbi olan İstanbul bugün korkunç bir buhran geçiriyor. Ama korkmuyoruz… Çünkü İstanbul bizimdir.”

Bu sözler salonda alkışlarla yükselirken işgalciler toplantıyı zorla dağıttı, birçok öğrenciyi gözaltına aldı.

Aynı Anda Bir Başka Direniş: İki Kule Arasına Asılan Dev Türk Bayrağı

Toplantı dağıtılırken diğer tıbbiyeliler okulun iki saat kulesinin arasına dev bir Türk bayrağı astı.

Bu öyle güçlü bir eylemdi ki Kurtuluş Savaşı’nın ilk işaret fişeği olarak kabul edildi.

Bugün kutladığımız 14 Mart Tıp Bayramı’nın gerçek çıkış noktası işte bu eylemdir:

Bir avuç öğrencinin işgal ordularına karşı attığı tarihî meydan okuma.

Sivas Kongresi’nde Bir Tıbbiyeli: Bağımsızlığın En Gür Sesi

Sivas Kongresi’nde Tıbbiyeli Hikmet’in şu sözleri, tarihte bir dönüm noktasıdır:

“Paşam, manda ve himayeyi kabul edemeyiz! Bunu kabul eden her kim olursa olsun reddeder, lanetleriz!”

Bu cümle, tıbbiyelilerin yalnızca hekim yetiştiren bir okul olmadığını; bağımsızlık iradesinin köklerinden biri olduğunu gösterdi.

Çanakkale’de Şehit Olan Bir Nesil: 1921’de Hiç Mezun Verilemedi

Tıbbiyeliler sadece işgalde değil; cephede de en ağır bedeli ödeyen gruplardan biri oldu.

  • 1915’te Tıbbiye 1. sınıfa kaydolan öğrencilerin tamamı Çanakkale’de şehit oldu.
  • Bu nedenle 1921 yılında Tıbbiye hiç mezun veremedi.
  • Savaşta kimi kurşunla, kimi kolera, tifüs, frengi ve dizanteri gibi hastalıklarla can verdi.
  1. Dünya Savaşı boyunca binlerce hekim ve sağlık çalışanı yaralıların başında şehadete yürüdü; kimi seyyar hastanelerde, kimi cephe hattında hayatını kaybetti ama hiçbir yaralıyı yalnız bırakmadı.

Bugün 14 Mart Neyi Anlatıyor?

14 Mart Tıp Bayramı bugün sadece bir meslek günü değildir.

Bu topraklar için ter döken, kan döken, can veren tıbbiyeli ruhunun bayramıdır.

Çanakkale’de, İstanbul’un işgalinde, Balkanlarda, Galiçya’da, 15 Temmuz’da…

Nerede bir yara varsa orada olanların hikâyesidir.